• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

light

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 302

ana kullanım 2

LIGHT = (light nedir; light Türkçesi) Genellikle düşük hızda esen rüzgârları belirtmekte kullanılan bir terim. Örneğin Bofor Rüzgâr Ölçeğinde saatte 1 ile 3 mil esen rüzgâr hafif rüzgâr, 4 ile 7 mil esen meltemde hafif meltem olarak isimlendirilir. 'Hafif terimini yağışlarda ve orajlarda da kullanmak mümkündür. Belli standartları tam olarak belirlenmemiş olsa da yağış için 'hafif, 'orta' ve 'kuvvetli' belirteçleri kullanılmaktadır.

LIGHT 1 = [layt] noun
1 ışık, aydınlık * eşanlamlı : illumination, radiance, luminosity, brightness, brilliance * karşıtanlamlı : darkness
İngilizce örnek : Plants can't live without light.
Türkçe çevirisi : Bitkiler ışıksız yaşayamaz.
İngilizce örnek : The sun is the primary source of the earth's light.
Türkçe çevirisi : Güneş dünya ışığının temel kaynağıdır.
İngilizce örnek : He went for a walk in the silver light of the moon.
Türkçe çevirisi : Ayın gümüş renkli ışığında yürüyüşe çıktı.
2 lamba, ışık * eşanlamlı : lamp, lantern, bulb, chandelier
İngilizce örnek : Don’t forget to turn off the lights.
Türkçe çevirisi : Işıkları söndürmeyi unutma.
İngilizce örnek : I want to read a book. Could you turn on the light, please?
Türkçe çevirisi : Kitap okumak istiyorum. Lütfen ışığı açar mısın?
İngilizce örnek : If you drive through the red light, you will get a ticket.
Türkçe çevirisi : Kırmızı ışıkta geçersen ceza yersin.
İngilizce örnek : Shall I turn the light off?
Türkçe çevirisi : Işığı kapatayım mı?
İngilizce örnek : Stop at the lights.
Türkçe çevirisi : Işıklarda dur.
İngilizce örnek : He put the light out and went to bed.
Türkçe çevirisi : Işığı söndürdü ve yatmaya gitti.
3 (kibrit, çakmak, vb) ateş
İngilizce örnek : Excuse me, do you have a light?
Türkçe çevirisi : Affedersiniz, ateşiniz var mı?
¤ verb
lit [lit]
1 yakmak; tutuşturmak * eşanlamlı : ignite, fire, burn * karşıtanlamlı : extinguish
İngilizce örnek : Hasn't she lit the lamps yet?
Türkçe çevirisi : Lambaları daha yakmadı mı?
İngilizce örnek : He struck a match and lit a cigarette.
Türkçe çevirisi : Kibrit çakıp bir sigara yaktı.
İngilizce örnek : It's fairly cold today, but not really cold enough to light a fire.
Türkçe çevirisi : Bugün epey soğuk, ama ateş yakacak kadar gerçekten soğuk değil.
İngilizce örnek : When the lights went out, I lit a candle.
Türkçe çevirisi : Işıklar sönünce mum yaktım.
2 yanmak * eşanlamlı : burn, inflame
İngilizce örnek : There is something wrong with the cooker –it won't light.
Türkçe çevirisi : Ocak bozuk – yanmıyor.
3 aydınlatmak * eşanlamlı : illuminate, brighten, lighten * karşıtanlamlı : darken
İngilizce örnek : The room was brightly lit.
Türkçe çevirisi : Oda pırıl pırıl aydınlatılmıştı (aydınlıktı).
* come to light = ortaya çıkmak, gün ışığına çıkmak
İngilizce örnek : New facts have come to light.
Türkçe çevirisi : Yeni gerçekler ortaya çıktı.
* in the light of = -in ışığında, -e göre
* light year = ışık yılı
İngilizce örnek : A light year is the distance covered by light travelling during one year.
Türkçe çevirisi : Işık yılı, bir yıl içinde giden ışığın katettiği mesafedir.
* throw light upon = ışık tutmak, aydınlatmak
İngilizce örnek : These monuments throw much light on the ancient history of the country.
Türkçe çevirisi : Anıtlar, ülkenin eski tarihine çok ışık tutmaktadır.

LIGHT 2 = [layt] adjective
1 hafif * eşanlamlı : weightless, feathery, flimsy, airy * karşıtanlamlı : heavy
İngilizce örnek : My suitcase is light.
Türkçe çevirisi : Valizim hafiftir.
İngilizce örnek : I try to eat a light meal in the evening.
Türkçe çevirisi : Akşamları hafif yemek yemeye çalışıyorum.
İngilizce örnek : Light refreshments will be served after the recitation of the Kuran.
Türkçe çevirisi : Kuran okunduktan sonra hafif meşrubat verilecektir.
2 (iş) kolay * eşanlamlı : easy, simple, effortless
3 aydınlık * eşanlamlı : bright, clear, luminous, illuminated * karşıtanlamlı : dark
İngilizce örnek : The living room is light and large.
Türkçe çevirisi : Oturma odası aydınlık ve geniştir.
4 (renk) açık * eşanlamlı : whitish, bleached, pale
İngilizce örnek : She is wearing a light green dress.
Türkçe çevirisi : Açık yeşil bir elbise giyiyor.
* make light of sth = hafife almak
* make light of = hafife almak
İngilizce örnek : Don't make light of his advice.
Türkçe çevirisi : Onun tavsiyesini hafife alma.
İngilizce örnek : He made light of his troubles.
Türkçe çevirisi : Dertlerini hafife aldı.
İngilizce örnek : We told him about the difficulties, but he made light of them.
Türkçe çevirisi : Ona zorlukları anlattık ama o onları hafife aldı.

LIGHT nasıl okunur, okunuşu /layt/ eylem [past tense : lit;lighted, past participle : lit;lighted, -ing : lighting]

LIGHT nasıl okunur, okunuşu /layt/ isim

1: 0 ms