• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

poor

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 563

kazıbilim

POOR = [puı] adjective
1 yoksul, fakir * eşanlamlı : needy, necessitous, penniless, impoverished, indigent, broke * karşıtanlamlı : rich, wealthy
İngilizce örnek : I’m not rich, I’m poor.
Türkçe çevirisi : Zengin değilim, fakirim.
İngilizce örnek : There are several poor countries in Africa.
Türkçe çevirisi : Afrika’da birçok yoksul ülke vardır.
2 zavallı * eşanlamlı : pitiful, pitiable, weak, feeble, miserable
İngilizce örnek : Poor boy, he has been ill for a week.
Türkçe çevirisi : Zavallı oğlan, bir haftadır hasta.
İngilizce örnek : The poor cat didn’t have food for several days.
Türkçe çevirisi : Zavallı kedinin birkaç gündür maması yoktu.
3 yetersiz, kıt * eşanlamlı : scanty, deficient, inadequate, insufficient, lacking, short * karşıtanlamlı : ample
İngilizce örnek : Your son is getting poor grades at school.
Türkçe çevirisi : Oğlunuz okulda zayıf notlar alıyor.
İngilizce örnek : The weather is to blame for the poor crops.
Türkçe çevirisi : Kıt mahsulden hava sorumlu.
4 zayıf, kötü; düşük kaliteli * eşanlamlı : bad
İngilizce örnek : We arrived late and got very poor seats.
Türkçe çevirisi : Geç geldik ve çok kötü koltuklara kaldık.
* the poor = yoksullar, fakirler
İngilizce örnek : She gave all her money to the poor.
Türkçe çevirisi : Bütün parasını yoksullara verdi.

POOR = nasıl okunur, okunuşu /puI/ sıfat [poorer - poorest]

1: 0 ms