• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

place

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 151

ana kullanım 1

01. yer 02. mahal 03. alan 04. bölge 05. meydan 06. hane 07. oturacak yer 08. memuriyet 09. görev 10. mevki 11. konum 12. yapılması gereken şey 13. ev 14. bar 15. derece almak 16. 17. itibar 18. köy 19. küçük sokak 20. lokanta 21. mekân 22. mevzi 23. nokta 24. önem 25. orun 26. oturma yeri 27. sosyal statü 28. taraf 29. yan 30. yöre 31. belde 32. kapı 33. kasaba 34. kent 35. koltuk 36. mesken 37. semt 38. sorumluluk 39. statü 40. vazife 41. yerleşim yeri

ana kullanım 2

01. basamak 02. koymak 03. yerleştirmek 04. yatırmak 05. tam olarak hatırlamak 06. çıkarmak 07. anımsamak 08. saymak 09. görmek 10. önem vermek 11. bir işe yerleştirmek 12. istihdam etmek 13. oturtmak 14. para yatırmak 15. sınıflandırmak 16. tam yerini saptamak 17. tayin etmek 18. vazetmek 19. yarışta derece almak 20. birinci vs gelmek 21. görevlendirmek 22. ısmarlamak 23. kim olduğunu çıkarmak 24. kimliğini saptamak 25. konuma getirmek 26. vermek 27. yatırım yapmak 28. yerini belirlemek

askeri

01. nöbet tutmak

binicilik

01. plase

denizcilik

01. iskele 02. liman

fizik

01. orta

inşaat

01. işlemek 02. uygulamaya koymak 03. yerine yerleştirmek

iş dünyası

01. sıra 02. hatırlamak 03. tanımak 04. göreve yerleştirmek

matematik

01. bölük

mimarlık

01. yerine koymak

pazarlama

01. dağıtım

reklam

01. uzam

spor

01. derece 02. dereceye girmek 03. ikinci olmak

ticaret

01. satmak

PLACE = [pleys] noun
1 yer * eşanlamlı : space, plot, spot, site
İngilizce örnek : Is this the place where the accident took place?
Türkçe çevirisi : Kazanın olduğu yer burası mı?
İngilizce örnek : The patio was a pleasant place to sit.
Türkçe çevirisi : Veranda oturmak için iyi bir yerdi.
İngilizce örnek : What was the name of that place we saw last night?
Türkçe çevirisi : Dün gece gördüğümüz yerin adı neydi?
İngilizce örnek : There are many places of interest to visit in Istanbul.
Türkçe çevirisi : İstanbul’da ziyaret edilecek çok ilginç yer vardır.
İngilizce örnek : It's important to feel happy in your place of work.
Türkçe çevirisi : İşyerinde kendini mutlu hissetmek önemlidir.
İngilizce örnek : We are looking for a place to play football.
Türkçe çevirisi : Top oynamak için bir yer arıyoruz.
İngilizce örnek : This pub is a great place for making new friends.
Türkçe çevirisi : Bu birahane yeni arkadaşlar edinmek için harika bir yer.
İngilizce örnek : The office isn't the place to discuss your personal problems.
Türkçe çevirisi : Ofis, kişisel sorunlarınızı tartışma yeri değildir.
İngilizce örnek : If I were in your place, I would accept the offer.
Türkçe çevirisi : Senin yerinde olsam teklifi kabul ederdim.
2 oturacak yer, ev, konut * eşanlamlı : house, flat, home, dwelling, residence, domicile
İngilizce örnek : I'm looking for a place to live.
Türkçe çevirisi : Oturacak (yaşayacak) bir yer (ev) arıyorum.
İngilizce örnek : Shall we go to my place for coffee?
Türkçe çevirisi : Kahve için benim yerime (evime) gidelim mi?
3 semt, bölge, kent, kasaba * eşanlamlı : area, region, diszrict, locality, town, city, village
4 memuriyet, görev * eşanlamlı : post, appointment, job, employment
5 mat. hane, basamak
¤ verb
1 koymak, yerleştirmek * eşanlamlı : locate, put, set, lay, situate, install * karşıtanlamlı : remove
İngilizce örnek : She placed her keys gently on the table and sat down.
Türkçe çevirisi : Anahtarlarını hafifçe masaya koydu ve oturdu.
İngilizce örnek : The nurse placed the newborn baby in his mother's arms.
Türkçe çevirisi : Hemşire yeni doğan bebeği annesinin kucağına verdi.
2 (para) yatırmak
İngilizce örnek : I'm going to place a bet on that horse.
Türkçe çevirisi : O ata bahis oynayacağım.
3 kim olduğunu çıkarmak, anımsamak * eşanlamlı : identify, recognize, know
İngilizce örnek : I've heard that melody somewhere, but I can't place it.
Türkçe çevirisi : Bu parçayı bir yerde duymuştum ama onu çıkaramıyorum.
* in place = yerinde
İngilizce örnek : In my aunt's house everything is always in place.
Türkçe çevirisi : Teyzemin evinde her şey yerli yerindedir.
İngilizce örnek : She is neat and orderly. Everything in her room is in place.
Türkçe çevirisi : O temiz ve tertiplidir. Odasında her şey yerli yerindedir.
* in place of = -in yerine
İngilizce örnek : There is a football match in place of the series tonight.
Türkçe çevirisi : Bu akşam dizi yerine bir futbol maçı var.
* in the first place = her şeyden önce
İngilizce örnek : You cannot borrow my car, in the first place you don’t have a driving licence.
Türkçe çevirisi : Benim arabamı ödünç alamazsın, her şeyden önce sürücü belgen yok.
* out of place = yersiz, münasebetsiz
İngilizce örnek : His silly remarks were out of place at such a serious meeting.
Türkçe çevirisi : Onun aptalca sözleri böyle ciddi bir toplantıda yersizdi.
* take place = meydana gelmek, olmak
İngilizce örnek : When will the meeting take place?
Türkçe çevirisi : Toplantı ne zaman olacak?
İngilizce örnek : The garden party won't take place if the weather stays bad.
Türkçe çevirisi : Hava kötü kalırsa (kötü hava değişmezse) açık hava partisi (gardenparti) olmayacak.
İngilizce örnek : The concert will take place in Taksim square.
Türkçe çevirisi : Konser Taksim Meydanı’nda yapılacak.
İngilizce örnek : The next race will take place in a year's time.
Türkçe çevirisi : Bir sonraki yarış, bir yıl sonra yapılacak.

1: 0 ms