• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

nöbet

Türkçe - İngilizce

denizcilik

eğitim

ruhbilim

NÖBET = (nöbet nedir; nöbet ne demek; nöbet İngilizcesi) 1. Sıra, keşik: Bu akşam nöbet sizde, masrafı siz yapacaksınız. 2. Sıra ile yapılan görev, iş: «Karlı dağlar başında nöbet geceleri, siper içlerindeki yağmurlu uzun günler.» - Y. K. Karaosmanoğlu. 3. Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş: «Bir aralık nöbeti artmış olacak, kebenin altından arabacıya seslendi.» - M. Ş. Esendal. 4. Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü: «Bir sıtma nöbeti içinde titreyerek olduğu yere çöreklendi.» - S. F. Abasıyanık. 5. Kez, defa: «Akşamları gelince sofra kalktıktan sonra çocuklarla bir nöbet daha oyun oynanır.» - R. N. Güntekin. 6. Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka.

NÖBET = (nöbet nedir; nöbet ne demek; nöbet İngilizcesi) Herhangi bir hastalıkla ilişkili olarak birdenbire baş gösteren; bilinç yitimi, çırpınma, ateş yükselmesi gibi belirtilerden birisi ya da birkaçı.

nöbet = keşik [eski terim - öz Türkçe]

nöbet = kezik [eski terim - öz Türkçe]

nöbet = atak [öz Türkçe - eski terim]

nöbet = iktus [öz Türkçe - eski terim]

nöbet = konvülsiyon [öz Türkçe - eski terim]

nöbet = paroksizm [öz Türkçe - eski terim]

nöbet = seizure [öz Türkçe - eski terim]

nöbet = hummâ [Türkçe - Osmanlıca]

nöbet = nevbet [Türkçe - Osmanlıca]

1: 1 ms