• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

question

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 303

QUESTION = ['kwesçın] noun
1 soru, sorgu * eşanlamlı : query, enquiry, interrogation, examination * karşıtanlamlı : answer
İngilizce örnek : The question is easy.
Türkçe çevirisi : Soru kolay.
İngilizce örnek : May I ask you a question?
Türkçe çevirisi : Bir soru sorabilir miyim?
İngilizce örnek : Think carefully before you answer the exam questions.
Türkçe çevirisi : Sınav sorularına yanıt vermeden önce dikkatle düşünün.
2 konu, sorun * eşanlamlı : subject, point, matter
İngilizce örnek : His approach to the question was a bit queer.
Türkçe çevirisi : Onun soruna yaklaşımı biraz tuhaftı.
3 kuşku, şüphe * eşanlamlı : doubt, uncertainty
¤ verb
1 sorguya çekmek * eşanlamlı : interrogate, ask, enquire * karşıtanlamlı : answer, reply
İngilizce örnek : The police are questioning two men.
Türkçe çevirisi : Polis, iki adamı sorguya çekiyor.
İngilizce örnek : They questioned him on the spot.
Türkçe çevirisi : Onu olay yerinde sorguya çektiler.
İngilizce örnek : Everyone was questioned by the police.
Türkçe çevirisi : Herkes polis tarafından sorguya çekildi.
2 kuşkulanmak * eşanlamlı : doubt, suspect, mistrust
İngilizce örnek : I question his capacity.
Türkçe çevirisi : Onun kapasitesinden kuşkum var.
* come into question = gündeme gelmek
* in question = söz konusu olan
İngilizce örnek : The article in question was written by him.
Türkçe çevirisi : Söz konusu makale onun tarafından yazıldı.
* out of the question = söz konusu olamaz
İngilizce örnek : A pay rise is out of the question now.
Türkçe çevirisi : Şimdi bir maaş zammı söz konusu olamaz.
İngilizce örnek : I can't accept this watch as a gift; it's out of the question.
Türkçe çevirisi : Bu saati hediye olarak alamam, bu söz konusu olamaz.
* question mark = soru işareti
* question master = yarışma programında soru soran kimse

QUESTION = question nedir; question ne demek; question Türkçesi; question nasıl okunur, okunuşu /'kwesçın/ isim

1: 0 ms