• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

practice

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 512

ana kullanım 1

01. antrenman yapmak 02. idman yapmak 03. pratik yapmak 04. uygulamak 05. âdet edinmek 06. alışkanlık haline getirmek 07. alıştırma yapmak 08. çalışmak 09. deneyim kazanmak 10. dolap çevirmek 11. egzersiz yapmak 12. entrika çevirmek 13. gerçekleştirmek 14. meşk etmek 15. uygulmak 16. yapmak

ana kullanım 2

01. pratik 02. idman 03. alıştırma 04. antrenman 05. uygulama 06. eylem 07. deneyim 08. alışkanlık 09. doktorluk 10. avukatlık 11. uzmanlık 12. âdet 13. alışkı 14. amel 15. ameliye 16. el alışkanlığı 17. kılgı 18. meşk 19. meslek icrası 20. oyun 21. talim 22. teamül 23. alışma 24. çalışma 25. dalavere 26. deneme 27. egzersiz 28. hekimlik uygulaması 29. hile 30. ısınma 31. işyeri 32. itiyat 33. müşteri 34. tatbik 35. tatbikat 36. tecrübe 37. teknik 38. temrin 39. usul 40. yöntem

eğitim

01. alıştırma yapmak 02. alıştırı 03. kılgısal

felsefe

01. kılgı

havacılık

01. eğitim yapmak 02. talim yapmak

hekimlik

01. praktis 02. işlem 03. yöntem

hukuk

01. dava açma usulü

inşaat

01. metot 02. sistem 03. teknik 04. teknoloji

madencilik

01. staj

mimarlık

01. çalışma odası

oto

01. antrenman turları

tarım

01. yapma

teknik

01. denemek 02. tatbik etmek

yöntembilim

01. denence

PRACTICE = ['prektis] noun
1 alıştırma * eşanlamlı : exercise, drill, study, training
İngilizce örnek : I am not good at drums. I need more practice.
Türkçe çevirisi : Davulda iyi değilim. Daha çok alıştırmaya ihtiyacım var.
İngilizce örnek : This book has some practice tests for the exam.
Türkçe çevirisi : Bu kitapta sınav için alıştırma testleri var.
2 uygulama * eşanlamlı : application, action, performance
İngilizce örnek : This practice is open to many objections.
Türkçe çevirisi : Bu uygulama birçok itiraza açıktır.
İngilizce örnek : In theory it should be easy, but in practice it isn't.
Türkçe çevirisi : Teoride kolay olması gerekir, ama uygulamada (kolay) değil.
3 antrenman * eşanlamlı : exercise
İngilizce örnek : The coach said there would be a team practice in the gym tomorrow.
Türkçe çevirisi : Antrenör, yarın salonda takım antrenmanı olacağını söyledi.
4 alışkanlık * eşanlamlı : custom, habit, use, usage, tradition
* out of practice = körelmiş, pratiğini yitirmiş, antrenmansız
İngilizce örnek : He used to play football very well, but he's out of practice now.
Türkçe çevirisi : Çok iyi futbol oynardı ama şimdi antrenmansız.

1: 0 ms