• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

rise

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 980

ana kullanım 1

01. doğmak 02. yataktan kalkmak 03. kalkmak 04. doğrulmak 05. ayağa kalkmak 06. çoğalmak 07. artmak 08. çıkmak 09. su yüzüne çıkmak 10. yükselmek 11. terfi etmek 12. kuvvetlenmek 13. şiddetlenmek 14. azmak 15. ortaya çıkmak 16. görünmek 17. erişmek 18. yetişmek 19. neşelenmek 20. ferahlamak 21. rahatlamak 22. sevinmek 23. ağmak 24. aşmak 25. başlamak 26. geçmek 27. gün doğmak 28. kabarmak 29. kızmak 30. sinirlenmek 31. tatile girmek 32. toplantıyı bitirmek 33. üste çıkmak 34. üstün gelmek 35. açılmak 36. çavmak 37. çıkıntı oluşturmak 38. coşmak 39. dirilmek 40. domalmak 41. ekşimek 42. ertelenmek 43. güneş doğmak 44. havalanmak 45. ileri çıkmak 46. ilerlemek 47. iyileşmek 48. suları kabarmak 49. tatil edilmek 50. teali etmek 51. tütmek 52. yukarı çıkmak 53. yukarı kalkmak 54. yükseltmek 55. yürümek 56. zenginleşmek

ana kullanım 2

01. yükseliş 02. yükselme 03. bayır 04. tümsek 05. yokuş 06. artış 07. artma 08. çoğalma 09. zam 10. çıkış 11. terfi 12. kaynak 13. memba 14. ağış 15. doğuş 16. eklenme 17. irtifa 18. kaynağından çıkma 19. maaş zammı 20. menşe 21. teali 22. ulanma 23. vesile 24. yeniden doğma 25. bahane 26. çıkıntı 27. çıkma 28. dirilme 29. kabarma 30. kalkış 31. katılma 32. menba 33. neden 34. sırt 35. tepe 36. tepecik 37. yükseklik 38. yükselti

balıkbilim

01. su yüzüne yükselme 02. su yüzüne çıkış

gemi

01. görünmesini sağlamak 02. yaklaşarak görmek

gökbilim

01. doğma 02. tulu etmek

hekimlik

01. kabarma

inşaat

01. kot farkı 02. kabarma

iş dünyası

01. ayaklanmak 02. isyan etmek 03. ücret artışı

mimarlık

01. kemer yüksekliği 02. rıht yüksekliği

müzik

01. tizleşmek

RISE = [rayz] verb
rose [rouz], risen ['rizın]
1 doğmak * eşanlamlı : arise, get up
İngilizce örnek : I have been here since the sun rose.
Türkçe çevirisi : Güneş çıktığından beri burdayım.
İngilizce örnek : The sun rises in the east and sets in the west.
Türkçe çevirisi : Güneş doğudan doğar ve batıdan batar.
2 yükselmek, çıkmak * eşanlamlı : ascend, mount, climb, go up; advance, progress, improve, prosper * karşıtanlamlı : fall
İngilizce örnek : Hot air rises.
Türkçe çevirisi : Sıcak hava yükselir.
İngilizce örnek : The smoke rose into the air.
Türkçe çevirisi : Duman havaya yükseldi.
İngilizce örnek : The water level has risen five centimetres.
Türkçe çevirisi : Su seviyesi beş santimetre yükseldi.
İngilizce örnek : The aeroplane rose into the air.
Türkçe çevirisi : Uçak havaya yükseldi.
3 ayağa kalkmak * eşanlamlı : stand * karşıtanlamlı : sit down
İngilizce örnek : After the concert, everybody rose and clapped.
Türkçe çevirisi : Konserden sonra herkes ayağa kalkıp alkışladı.
İngilizce örnek : Everybody rose when he entered the room.
Türkçe çevirisi : O odaya girince herkes ayağa kalktı.
4 yataktan kalkmak * eşanlamlı : get up * karşıtanlamlı : go to bed
İngilizce örnek : I always rise at seven o'clock.
Türkçe çevirisi : Her zaman saat yedide kalkarım.
5 artmak * eşanlamlı : increase, grow, intensify
İngilizce örnek : Prices rise in a time of inflation.
Türkçe çevirisi : Fiyatlar enflasyon zamanında artar.
İngilizce örnek : The population of the world is rising very fast.
Türkçe çevirisi : Dünyanın nüfusu çok hızlı artıyor.
6 ortaya çıkmak * eşanlamlı : appear, emerge, spring, originate, occur
¤ noun
1 doğuş, yükseliş * eşanlamlı : ascent, climb, rising, uprising, upturn; advance, progress, improvement * karşıtanlamlı : fall
2 artış, çoğalma, zam * eşanlamlı : increase, growth
İngilizce örnek : He quit because he didn't get a pay rise.
Türkçe çevirisi : İşten ayrıldı çünkü maaş zammı almadı.
İngilizce örnek : I asked for a pay rise last week.
Türkçe çevirisi : Geçen hafta maaşıma zam istedim.
İngilizce örnek : We'll get a rise in salary after two months.
Türkçe çevirisi : İki ay sonra maaşa zam alacağız.
3 çıkış * eşanlamlı : appearance, emergence, origin, beginning
* give rise to = -e neden olmak
* rise against = -e başkaldırmak

1: 0 ms