• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

on

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

on = aşer [Türkçe - Osmanlıca]

on = aşre [Türkçe - Osmanlıca]

on = deh [Türkçe - Osmanlıca]

ON nasıl okunur, okunuşu /On/ ilgeç

on

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 14

ana kullanım 04

ana kullanım 06

ana kullanım 07

ana kullanım 10

ana kullanım 11

ana kullanım 14

ana kullanım 16

ana kullanım 21

ana kullanım 22

ana kullanım 23

ana kullanım 24

ana kullanım 25

ana kullanım 26

ana kullanım 27

ana kullanım 3

bilişim 1

bilişim 3

ON = [on] preposition
1 üstünde, üstüne; -de, -da
İngilizce örnek : The pen is on the table.
Türkçe çevirisi : Kalem masanın üzerinde.
İngilizce örnek : The dictionary is on the shelf.
Türkçe çevirisi : Sözlük rafta.
İngilizce örnek : He sat on a chair by the window.
Türkçe çevirisi : Pencerenin yanında bir sandalyeye oturdu.
İngilizce örnek : Don’t leave the towels on the bed.
Türkçe çevirisi : Havluları yatağın üzerinde bırakma.
İngilizce örnek : He gave me a wonderful present on my birthday.
Türkçe çevirisi : Doğum günümde bana harika bir hediye verdi.
İngilizce örnek : I like staying at home on a rainy day.
Türkçe çevirisi : Yağmurlu bir günde evde kalmayı tercih ederim.
2 üzerinde, yanında
İngilizce örnek : Can I pay by cheque? I don't have any cash on me.
Türkçe çevirisi : Çekle ödeyebilir miyim? Üzerimde hiç nakit para yok.
3 hakkında, üzerine
İngilizce örnek : He gave me a book on Marxism.
Türkçe çevirisi : Bana Marksizm hakkında bir kitap verdi.
4 yapınca, edince
İngilizce örnek : On hearing the news, they left at once.
Türkçe çevirisi : Haberi duyunca hemen gittiler.
5 (günlerle kullanılır)
İngilizce örnek : He visited me on Monday morning.
Türkçe çevirisi : Beni pazartesi sabahı ziyaret etti.
İngilizce örnek : I can see you on Wednesday.
Türkçe çevirisi : Seni çarşamba günü görebilirim.
İngilizce örnek : I'll see her on Saturday.
Türkçe çevirisi : Onunla cumartesi görüşeceğiz.
İngilizce örnek : It got cold on Tuesday night.
Türkçe çevirisi : Salı akşamı hava soğudu.
İngilizce örnek : My birthday falls on the 23 of May.
Türkçe çevirisi : Doğum günüm mayısın yirmi üçüne denk geliyor.
6 (gemi, tren, otobüs için kullanılırr)
İngilizce örnek : I read the paper on the train on the way.
Türkçe çevirisi : Ğazeteyi trende giderken okurum.
İngilizce örnek : We will probably go on the bus.
Türkçe çevirisi : Muhtemelen otobüsle gideceğiz.
¤ adverb
1 ileriye
2 aralıksız, durmadan
İngilizce örnek : The meeting went on for three hours.
Türkçe çevirisi : Toplantı üç saat sürdü.
3 çalışmakta, yanmakta, açık
İngilizce örnek : Their lights are still on.
Türkçe çevirisi : Onların ışıkları hâlâ açık.
4 üzerinde, giymekte
İngilizce örnek : He put his coat on.
Türkçe çevirisi : Ceketini giydi.
5 üzerinde, ilişiğinde
İngilizce örnek : There is small bottle with a label on.
Türkçe çevirisi : Üzerinde etiketi olan küçük bir şişe var.
6 oynamakta, gösterilmekte
İngilizce örnek : Hamlet is not on at the theatre this week, is it?
Türkçe çevirisi : Hamlet bu hafta tiyatroda oynanmıyor, değil mi?
İngilizce örnek : Turn the television on. There's a good film on.
Türkçe çevirisi : Televizyonu aç. İyi bir film var (oynuyor).
İngilizce örnek : What's on at the cinema this week?
Türkçe çevirisi : Bu hafta sinemada ne oynuyor?
* on and off = ara sıra, bazen, ikide birde
İngilizce örnek : The lights blinked on and off.
Türkçe çevirisi : Işık ara sıra yanıp söndü.
* on and on = durmadan, boyna
İngilizce örnek : My wife talks on and on: she never stops.
Türkçe çevirisi : Karım boyna konuşuyor: hiç durmuyor.

1: 0 ms