• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

lift

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

01. lift

lift

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 4596

ana kullanım 1

01. kaldırmak 02. yükseltmek 03. dağılmak 04. bitmek 05. ortadan kaldırmak 06. yürütmek 07. son vermek 08. araklamak 09. açmak 10. aşırmak 11. çalmak 12. kalkmak 13. toprağı kazıp çıkarmak 14. vira etmek 15. yerden yükselmek 16. zenginleşmek 17. başkasının eserinden aşırmalar yapmak 18. çıkarmak 19. estetik ameliyatla gençleştirmek 20. germek 21. havalanmak 22. hırsızlık yapmak 23. kazıp çıkarmak 24. kendine mal etmek 25. sökmek 26. toplamak 27. topraktan çıkarmak 28. yukarı kaldırmak 29. yukarı kalkmak 30. yükselmek

ana kullanım 2

01. kaldırma 02. yükseltme 03. kaldırma kuvveti 04. asansör 05. arabasına alma 06. parasız götürme 07. parasız gitme 08. neşe 09. arabasına binme 10. hava köprüsü 11. kaldırıcı 12. kaldırma aracı 13. teleski 14. yardım etme 15. yükselme 16. yükseltici 17. açılma 18. deneme 19. kalkma 20. küreğin karından atılması 21. lift 22. taşıma 23. kaldırma gücü 24. kayakçı teleferiği 25. bağlak 26. balık asansörü 27. balık merdiveni 28. başkasının arabasında parasız yolculuk 29. birini arabasına alarak götürme 30. bulutların yükselmesi 31. çıkarma yüksekliği 32. elevatör 33. ferahlık 34. ihraç irtifaı 35. iner çıkar 36. iner-çıkar 37. kaldıraç 38. kaldırış 39. kaldırma mesafesi 40. kat arası yüksekliği 41. kuyu kafesinin seyir yüksekliği 42. mantilya 43. otostop 44. rahatlama duygusu 45. rahatlık 46. su basma yüksekliği 47. teleferik 48. terfi yüksekliği 49. tutma 50. üst katman 51. yardım

teknik

01. taşıma kuvveti

LIFT = [lift] verb
kaldırmak, yükseltmek * eşanlamlı : raise, elevate, hoist * karşıtanlamlı : drop
İngilizce örnek : Can you lift this case?
Türkçe çevirisi : Bu valızi kaldırabilir misin?
İngilizce örnek : I can't lift this table on my own.
Türkçe çevirisi : Bu masayı tek başıma kaldıramam.
İngilizce örnek : Don't lift that heavy sofa, you may hurt your back.
Türkçe çevirisi : O ağır kanepeyi kaldırma, belini incitebilirsin.
İngilizce örnek : The groom lifted the bride’s veil and kissed her.
Türkçe çevirisi : Damat gelinin duvağını kaldırdı ve onu öptü.
İngilizce örnek : We all lifted our glasses of rakı and said 'cheers!'.
Türkçe çevirisi : Rakı bardaklarımızı kaldırdık ve ‘şerefe’ dedik.
¤ noun
1 kaldırma, yükseltme
2 BE. asansör
İngilizce örnek : We went down in the lift.
Türkçe çevirisi : Asansörle aşağı indik.
İngilizce örnek : Take the lift and go up to the eleventh floor.
Türkçe çevirisi : Asansöre bin ve on birinci kata çık.
İngilizce örnek : The lift has broken down again.
Türkçe çevirisi : Asansör yine bozuldu.
* give sb a lift = arabasına almak, parasız götürmek
İngilizce örnek : I was late, so he gave me a lift to my office.
Türkçe çevirisi : Geç kalmıştım, bu yüzden (arabasıyla) beni büroma bıraktı.
İngilizce örnek : I'll offer to give her a lift if it rains.
Türkçe çevirisi : Yağmur yağarsa ona arabama almayı teklif edeceğim.
İngilizce örnek : Nick gave her a lift in his old sports car.
Türkçe çevirisi : Nick onu eski spor arabasına aldı.

LIFT = nasıl okunur, okunuşu /lift/ eylem

1: 0 ms