• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

note

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 493

dilbilim

kütüphanecilik

müzik

yöntembilim

NOTE = [nout] noun
1 not * eşanlamlı : memo, message, annotation
İngilizce örnek : Did you make any notes during that lecture?
Türkçe çevirisi : Ders sırasında hiç not aldın mı?
İngilizce örnek : I took notes of his speech.
Türkçe çevirisi : Konuşmasını not ettim.
İngilizce örnek : She left without leaving me a note.
Türkçe çevirisi : Bana not bırakmadan gitmiş.
İngilizce örnek : She left a note on the kitchen table to tell him where she was.
Türkçe çevirisi : Ona nerede olduğunu söylemek için mutfak masasının üzerine bir not bıraktı.
2 nota, muhtıra * eşanlamlı : memorandum
3 (ses) ifade, ton
İngilizce örnek : There was a note of sarcasm in his voice.
Türkçe çevirisi : Sesinde alaycı bir ton vardı.
4 müz. nota
İngilizce örnek : He found the top note difficult to sing.
Türkçe çevirisi : Yüksek perde (tiz) notayı okumayı zor buldu.
5 senet
6 banknot
İngilizce örnek : New bank notes have been issued.
Türkçe çevirisi : Yeni banknotlar çıkarıldı.
7 önem * eşanlamlı : importance, eminence, esteem, significance
¤ verb
1 not etmek, kaydetmek * eşanlamlı : register, record
İngilizce örnek : She noted down what the teacher said.
Türkçe çevirisi : Öğretmenin söylediklerini not etti.
2 dikkat etmek, önem vermek * eşanlamlı : regard
İngilizce örnek : Please note these mistakes and try to avoid them next time.
Türkçe çevirisi : Lütfen bu hatalara dikkat et ve bir dahaki sefere yapmaktan kaçın.
3 farkına varmak, fark etmek * eşanlamlı : notice, perceive
İngilizce örnek : I have noted a considerable change in her attitude towards me.
Türkçe çevirisi : Bana karşı tutumunda ciddi bir değişiklik fark ettim.
* of note = tanınmış, ünlü
* compare notes = fikir alışverişinde bulunmak
* note paper = mektup kâğıdı

NOTE = nasıl okunur, okunuşu /nout/ eylem

1: 0 ms