• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

like

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 90

bilişim

LIKE 1 = [layk] verb
beğenmek, sevmek, hoşlanmak * eşanlamlı : admire, adore, love, fancy, care for, cherish * karşıtanlamlı : dislike, hate
İngilizce örnek : She likes ice cream.
Türkçe çevirisi : Dondurmadan hoşlanır.
İngilizce örnek : I like your dress.
Türkçe çevirisi : Giysinden hoşlanıyorum. (Giysini beğendim.)
İngilizce örnek : I like playing football.
Türkçe çevirisi : Futbol oynamaktan hoşlanıyorum.
İngilizce örnek : Do you like cheese?
Türkçe çevirisi : Peynir sever misin?
İngilizce örnek : He doesn't like smoking.
Türkçe çevirisi : Sigara içmekten hoşlanmıyor.
İngilizce örnek : She doesn't like getting up early.
Türkçe çevirisi : Erken kalkmaktan hoşlanmıyor.
İngilizce örnek : Everybody likes getting good news.
Türkçe çevirisi : İyi haber almayı herkes sever.
İngilizce örnek : I like watching TV late at night.
Türkçe çevirisi : Gece geç vakte kadar televizyon izlemeyi seviyorum.
¤ noun
ç. sevilen şeyler
* I should like = istiyorum, isterim
* likes and dislikes = hoşlanılan ve hoşlanılmayan şeyler
* How do you like …? = 1 -yı nasıl buluyorsun(uz)?
İngilizce örnek : How do you like my new dress?
Türkçe çevirisi : Yeni elbisemi nasıl buluyorsun?
2 nasıl istersiniz?
İngilizce örnek : How do you like your coffee?
Türkçe çevirisi : Kahvenizi nasıl istersiniz?

LIKE 2 = [layk] adjective preposition
benzer, gibi * eşanlamlı : alike, similar * karşıtanlamlı : different, dissimilar
İngilizce örnek : He eats like a pig.
Türkçe çevirisi : Domuz gibi yiyor.
İngilizce örnek : I wish I had a job like yours.
Türkçe çevirisi : Keşke seninki gibi bir işim olsaydı.
İngilizce örnek : She spends money like water.
Türkçe çevirisi : Su gibi para harcıyor.
İngilizce örnek : Nobody loves you like I do.
Türkçe çevirisi : Kimse seni benim sevdiğim gibi sevemez.
* feel like = (canı) istemek
İngilizce örnek : I feel like drinking a glass of beer.
Türkçe çevirisi : Canım bir bardak bira içmek istiyor.
* like that, like this = öyle, o şekilde
İngilizce örnek : Don't look at me like that.
Türkçe çevirisi : Bana öyle bakma.
İngilizce örnek : Please don't talk like that to each other.
Türkçe çevirisi : Lütfen birbirinizle o şekilde konuşmayın.
* like this = böyle, bu şekilde
İngilizce örnek : I can't go out like this.
Türkçe çevirisi : Bu şekilde dışarı çıkamam.
* look like = benzemek
İngilizce örnek : She doesn't look like her mother.
Türkçe çevirisi : Annesine benzemiyor.
İngilizce örnek : The building looks more like a church than a bank.
Türkçe çevirisi : Bina bankadan çok bir kiliseye benziyor.
İngilizce örnek : Their garden is in a terrible mess. It looks like a jungle.
Türkçe çevirisi : Bahçeleri korkunç dağınık. Balta girmemiş ormana benziyor.
* something like = gibi bir şey, yaklaşık, civarında
* what is … like? … = nasıl? … neye benziyor?
İngilizce örnek : What is her new boyfriend like?
Türkçe çevirisi : Yeni erkek arkadaşı nasıl (biri)?
İngilizce örnek : What is your city like?
Türkçe çevirisi : Şehriniz nasıl?

LIKE nasıl okunur, okunuşu /layk/ eylem

1: 0 ms