• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

pass

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1044

ana kullanım 1

01. geçmek 02. ilerlemek 03. yetişip geçmek 04. sollamak 05. vermek 06. uzatmak 07. kazanmak 08. onaylamak 09. kabul etmek 10. geçirmek 11. dinmek 12. bitmek 13. olmak 14. dönüşmek 15. kalmak 16. söylemek 17. bildirmek 18. belirtmek 19. pas vermek 20. atmak 21. kabul edilmek 22. sayılmak 23. sanılmak 24. açıklamak 25. akıp gitmek 26. aktarmak 27. arkada bırakmak 28. aşmak 29. barajı aşmak 30. başarılı olmak 31. benimsemek 32. çıkarmak 33. devredilmek 34. diye kabul edilmek 35. dolaştırılmak 36. düşmek 37. düşürmek 38. ferağ etmek 39. geçip gitmek 40. geride bırakmak 41. gezdirilmek 42. gezdirmek 43. göndermek 44. haline gelmek 45. hamle yapmak 46. hoş görmek 47. içinden geçmek 48. ileri gitmek 49. iltifat etmek 50. intikal etmek 51. iyileşmek 52. kabul olunmak 53. karara varmak 54. karşılıklı söylenmek 55. kaydırmak 56. kesinleştirmek 57. kılavuzluk etmek 58. kilidi açmak 59. kırkı çıkmak 60. nakletmek 61. onaylanmak 62. onaylattırmak 63. ötesine geçmek 64. parlamentodan geçirmek 65. parlamentodan geçmek 66. pes etmek 67. savuşmak 68. sona ermek 69. söylenmek 70. tanımak 71. tavı geçmek 72. tedavüle çıkarmak 73. uygun görülmek 74. üzerinde olmak 75. üzerinden geçmek 76. üzerine geçirmek 77. vasiyetname vermek 78. yasalaştırmak 79. yenilgiyi kabul etmek 80. yürürlüğe koymak 81. karara bağlamak 82. akıtmak 83. başkasına bırakmak 84. devretmek 85. dışarı atmak 86. anlıyamamak 87. atılmak 88. başarmak 89. beyan etmek 90. boşaltmak 91. cereyan etmek 92. çözülmek 93. değişmek 94. delinmek 95. dökülmek 96. -e dönüşmek 97. gitmek 98. hüküm vermek 99. ifade etmek 100. imtihanı vermek 101. iskambilde pas geçmek 102. ittihaz etmek 103. karar vermek 104. ölmek 105. pas çekmek 106. pas demek 107. paslaşmak 108. piyasaya sürmek 109. söz vermek 110. tutmak 111. üstünden geçmek 112. zail olmak

ana kullanım 2

01. geçit 02. boğaz 03. pasaj 04. dar yol 05. geçme 06. geçiş 07. giriş-çıkış izni 08. permi 09. izin kâğıdı 10. paso 11. sınavda geçme 12. pas 13. pasaport 14. kur 15. başarılı olma 16. can sıkıcılık 17. çekme 18. çekme maden 19. çıkış izni 20. diploma 21. geçme izni 22. giriş çıkış izni 23. giriş kartı 24. işleme 25. karne 26. meç hamlesi 27. şahadetname 28. şebeke 29. sınav başarısı 30. sınavdan geçme 31. sırnaşıklık 32. söyleme 33. ülkeye giriş yolu 34. uzlaşma girişimi 35. yapışkanlık 36. geçer 37. izin belgesi 38. kaynak pasosu 39. orta 40. sollama 41. ücretsiz geçiş hakkı belgesi 42. flört 43. iltifat 44. kaynak tabakası 45. ruhsat 46. aktarma 47. başarılı 48. baştan çıkarma 49. bayrak değişimi 50. belen 51. boyun 52. çalım 53. durum 54. el çabukluğu 55. el hareketleri 56. eski içinde kat arası geçit 57. geç 58. geçi 59. geçiş izni 60. gedik 61. girimlik 62. giriş 63. hal 64. hamle 65. hokkabazlık 66. hücum 67. iki dağ arası 68. izin 69. kalibre 70. kanal 71. karavana 72. kelebe 73. kısa izin 74. kısa izin yetkisi 75. müruriye 76. öğrenci pasosu 77. pasavan 78. silah ucunun rakibe dokunmadan geçmesi 79. tesviye 80. vaziyet 81. yol tezkeresi

PASS = [pa: s] noun
1 geçit, boğaz * eşanlamlı : passage, gorge, gap, ravine
İngilizce örnek : Is there a pass across the mountains?
Türkçe çevirisi : Dağlardan geçit var mı?
İngilizce örnek : There is only one pass through the mountains.
Türkçe çevirisi : Dağlardan sadece bir geçit var.
2 paso, şebeke
İngilizce örnek : He showed his pass to the bus driver.
Türkçe çevirisi : Pasosunu otobüs şoförüne gösterdi.
3 giriş-çıkış izni, izin kâğıdı * eşanlamlı : permit, permission, visa
İngilizce örnek : They checked our passes at the entrance.
Türkçe çevirisi : Girişte izin kâğıtlarımızı kontrol ettiler.
4 pas
5 geçer not
¤ verb
1 geçmek, ilerlemek * eşanlamlı : move, go, proceed, run, elapse * karşıtanlamlı : stop
İngilizce örnek : I passed the shop on the way home.
Türkçe çevirisi : Eve giderken dükkânın önünden geçtim.
İngilizce örnek : I pass his house on the way to school.
Türkçe çevirisi : Okula giderken onun evinin önünden geçtim.
İngilizce örnek : I pass the school on my way to work.
Türkçe çevirisi : İşe giderken okulun önünden geçtim.
İngilizce örnek : We passed a service station on the way to the station.
Türkçe çevirisi : İstasyona giderken bir benzin istasyonunu geçtik.
İngilizce örnek : The river passes beneath several bridges.
Türkçe çevirisi : Nehir, birkaç köprünün altından geçiyor.
İngilizce örnek : If you should happen to be passing, drop in for a cup of tea.
Türkçe çevirisi : Buradan geçecek olursan (buraya yolun düşecek olursa) bir fincan çay için uğra.
İngilizce örnek : The time passed quickly.
Türkçe çevirisi : Zaman çabuk geçti.
İngilizce örnek : Two hours have passed since you called.
Türkçe çevirisi : Sen telefon ettiğinden beri iki saat geçti.
2 (sınav) başarmak, geçmek * eşanlamlı : succeed, gt through * karşıtanlamlı : fail
İngilizce örnek : I've passed the exam.
Türkçe çevirisi : Sınavı geçtim.
İngilizce örnek : He passed his driving test easily.
Türkçe çevirisi : Dün sürücülük sınavını kolayca geçti.
İngilizce örnek : He was happy because he passed his exam.
Türkçe çevirisi : Mutlu oldu çünkü sınavını geçmişti.
3 geçmek, kabul edilmek
İngilizce örnek : Do you think the motion will pass?
Türkçe çevirisi : Sence önerge geçer mi?
4 (futbol) pas vermek
İngilizce örnek : He passed the ball to me.
Türkçe çevirisi : Topu bana attı (pas verdi).
5 uzatmak, vermek
İngilizce örnek : Pass me that screwdriver, please.
Türkçe çevirisi : Bana şu tornavidayı uzat, lütfen.
İngilizce örnek : Pass me the salt, will you?
Türkçe çevirisi : Bana tuzu ver, olur mu?
6 sayılmak, sanılmak
7 hüküm vermek, karar vermek
* pass away/on = 1 geçmek
2 ölmek, vefat etmek
İngilizce örnek : My aunt passed away last year.
Türkçe çevirisi : Teyzem geçen yıl vefat etti.
İngilizce örnek : Uncle Bill passed away last night.
Türkçe çevirisi : Bill amca dün gece vefat etti.
* pass by = 1 yanından/önünden geçmek
İngilizce örnek : I was just passing by your office, so I thought I'd drop in and see you.
Türkçe çevirisi : Büronun önünden geçiyordum, bu yüzden uğrayıp seni görebileceğimi düşündüm.
İngilizce örnek : I don't think he's gone; I haven't seen him pass by.
Türkçe çevirisi : Gittiğini sanmıyorum; onun (önümden) geçtiğini görmedim.
İngilizce örnek : The 21 bus passes by our door.
Türkçe çevirisi : 21 numaralı otobüs kapımızın önünden geçer.
2 önemsememek, boş vermek
* pass for = olarak sayılmak, … sanılmak
* pass off = 1 geçmek, dinmek, bitmek
İngilizce örnek : His feeling of faintness soon passed off.
Türkçe çevirisi : Baygınlık hissi kısa sürede geçti.
İngilizce örnek : The pain will soon pass off.
Türkçe çevirisi : Ağrı birazdan geçer.
2 meydana gelmek, olmak
* pass on = 1 -e vermek
2 ölmek
* pass out = kendinden geçmek, bayılmak * eşanlamlı : faint, collapse, black out
İngilizce örnek : I felt very faint and was afraid I would pass out.
Türkçe çevirisi : Kendimi çok halsiz hissettim ve bayılacağımdan korktum.

1: 0 ms