• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

produce

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 814

ana kullanım 1

01. üretmek 02. yapmak 03. yetiştirmek 04. neden olmak 05. sahneye koymak 06. getirmek 07. göstermek 08. ortaya koymak 09. doğurmak 10. çıkarmak 11. -e yol açmak 12. hasıl etmek 13. husule getirmek 14. imal etmek 15. istihsal etmek 16. meydana getirmek 17. meydana koymak 18. olmasını sağlamak 19. peyda etmek 20. türetmek 21. ürün vermek 22. uzatmak 23. yol açmak 24. oluşturmak 25. ortaya çıkarmak 26. -e neden olmak 27. eser vermek 28. ibraz etmek 29. ikame etmek 30. meyva ya da ürün vermek 31. peydahlamak 32. sahnelemek 33. tevlit etmek 34. vermek 35. vücuda getirmek 36. vücut vermek 37. vücuta getirmek 38. yayınlamak 39. yazmak

ana kullanım 2

01. ürün 02. mahsul 03. hasılat 04. sebze 05. sonuç 06. zerzevat

bilişim

01. devir

bitkibilim

01. hasıl etmek 02. vermek

ekonomi

01. hasıla

geometri

01. bir doğruyu uzatmak

hekimlik

01. randıman

hukuk

01. semere 02. sunmak

inşaat

01. üretim 02. hazırlamak

sanat

01. yönetmek

sinema

01. yönetmek 02. gerçekleştirmek

şeker

01. hazırlamak

tarım

01. verim

teknik

01. imalat

tekstil

01. beslemek 02. teslim etmek

PRODUCE = 1 [prı'dyu: s] verb
1 üretmek, yapmak * eşanlamlı : make, create, invent, construct, fabricate, generate, manufacture, bring about
İngilizce örnek : What does this factory produce?
Türkçe çevirisi : Bu fabrika ne üretiyor?
2 yetiştirmek * eşanlamlı : bear, bring forth, yield
3 neden olmak * eşanlamlı : cause
İngilizce örnek : The medicine didn’t produce any undesirable effects.
Türkçe çevirisi : İlaç herhangi bir istenmeyen etkiye yol açmadı.
İngilizce örnek : Did your deliberations produce any result?
Türkçe çevirisi : Düşünüp taşınmaların herhangi bir sonuca götürdü mü?
4 (film) sahneye koymak, yapmak * eşanlamlı : show, exhibit, demonstrate
İngilizce örnek : Steven Spielberg produced The Mask of Zorro.
Türkçe çevirisi : Steven Spielberg, Zorro’nun Maskesi filmini sahneye koydu.
5 göstermek, vermek, çıkarmak
İngilizce örnek : Produce your driver's licence.
Türkçe çevirisi : Ehliyetini göster.
İngilizce örnek : The chairman produced another document.
Türkçe çevirisi : Başkan bir belge daha gösterdi.
İngilizce örnek : The defendant will produce new evidence at the trial.
Türkçe çevirisi : Davalı, duruşmada yeni bir kanıt gösterecek.

PRODUCE = 2 ['prodyu: s] noun
ürün
İngilizce örnek : He expected to get a good price for his garden produce.
Türkçe çevirisi : Bahçe ürünü için iyi bir fiyat almayı umuyordu.
İngilizce örnek : Thailand's principal agricultural produce is rice.
Türkçe çevirisi : Tayland’ın temel tarım ürünü pirinçtir.

1: 0 ms