• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

need

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 228

NEED = [ni: d] noun
1 lüzum, gerek * eşanlamlı : necessity, obligation
İngilizce örnek : Is there any need to remind him?
Türkçe çevirisi : Ona hatırlatmanın lüzumu var mı?
2 ihtiyaç, gereksinim * eşanlamlı : necessity, lack, want, requirement, demand
İngilizce örnek : He lives in one small room and he hasn't many needs.
Türkçe çevirisi : Küçük bir odada kalıyor ve çok gereksinimleri yok (çok şeye gereksinim duymuyor).
İngilizce örnek : She always shares what she has with those who were in need.
Türkçe çevirisi : Sahip olduğu şeyleri, onlara ihtiyaç duyanlarla her zaman paylaşır.
¤ verb
1 -e ihtiyacı olmak, gereksinim duymak * eşanlamlı : want, lack, miss, demand
İngilizce örnek : Flowers need plenty of water and sunshine.
Türkçe çevirisi : Çiçekler bol bol su ve güneş ışığına ihtiyaç duyar.
İngilizce örnek : Everyone needs time to relax.
Türkçe çevirisi : Herkes dinlenmek için zamana ihtiyaç duyar.
İngilizce örnek : What I really need is a holiday.
Türkçe çevirisi : Gerçekten ihtiyaç duyduğum şey bir tatildir.
İngilizce örnek : You need a holiday.
Türkçe çevirisi : Tatile ihtiyacın var.
2 gerekmek
İngilizce örnek : Do you think the grass needs cutting?
Türkçe çevirisi : Sence otların kesilmesi gerekiyor mu?
İngilizce örnek : My passport needs renewing.
Türkçe çevirisi : Pasaportumun yenilenmesi gerekiyor.
İngilizce örnek : My tennis shoes need cleaning.
Türkçe çevirisi : Tenis ayakkabılarımın temizlenmesi gerekiyor.
İngilizce örnek : The cat is hungry; it needs feeding.
Türkçe çevirisi : Kedi aç, doyurulması gerekiyor.
İngilizce örnek : This jacket is rather dirty; it needs cleaning.
Türkçe çevirisi : Ceket oldukça kirli, temizlenmesi gerekiyor.
İngilizce örnek : Your car needs to be serviced.
Türkçe çevirisi : Arabanın bakım görmesi gerekiyor.
İngilizce örnek : Do you really need to go there?
Türkçe çevirisi : Gerçekten oraya gitmen gerekiyor mu?
İngilizce örnek : I needn't go to work on Sundays.
Türkçe çevirisi : Pazar günleri işe gitmem gerekmiyor.
İngilizce örnek : You needn't boil water here before you drink it.
Türkçe çevirisi : Burada içmeden önce suyu kaynatmana gerek yok.
İngilizce örnek : You needn't do it now if you don't want to.
Türkçe çevirisi : İstemiyorsan onu şimdi yapmana gerek yok.
İngilizce örnek : I needn't have gone to the airport to meet her as I found my father had already done so.
Türkçe çevirisi : Onu karşılamak için havaalanına gitmeme gerek yok çünkü anladım ki bunun için babam zaten gitmiş.
* be in need of sth = bir şeye ihtiyacı olmak, gereksinim duymak
İngilizce örnek : I have been working very hard. I am in need of rest.
Türkçe çevirisi : Harıl harıl çalışıyorum. Dinlenmeye ihtiyacım var.
İngilizce örnek : This room is certainly in need of paint.
Türkçe çevirisi : Odanın kesinlikle boyaya ihtiyacı var.
* there is no need (for sb) to do sth = birinin bir şey yapmasına gerek olmamak
İngilizce örnek : There is no need for you to worry.
Türkçe çevirisi : Endişe etmene gerek yok.
İngilizce örnek : There is no need to take an umbrella.
Türkçe çevirisi : Şemsiye almana gerek yok.
İngilizce örnek : There's no need to tell her.
Türkçe çevirisi : Ona söylemene gerek yok.

NEED = nasıl okunur, okunuşu /ni:d/ isim

1: 0 ms