• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

out

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 69

ana kullanım 1

01. dışarı 02. dışarıya 03. dışarıda 04. yüksek sesle 05. bağırarak 06. adamakıllı 07. tamamıyla 08. bütünüyle 09. modası geçmiş 10. dışta yer alan 11. dış 12. harici 13. dışında 14. uzak 15. uzakta olan 16. olanaksız 17. sönük 18. açık havada 19. açmakta 20. aşınmış 21. aydınlanmış 22. ayrılmış 23. bilinmekte 24. bitmekte 25. bütün bütün 26. dargın 27. darılmış 28. demode 29. demode olmuş 30. denizde 31. en alçak düzeyinde 32. gerekli 33. gitmiş 34. hamlaşmış 35. hariç 36. hatalı 37. işe yaramaz 38. kesik 39. kiralanmış 40. kiraya verilmiş 41. kopmuş 42. kullanılmaz 43. meydana çıkmış 44. noksan 45. normalin üstünde olan 46. oluşmakta 47. satılmış 48. serbest 49. sökülmüş 50. sona ermekte 51. sönmüş 52. suyunu çekmiş 53. tamamen 54. uzakta bulunan 55. yanılmış 56. yanlış 57. yok 58. yumurtadan çıkmış 59. zararda olan 60. arazide 61. eğitimde 62. vuruş sırası biten 63. vuruş sırası bitmiş 64. açığa çıkmış 65. açıkta 66. bitmiş 67. bozulmuş 68. büyük 69. çıkar yol 70. çıkmış 71. daha çok 72. daha iyi 73. -den fazla 74. -den iyi 75. -den üstün 76. -den uzun 77. dışarda 78. dışarı çıkmış 79. dışarıdaki 80. eksik 81. eskimiş 82. evde değil 83. fazla 84. giden 85. grevde 86. kalmamış 87. paraca zararda 88. pratiğini yitirmiş 89. sesli olarak 90. sonuna kadar 91. tamamiyle 92. tükenmiş 93. uzakta 94. uzaktaki 95. yayımlanmış 96. yeni çıkmış 97. yıpranmış

ana kullanım 2

01. dışarısı 02. atlama 03. atlanmış sözcük 04. bahane 05. mazeret 06. çıkış 07. çözüm 08. çözüm yolu 09. kaçış yolu 10. kurtuluş 11. kaçma vasıtası 12. otel, vb'den ayrılış tarihi

ana kullanım 3

01. çıkarmak 02. defetmek 03. dışarı atmak 04. dışarı vurmak 05. kovmak 06. kapı dışarı etmek 07. meydana çıkmak 08. öldürmek

ana kullanım 4

01. çık dışarı 02. defol

havacılık

01. havaalanında belirli trafik yolunun dışı

politika

01. iktidarda olmayan 02. iktidarda değil 03. iktidardan düşmüş 04. muhalefette 05. muhalif

spor

01. aut 02. nakavt olmuş 03. oyun dışı 04. oyundan atılmış 05. oyundan çıkmış 06. avut 07. topun oyun alanının dışına çıkması 08. çizgi dışı 09. nakavt etmek 10. oyun dışı bırakmak 11. oyun dışında olan 12. oyuncunun dışarıya atılması 13. topun oyun alanının dışına düşmesi

telsiz konuşması

01. tamam 02. konuşmam bitti

OUT = [aut] adverb
dışarı, dışarıya; dışarıda
İngilizce örnek : Is the manager out?
Türkçe çevirisi : Müdür dışarıda mı?
İngilizce örnek : The doctor will be out until four p.m.
Türkçe çevirisi : Doktor öğleden sonra dörde kadar dışarıda olacak.
İngilizce örnek : Please look after the children for me when I am out.
Türkçe çevirisi : Ben dışardayken lütfen benim için çocuklara bak.
2 piyasada
İngilizce örnek : The singer has a new CD out this month.
Türkçe çevirisi : Şarkıcının bu ay piyasada yeni bir CD’si var.
3 yüksek sesle
İngilizce örnek : She is crying out.
Türkçe çevirisi : Yüksek sesle (hüngür hüngür) ağlıyor.
¤ adjective
1 dışarıdaki, dış, uzakta bulunan
2 iktidarda olmayan
3 olanaksız
İngilizce örnek : Going on a holiday is out because we don’t have any money left.
Türkçe çevirisi : Tatile çıkmak olanaksız çünkü hiç paramız kalmadı.
4 demode, modası geçmiş
İngilizce örnek : These dresses are out.
Türkçe çevirisi : Bu elbiseler demode.
* out of = 1 -den dışarı
İngilizce örnek : He took a pen out of his pocket.
Türkçe çevirisi : Cebinden bir kalem çıkardı.
İngilizce örnek : She took a lipstick out of her bag.
Türkçe çevirisi : Çantasından bir ruj çıkardı.
İngilizce örnek : Get out of the car!
Türkçe çevirisi : Arabadan çık!
İngilizce örnek : A bird rose out of the brushwood ahead of me.
Türkçe çevirisi : Önümdeki çalılıktan bir kuş yükseldi.
2 -in dışında
İngilizce örnek : The boss is out of the office.
Türkçe çevirisi : Patron büronun dışında.
3 -den dolayı
İngilizce örnek : I shouted at her out of anger.
Türkçe çevirisi : Ona öfkeden bağırdım.
İngilizce örnek : We gave them food out of pity.
Türkçe çevirisi : Ona merhametten yiyecek verdik.
4 -den yapılmış
İngilizce örnek : My father chipped a doll out of wood for me.
Türkçe çevirisi : Babam bana ahşaptan oyuncak bir bebek yaptı.
5 –den, -dan
İngilizce örnek : Turkish people drink tea out of a glass, not a cup.
Türkçe çevirisi : Türkler çayı fincandan değil bardaktan içer.
6 tükenmiş, bitmiş
İngilizce örnek : We haven't any more Turkish keyboards - we're out of stock.
Türkçe çevirisi : Türkçe klavyemiz kalmadı – stoğumuz tükendi.
* out of date = 1 modası geçmiş
İngilizce örnek : Her haircut is out of date now.
Türkçe çevirisi : Onun saç modelinin şimdi modası geçti.
2 süresi dolmuş, tarihi geçmiş
İngilizce örnek : My passport is out of date.
Türkçe çevirisi : Pasaportumun süresi doldu.
* out of reach = elin erişemeyeceği yerde
İngilizce örnek : You should store all medicines out of reach of children.
Türkçe çevirisi : Bütün ilaçları çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklamalısın.

1: 0 ms