• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

match

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3337

coğrafya

elektrik

masa tenisi

suçbilim

voleybol

MATCH = [meç] noun
1 kibrit
İngilizce örnek : We haven't any matches, so we can't light a fire.
Türkçe çevirisi : Hiç kibritimiz yok, bu yüzden ateş yakamayız.
İngilizce örnek : He struck a match and lit his cigarette.
Türkçe çevirisi : Bir kibrit çaktı ve sigarasını yaktı.
İngilizce örnek : He bought a box of matches.
Türkçe çevirisi : Bir kutu kibrit aldı.
2 fitil
3 eş, denk, benzer * eşanlamlı : equal, equivalent, fellow, mate
4 maç, karşılaşma * eşanlamlı : game, contest, competition
İngilizce örnek : We lost the match 2 - 0.
Türkçe çevirisi : Maçı 2-0 kaybettik.
İngilizce örnek : The match was between Turkey and Greece.
Türkçe çevirisi : Maç Türkiye ile Yunanistan arasında idi.
İngilizce örnek : The football match starts at 9 o'clock.
Türkçe çevirisi : Futbol maçı saat dokuzda başlıyor.
İngilizce örnek : The referee blew his whistle to signal the end of the match.
Türkçe çevirisi : Maçın sonunu bildirmek için hakem düdüğünü çaldı.
¤ verb
birbirine uymak * eşanlamlı : agree, harmonize, resemble, suit, adapt, accord, correspond * karşıtanlamlı : clash
İngilizce örnek : Her black bag matches her shoes.
Türkçe çevirisi : Siyah çantası ayakkabılarına uyuyor.
İngilizce örnek : The bright yellow lampshade doesn't match the curtains.
Türkçe çevirisi : Parlak sarı abajur perdelere uymuyor.
İngilizce örnek : I am looking for curtains which will match our new furniture.
Türkçe çevirisi : Yeni mobilyamıza uyacak perde arıyorum.

1: 0 ms