• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

pull

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3485

ana kullanım 1

01. çekmek 02. asılmak 03. çekiştirmek 04. koparmak 05. yolmak 06. toplamak 07. bir yudum almak 08. birleştirmek 09. çekip çıkarmak 10. çekip koparmak 11. derin nefes çekmek 12. durdurmak 13. geme asılmak 14. işlemek 15. kalkmak 16. parçalamak 17. şiddetle çekmek 18. sökmek 19. sürüklemek 20. yapmak 21. kürek çekmek 22. çevirmek 23. cezbetmek 24. çıkarmak 25. döndürmek 26. içeri atmak 27. sola doğru atmak 28. tutuklamak 29. yürütmek 30. ayırmak 31. bir oyuncuyu dışarıya almak 32. daha fazla sayı yapabilmek için kaleciyi oyundan alıp yerine bir hücum oyuncusunu sahaya sürmek 33. fazla gererek incitmek 34. gelmek 35. girmek 36. hareket etmek 37. içmek 38. kenara parketmek 39. lava etmek 40. nefes çekmek 41. prova çekmek 42. torpil patlatmak 43. yırtmak 44. zedelemek

ana kullanım 2

01. çekme 02. çekiş 03. zorlu tırmanış 04. yudum 05. fırt 06. etki 07. nüfuz 08. iltimas 09. torpil 10. bir içim 11. bir nefes 12. çaba 13. canlandırma 14. cazibe 15. çekim gücü 16. dayanıklılık 17. etkili olma 18. kayırma 19. kısa kürekli gezi 20. kulp 21. sürükleme 22. tahrik 23. tutamaç 24. uğraşma 25. deneme baskısı 26. prova baskı 27. yana çekme 28. aracı itme gücü 29. arka 30. piston 31. arka çıkma 32. asılma 33. avantaj 34. çekicilik 35. çekim 36. gayret 37. germe 38. hamla 39. harekete geçirme 40. içim 41. iste 42. kısa sandal gezintisi 43. koltuk 44. koltuk altı 45. kordon 46. kulaç çekme 47. kürek çekme 48. lava 49. nüfuzlu olma 50. prova 51. tansiyon 52. teşvik 53. tokmak vs 54. tutup çekilecek ip 55. üstünlük 56. yısa boca 57. zahmetli iş

denizcilik

01. lava

PULL = [pul] verb
1 çekmek, sürüklemek * eşanlamlı : draw, drag, haul, tow, tug * karşıtanlamlı : push
İngilizce örnek : Can your car pull a caravan?
Türkçe çevirisi : Araban karavan çekebilir mi?
İngilizce örnek : Could you help me move this heavy couch? You pull and I'll push.
Türkçe çevirisi : Bu ağır kanepeyi taşımama yardım eder misin? Sen çek, ben de iteyim.
İngilizce örnek : The neighours will see us; pull down the blinds.
Türkçe çevirisi : Komşular bizi görecek, jaluzileri indir.
2 koparmak * eşanlamlı : pluck, extract, detach, rip, tear
¤ noun
1 çekme, çekiş * eşanlamlı : drag, tow, tug * karşıtanlamlı : push
İngilizce örnek : Can you give the rope a pull?
Türkçe çevirisi : İpi çeker misin?
2 yudum
3 fırt
4 kon. iltimas, torpil
* pull down = yıkmak, indirmek
İngilizce örnek : The Council have decided not to pull down that beautiful old house.
Türkçe çevirisi : Meclis, o güzel eski evi yıkmamaya karar verdi.
İngilizce örnek : They pulled down the cottages in order to build big block of flats.
Türkçe çevirisi : Büyük apartmanlar yapmak için yazlıkları yıktılar.
* pull in = 1 (tren) istasyona girmek
2 (taşıt) kenara çekmek
* pull off = 1 çıkarmak, soymak
2 başarmak * eşanlamlı : succeed, accomplish, achieve * karşıtanlamlı : fail
İngilizce örnek : I think it's amazing that Şaban pulled it off - I never thought he'd do it.
Türkçe çevirisi : Bence Şaban’ın onu başarması hayret verici – Onu yapacağını hiç düşünmemiştim.
* pull sth out = çekip çıkarmak
İngilizce örnek : I'll go to the dentist and have this tooth pulled out.
Türkçe çevirisi : Dişçiye gideceğim ve bu dişi çektireceğim.
* pull sth over = (arabayı) kenara çekmek
İngilizce örnek : I think we're lost. Let's pull over and ask directions.
Türkçe çevirisi : Sanırım kaybolduk. Arabayı kenara çekelim ve yolu soralım.
* pull through = (hastalık, kaza, vb) atlatmak, kefeni yırtmak
İngilizce örnek : The patient is still on the danger list but I think he will pull through soon.
Türkçe çevirisi : Hasta hâlâ tehlike listesinde ama sanırım kısa sürede kefeni yırtacaktır.
* pull up = (araba) durmak
İngilizce örnek : A police car pulled up outside the Burhans' house.
Türkçe çevirisi : Buhan’ın evinin dışında bir polis arabası durdu.

1: 0 ms