• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

let

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

01. let 02. lett

let

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 285

ana kullanım 1

01. izin vermek 02. bırakmak 03. müsaade etmek 04. kiralamak 05. icara vermek 06. kiraya vermek 07. kontrata bağlamak 08. neden olmak 09. yapmasına izin vermek 10. yapmasına ses çıkarmamak 11. -dirmek 12. engel olmak 13. ihale etmek 14. kira getirmek 15. kiralanmak 16. kiraya verilmek 17. meydan vermek 18. ses çıkarmamak 19. sözleşme ile iş vermek 20. sözleşmeye bağlamak 21. -tırmak 22. -ürmek 23. vermek

ana kullanım 2

01. let 02. engel 03. kiraya verme 04. kiralama 05. kiralanmış daire 06. mânia 07. ceğiz 08. -cik 09. gelsin 10. kiraya verilmiş mülk 11. let him come 12. teniste yeniden servis atma nedeni

havacılık

01. beklemek

tenis

01. servis atışını türlü nedenlerle geçersiz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı, hakemin topun nereye düştüğünü görmesi

turizm

01. kiraya verme süresi

LET = [let] verb
1 izin vermek, bırakmak * eşanlamlı : allow, permit, grant
İngilizce örnek : Let me try.
Türkçe çevirisi : Bırak deneyeyim.
İngilizce örnek : Please let him come with me.
Türkçe çevirisi : Lütfen onun benimle gelmesine izin verin.
İngilizce örnek : Could you let me use your car?
Türkçe çevirisi : Arabanı kullanmama izin verir misin?
İngilizce örnek : Don't let him persuade you.
Türkçe çevirisi : Seni ikna etmesine izin verme.
İngilizce örnek : I can't go to the disco, my parents won't let me.
Türkçe çevirisi : Diskoya gidemem, annem babam bana izin vermez.
İngilizce örnek : I won't let this happen again!
Türkçe çevirisi : Bunun bir daha olmasına izin vermeyeceğim!
İngilizce örnek : If you need anything, please let me know.
Türkçe çevirisi : Bir şeye ihtiyacın olursa lütfen bana haber ver.
İngilizce örnek : If you hear from her could you please let me know?
Türkçe çevirisi : Ondan haber alırsan lütfen bana haber verir misin?
2 (out) kiraya vermek * eşanlamlı : rent, lease, hire
İngilizce örnek : We lent the flat to a foreigner.
Türkçe çevirisi : Daireyi bir yabancıya kiraya verdik.
* let’s = (yap)alım, (ed)elim
İngilizce örnek : Let's go for a walk.
Türkçe çevirisi : Yürüyüşe çıkalım.
İngilizce örnek : Let's have a party.
Türkçe çevirisi : Parti verelim.
İngilizce örnek : Let's go on a tour of the city.
Türkçe çevirisi : Şehir turuna çıkalım.
İngilizce örnek : Let's have a drink after dinner.
Türkçe çevirisi : Yemekten sonra bir şey içelim.
* let alone = bir yana, bırak
İngilizce örnek : The patient can't even eat, let alone walk!
Türkçe çevirisi : Yürümeyi bırak, hasta yemek bile yiyemiyor!
İngilizce örnek : I don’t have enough money, let alone lend.
Türkçe çevirisi : Borç vermeyi bırak bende yeterli para yok.
* let down = yüzüstü bırakmak * eşanlamlı : leave in the lurch
İngilizce örnek : I'll never let you down.
Türkçe çevirisi : Seni hiç yüzüstü bırakmayacağım.
İngilizce örnek : You can't rely on him. He is sure to let you down.
Türkçe çevirisi : Ona güvenemezsin. Garanti seni yüzüstü bırakır.
2 düş kırıklığına uğratmak * eşanlamlı : disappoint, fail, disenchant
İngilizce örnek : I expected him to help me, but he let me down.
Türkçe çevirisi : Bana yardım etmesini umuyordum, ama beni düş kırıklığına uğrattı.
* let go = koyvermek, salıvermek
İngilizce örnek : Take hold of my hand and don't let go.
Türkçe çevirisi : Elimi tut ve bırakma.
* let in = içeri almak
İngilizce örnek : The dog's barking at the door. Will you let him in?
Türkçe çevirisi : Köpek kapıda havlıyor. Onu içeri alır mısın?
İngilizce örnek : Open the windows, and let in some fresh air.
Türkçe çevirisi : Pencereleri aç, içeri biraz temiz hava girsin.
İngilizce örnek : If anyone knocks at the door when I am out, don't let him in.
Türkçe çevirisi : Ben yokken birisi kapıyı çalarsa içeri alma.
İngilizce örnek : Mrs Brown is at the door - will you please let her in?
Türkçe çevirisi : Bayan Brown kapıda – lütfen onu içeri alır mısın?
* let off = cezasını affetmek * eşanlamlı : excuse, exempt, pardon, forgive
İngilizce örnek : As Dave was young, the judge let him off with a fine.
Türkçe çevirisi : Dave genç olduğu için yargıç onu bir para cezası ile bıraktı.
İngilizce örnek : The magistrate let him off with a severe reprimand.
Türkçe çevirisi : Sulh hukuk hakimi sert bir azarla onun cezasını affetti.
İngilizce örnek : The traffic warden didn't give me a parking ticket; she let me off.
Türkçe çevirisi : Trafik polisi bana ceza kesmedi, benim cezamı affetti.
İngilizce örnek : As he has a good record, we shall let him off this time.
Türkçe çevirisi : Sabıkası iyi olduğu için bu sefer onun cezasını affedeceğiz.
İngilizce örnek : He was going to punish the boy, but he let him off.
Türkçe çevirisi : Oğlanı cezalandıracaktı, ama onun cezasını affetti.
2 patlatmak, ateşlemek
* let on = söylemek, bildirmek
İngilizce örnek : We're planning a surprise for Janet, but don't let on.
Türkçe çevirisi : Janet için bir sürpriz planlıyoruz, ama ona söyleme.
* let out = 1 salıvermek, salmak
İngilizce örnek : Who let the dog out?
Türkçe çevirisi : Köpeği kim saldı?
İngilizce örnek : Don't let the children out of the garden.
Türkçe çevirisi : Çocukları bahçeden dışarı salma.
2 (giyecek) uzatmak, genişletmek
İngilizce örnek : I can't let out these trousers any more. You had better give them to someone slimmer!
Türkçe çevirisi : Bu pantolonu daha fazla genişletemem. Onu daha zayıf birisine versen iyi olur!
3 (sır) ağzından kaçırmak

1: 0 ms