• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

push

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 4123

PUSH = [puş] verb
1 itmek * eşanlamlı : shove, force, thrust * karşıtanlamlı : pull
İngilizce örnek : We pushed the car to the petrol station when we ran out of petrol.
Türkçe çevirisi : Benzinimiz bitince arabayı benzin istasyonuna ittik.
İngilizce örnek : The fisherman push the boat into the sea.
Türkçe çevirisi : Balıkçı sandalı denize itiyor.
İngilizce örnek : Did you fall into the pond or did someone push you?
Türkçe çevirisi : Havuza sen mi düştün yoksa biri seni mi itti?
2 basmak, bastırmak * eşanlamlı : press, squeeze
İngilizce örnek : Push this button to operate the machine.
Türkçe çevirisi : Makineyi çalıştırmak için bu düğmeye bas.
İngilizce örnek : Push the button to call the lift.
Türkçe çevirisi : Asansörü çağırmak için düğmeye bas.
3 sıkıştırmak, zorlamak * eşanlamlı : urge, encourage, impel, spur, prompt, coerce
İngilizce örnek : My parents are always pushing me working hard.
Türkçe çevirisi : Annem babam her zaman beni sıkı çalışmaya zorluyor.
¤ noun
1 itme, itiş, kakma, dürtme * eşanlamlı : shove, thrust, nudge, prod
İngilizce örnek : Give the ball a push and it'll roll over here.
Türkçe çevirisi : Topu it ve o buraya yuvarlanacaktır.
İngilizce örnek : The door sticks - you need to give it a push.
Türkçe çevirisi : Kapı sıkışmış – onu itmen gerekiyor.
2 çaba, gayret * eşanlamlı : effort, endeavour, attack, drive, ambition, enterprise
3 girginlik

PUSH = nasıl okunur, okunuşu /puş/ eylem

1: 0 ms