• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

remove

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2206

ana kullanım 1

01. çıkarmak 02. temizlemek 03. silmek 04. gidermek 05. kovmak 06. atmak 07. kaldırmak 08. alıp götürmek 09. uzaklaştırmak 10. defetmek 11. taşınmak 12. almak 13. başka yere naklolmak 14. bertaraf etmek 15. çekmek 16. değiştirmek 17. gitmek 18. görevden çıkarmak 19. izale etmek 20. kaydırmak 21. ortadan kaldırmak 22. refetmek 23. toparlayıp kaldırmak 24. yeni yere taşımak 25. yok etmek 26. aradan çıkarmak 27. ayırmak 28. azletmek 29. başka yere götürmek 30. çıkartmak 31. ekarte etmek 32. elini çekmek 33. ev değiştirmek 34. geri çekmek 35. görevden almak 36. görevinden uzaklaştırmak 37. götürmek 38. ihraç etmek 39. nakletmek 40. öldürmek 41. tardetmek 42. taşımak 43. tayyetmek 44. yerinden etmek 45. yerini değiştirmek 46. yüzmek

ana kullanım 2

01. adım 02. basamak 03. çıkarma 04. akrabalık derecesi 05. derece 06. ev değiştirme 07. kademe 08. mesafe 09. taşınma 10. uzaklaşma 11. uzaklaştırma 12. uzaklık

bilişim

01. kaldır 02. sil

havacılık

01. başka yere taşınmak 02. boşaltmak

hekimlik

01. kökünden çıkarıp almak

hukuk

01. davayı başka mahkemeye havale etmek

teknik

01. ayrıştırmak 02. sökmek 03. başka yere nakletmek

tekstil

01. çekip almak 02. leke çıkarmak

turizm

01. ana yemek yendikten ve sofradan kaldırıldıktan sonra verilen yemek

REMOVE = [ri'mu: v] verb
1 çıkarmak, gidermek, ortadan kaldırmak * eşanlamlı : take off, detach, doff, take away, dislodge, displace, eliminate
İngilizce örnek : Before he sat down, he removed his coat.
Türkçe çevirisi : Oturmadan önce ceketini çıkardı.
İngilizce örnek : She removed the dust from his shoes.
Türkçe çevirisi : Ayakkabılarından tozu çıkardı.
İngilizce örnek : She beat the carpet with a stick to remove the dust.
Türkçe çevirisi : Tozu çıkarmak için halıyı bir sopayla dövdü.
İngilizce örnek : Skim the soup to remove the fat on the surface.
Türkçe çevirisi : Yüzeydeki (üst kısmındaki) yağı almak için çorbanın köpüğünü al.
İngilizce örnek : He removed the weeds with a hoe.
Türkçe çevirisi : Bir çapa ile yabani otları çıkardı.
İngilizce örnek : You can remove the bugs in the system with this program.
Türkçe çevirisi : Bu programla sistemdeki virüsü çıkarabilirsin.
2 temizlemek, silmek, çıkarmak * eşanlamlı : erase, delete
İngilizce örnek : It is difficult to remove coffee stains from the tablecloth.
Türkçe çevirisi : Kahve lekelerini masa örtüsünden çıkarmak zordur.

1: 0 ms