• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

reach

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1309

hidrostatik

REACH = [ri: ç] verb
1 ulaşmak, erişmek, varmak * eşanlamlı : get to, arrive at
İngilizce örnek : Can we reach him by phone?
Türkçe çevirisi : Ona telefonla ulaşabilir miyiz?
İngilizce örnek : It was about 8 o'clock when we reached Istanbul.
Türkçe çevirisi : İstanbul’a vardığımızda saat yaklaşık sekizdi.
İngilizce örnek : The news reached me just as I was going out.
Türkçe çevirisi : Haber bana ben tam dışarı çıkarken ulaştı.
İngilizce örnek : They were striving to reach land.
Türkçe çevirisi : Karaya ulaşmaya çalışıyorlardı.
İngilizce örnek : What time did your train reach the station?
Türkçe çevirisi : Treniniz saat kaçta istasyona ulaştı?
İngilizce örnek : No sooner had I reached home than the telephone rang.
Türkçe çevirisi : Eve varır varmaz telefon çaldı.
2 yetişmek, değmek * eşanlamlı : stretch, extend, touch
İngilizce örnek : Can you reach that dictionary on the top shelf?
Türkçe çevirisi : Üst raftaki şu sözlüğe yetişebilir misin?
İngilizce örnek : Is he tall enough to reach the cupboard?
Türkçe çevirisi : Dolaba yetişebilecek kadar boyu uzun mu?
İngilizce örnek : Will you pass me that book please? I can't reach it.
Türkçe çevirisi : Şu kitabı bana verir misin? Ona yetişemiyorum.
¤ noun
1 uzanma * eşanlamlı : extend, stretch
2 menzil * eşanlamlı : range, scope, distance
3 anlayış, kavrayış
* out of reach = erişilmez, yetişilmez
İngilizce örnek : Keep these pills out of the reach of children.
Türkçe çevirisi : Bu hapları çocukların erişmeyeceği yerde saklayın.
* reach a decision = karara varmak
İngilizce örnek : We've finally reached a decision.
Türkçe çevirisi : Sonunda bir karara vardık.
İngilizce örnek : We'll let you know when we have reached a decision.
Türkçe çevirisi : Bir karara varınca size bildireceğiz.
* within reach = erişilebilir
İngilizce örnek : There are several shops within easy reach of the house.
Türkçe çevirisi : Evin hemen yakınında birkaç dükkân var.

1: 1 ms