• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

order

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 167

ana kullanım

edebiyat

turizm

ORDER = Düzen.

ORDER = ['o: dı] noun
1 düzen, tertip * eşanlamlı : tidiness, orderliness, neatness, organization, system, plan, arrangement * karşıtanlamlı : disorder
İngilizce örnek : I wish you would keep your things in order.
Türkçe çevirisi : Keşke eşyalarını tertipli tutsan.
2 sıra, dizi * eşanlamlı : sequence, classification, grouping
İngilizce örnek : I'll answer the questions in order of importance.
Türkçe çevirisi : Soruları önem sırasına göre yanıtlacağım.
3 usul, yol, kural * eşanlamlı : rule, instruction, direction
4 sipariş, ısmarlama * eşanlamlı : requisition, purchase order
İngilizce örnek : She gave the waitress her order.
Türkçe çevirisi : Garsona siparişini verdi.
İngilizce örnek : They worked hard to finish the order on time.
Türkçe çevirisi : Siparişi vaktinde bitirmek için harıl harıl çalıştılar.
5 havale
6 emir, buyruk * eşanlamlı : command, direction
İngilizce örnek : He gave orders that it should be done at once.
Türkçe çevirisi : Onun hemen yapılması için emirler verdi.
İngilizce örnek : He was arrested under orders of the chief.
Türkçe çevirisi : Başkanın emriyle tutuklandı.
İngilizce örnek : I don't take orders from him.
Türkçe çevirisi : Ondan emir almıyorum.
7 asayiş, dirlik düzenlik
İngilizce örnek : Order was restored by the police.
Türkçe çevirisi : Asayiş polis tarafından sağlandı.
İngilizce örnek : Some chairmen fail to keep order.
Türkçe çevirisi : Bazı başkanlar asayişi sağlayamaz.
8 şeref rütbesi
İngilizce örnek : He wore the order that the king had given him.
Türkçe çevirisi : Kralın kendisine verdiği şeref rütbesini taktı.
¤ verb
1 buyurmak, emretmek * eşanlamlı : command, direct, instruct
İngilizce örnek : The doctor ordered him to take regular exercise.
Türkçe çevirisi : Doktor ona düzenli egzersiz yapmasını emretti.
İngilizce örnek : A rest was ordered for me by the doctor.
Türkçe çevirisi : Benim için doktor tarafından bir istirahat emredildi.
İngilizce örnek : The judge ordered that the innocent children are protected.
Türkçe çevirisi : Yargıç masum çocukların korunmasanı emretti.
2 ısmarlamak, sipariş vermek
İngilizce örnek : The pizzas you ordered have arrived.
Türkçe çevirisi : Sipariş verdiğiniz pizalar geldi.
İngilizce örnek : I ordered steak but the waiter brought me fish.
Türkçe çevirisi : Ben biftek sipariş etmiştim ama garson bana balık getirdi.
İngilizce örnek : Is everyone ready to order dinner now?
Türkçe çevirisi : Şimdi herkes akşam yemeği siparişini vermeye hazır mı?
3 düzenlemek, tertiplemek * eşanlamlı : arrange, dispose, organize, classify, neaten, tidy * karşıtanlamlı : disarrange
* in order = düzenli, tertipli, yerli yerinde
İngilizce örnek : I heard a noise and went downstairs, but I found that everything was in order.
Türkçe çevirisi : Bir gürültü duydum ve aşağıya indim, ama her şeyi yerli yerinde buldum.
* in order that = -mesi için
İngilizce örnek : He left the letter on the table in order that I would see it.
Türkçe çevirisi : Görmem için mektubu masanın üzerine bıraktı.
İngilizce örnek : He sent an e-mail in order that his mother would learn the good news.
Türkçe çevirisi : Annesinin güzel haberi öğrenmesi için bir e-posta gönderdi.
İngilizce örnek : I opened the window in order that I might get fresh air.
Türkçe çevirisi : Temiz hava almak için pencereyi açtım.
* in order to = -mek için
İngilizce örnek : He works hard in order to pass his exams.
Türkçe çevirisi : Sınavı geçmek için sıkı çalışıyor.
İngilizce örnek : He gave up his job in order to devote his life to music.
Türkçe çevirisi : Hayatını müziğe adamak için işinden ayrıldı.
* out of order = bozuk, çalışmaz * eşanlamlı : broken, inoperative, not working
İngilizce örnek : The machine is out of order.
Türkçe çevirisi : Makine bozuk.
İngilizce örnek : My mobile phone was out of order and so I couldn't call him.
Türkçe çevirisi : Cep telefonum bozuktu bu yüzden onu arayamadım.
İngilizce örnek : We can't get in touch with her; her telephone is out of order.
Türkçe çevirisi : Onunla temasa geçemiyoruz; telefonu bozuk.
2 düzensiz
* make to order = sipariş üzerine yapmak
* put in order = düzene koymak
İngilizce örnek : Put your books in order.
Türkçe çevirisi : Kitaplarını düzenle.
İngilizce örnek : Words must be put in the right order in a sentence.
Türkçe çevirisi : Sözcükler bir tümcede uygun sıraya konmalıdır.
* order sb around = -e gereksiz emirler yağdırmak

ORDER = order nedir; order ne demek; order Türkçesi; order nasıl okunur, okunuşu /'o:dı/ isim

1: 0 ms