• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

loose

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3387

ana kullanım 1

01. gevşetmek 02. serbest bırakmak 03. salıvermek 04. açmak 05. salmak 06. ateş etmek 07. ateşlemek 08. atmak 09. çözmek 10. yeldirmek

ana kullanım 2

01. bağsız 02. serbest 03. başıboş 04. sarılmamış 05. dağınık 06. ayrı ayrı 07. sıkı olmayan 08. çözülmüş 09. bol 10. gevşek 11. kesin olmayan 12. emre amade 13. şüpheli 14. ahlaksız 15. laçka 16. hafifmeşrep 17. hoppa 18. 19. gevşek bir biçimde 20. serbestçe 21. başıboşlukla 22. başıboşluk 23. serbestlik 24. çözük 25. çuval gibi 26. hemen hemen 27. iffet sahibi olmayan 28. malın gözü 29. oynak 30. özgür 31. paketlenmemiş 32. sağlıklı olmayan 33. sallanan 34. salpa 35. sıkışık olmayan 36. tek başına 37. üstünkörü 38. yalnız 39. yollu 40. yumuşak 41. açık 42. açıkta 43. bağlanmamış 44. belirsiz 45. boş 46. çanta 47. cömert 48. deli 49. dökük 50. düşkün 51. eğreti 52. eli açık 53. gevşemiş 54. hafif 55. ishal olmuş 56. kabaca 57. kaçık 58. kutu vs içinde değil 59. mal 60. mantıksız 61. meteliksiz 62. motor 63. müphem 64. parasız 65. sarkan 66. sarkık 67. tam doğru olmayan 68. tutarsız 69. yaklaşık 70. yarım yamalak 71. yatık 72. yolsuz 73. züğürt

denizcilik

01. fora yelken 02. boş koymak 03. laşka

dilbilim

01. gevşek ses

futbol

01. yenilgiye uğramak 02. yenilmek

inşaat

01. az sıkışık

iş dünyası

01. seyrek 02. dökme 03. ambalajsız 04. ayrılmamış 05. bağlanmamış 06. el altında 07. gevşek olarak

okçuluk

01. yay telini serbest bırakıp okun fırlamasını sağlamak

oto

01. arkadan kayan 02. aşırı dönerlik

sağlık

01. sallanan diş

spor

01. boşta kalan top 02. rakip oyunculardan herhangi biri tarafından markajda olmayan oyuncu 03. top oyun alanında olmasına rağmen kimsenin sahip olmaması durumu

tarım

01. ayrık 02. az sıkışık 03. sıkılaşmamış

teknik

01. yalama 02. ayrık

turizm

01. geniş 02. kutuya konmamış

LOOSE = Ambalajsız, paketlenmemiş mal. [nakliye, lojistik > ne, nedir, ne demek]

LOOSE = [lu: s] adjective
1 bağsız, serbest, başıboş * eşanlamlı : free, unconfined, untied, unfastened, undone, movable * karşıtanlamlı : secure, fastened, tied
İngilizce örnek : There were some monkeys loose in the streets.
Türkçe çevirisi : Sokakta başıboş birkaç maymun vardı.
İngilizce örnek : He used his sword to cut her loose.
Türkçe çevirisi : Onun iplerini kesip serbest bırakmak için kılıcını kullandı.
2 gevşek, sıkı olmayan * eşanlamlı : slack, lax, relaxed, baggy, sloppy * karşıtanlamlı : tight
İngilizce örnek : This screw is loose.
Türkçe çevirisi : Bu vida gevşek.
İngilizce örnek : Be careful! Your license plate is loose.
Türkçe çevirisi : Dikkatli ol! Araba plakan gevşek.
İngilizce örnek : The belt felt too loose around his waist.
Türkçe çevirisi : Belindeki kemer çok gevşekti.
İngilizce örnek : Tie it tight; we don't want it to come loose.
Türkçe çevirisi : Onu sımsıkı bağla, onun (gevşeyip) açılmasını istemiyoruz.
3 dağınık
İngilizce örnek : Her hair was hanging loose about her shoulders.
Türkçe çevirisi : Saçı omuzlarına dökülmüştü.
4 (giysi) bol
İngilizce örnek : I like to wear loose clothing.
Türkçe çevirisi : Bol (dökümlü) kıyafet giymekten hoşlanıyorum.
5 şüpheli * eşanlamlı : vague, indefinite, imprecise, inexact * karşıtanlamlı : precise
6 hafifmeşrep
* get/become loose = 1 gevşemek
2 sallanmak
3 çözülmek
* let loose = serbest bırakmak
İngilizce örnek : Don’t come closer, or I will let the dog loose.
Türkçe çevirisi : Yaklaşma yoksa köpeği serbest bırakırım.

1: 0 ms