• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

right

Türkçe - İngilizce

right

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 149

ana kullanım 2

RIGHT = [rayt] adjective
1 doğru * eşanlamlı : correct, true, accurate, precise * karşıtanlamlı : incorrect
İngilizce örnek : Yes, that is right.
Türkçe çevirisi : Evet, bu doğru.
İngilizce örnek : The station clock is always right.
Türkçe çevirisi : İstasyon saati daima doğrudur.
2 haklı * eşanlamlı : just, fair, equitable, righteous, upright
İngilizce örnek : You're right about that.
Türkçe çevirisi : Bu konuda haklısın.
İngilizce örnek : He's quite right.
Türkçe çevirisi : O tamamen haklı.
3 gereken, aranan * eşanlamlı : proper, suitable, apt, fit, appropriate, convenient * karşıtanlamlı : unsuitable
İngilizce örnek : He's not the right man for the job.
Türkçe çevirisi : İş için uygun adam değil.
İngilizce örnek : This shirt is not the right size.
Türkçe çevirisi : Bu gömlek uygun beden değil.
İngilizce örnek : Excuse me, is this the right bus for Taksim Square?
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, bu Taksim Meydanı’na giden otobüs mü?
4 sağ * eşanlamlı : left
İngilizce örnek : He was holding a briefcase in his right hand.
Türkçe çevirisi : Sağ elinde bir evrak çantası tutuyordu.
İngilizce örnek : I was sitting on the right of the chairman.
Türkçe çevirisi : Başkanın sağında oturuyordum.
5 dik
¤ adverb
1 doğru olarak
İngilizce örnek : You guessed right.
Türkçe çevirisi : Doğru tahmin ettin.
2 tam
İngilizce örnek : The table is right in the middle of the room.
Türkçe çevirisi : Masa odanın tam ortasında.
3 hemen * eşanlamlı : immediately
İngilizce örnek : I will leave right after dinner.
Türkçe çevirisi : Akşam yemeğinden hemen sonra gideceğim.
¤ noun
1 hak, yetki * eşanlamlı : title, claim, privilege
İngilizce örnek : I have a right to speak.
Türkçe çevirisi : Konuşma hakkım var.
İngilizce örnek : You've no right to talk like that.
Türkçe çevirisi : Böyle konuşmaya hakkın yok.
İngilizce örnek : He insisted on his rights.
Türkçe çevirisi : Haklarında ısrar etti.
İngilizce örnek : Who gave you the right to interfere?
Türkçe çevirisi : Sana kim müdahale etme hakkı verdi?
2 doğru, gerçek * eşanlamlı : uprightness, truth, integrity
İngilizce örnek : He doesn't know right from wrong.
Türkçe çevirisi : Doğruyu yanlıştan ayırt edemiyor. (Eğriyi doğruyu bilmiyor.)
3 sağ
İngilizce örnek : Take the next turn on the right.
Türkçe çevirisi : Sağdan ilk dönemece gir.
¤ verb
doğrultmak, düzeltmek
* all right = 1 tamam, olur, hay hay
2 uygun
* by rights = hakka bakılırsa
* right away = hemen, birazdan
İngilizce örnek : I want him to do that work right away.
Türkçe çevirisi : Bu işi hemen yapmasını istiyorum.
* right hand/arm = sağ kol
* right here = tam burada/buraya

RIGHT nasıl okunur, okunuşu /rayt/ sıfat

1: 0 ms