• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

leave

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 678

bitkibilim

yeme içme

LEAVE = [li: v] verb
left [left] ayrılmak, gitmek; bırakmak, terk etmek * eşanlamlı : go, depart, set out, quit; desert, abandon, relinquish, give up * karşıtanlamlı : come, arrive
İngilizce örnek : He left home when he was fifteen.
Türkçe çevirisi : On beş yaşındayken evden ayrıldı.
İngilizce örnek : Before you leave home, check that the windows are closed.
Türkçe çevirisi : Evden ayrılmadan önce, pencereler kapalı mı diye bak.
İngilizce örnek : We can't leave until your mother gets back from the store.
Türkçe çevirisi : Annen dükkândan dönene kadar gidemeyiz.
İngilizce örnek : The next plane for London leaves at eleven in the evening.
Türkçe çevirisi : Londra’ya gidecek bir sonraki uçak bu akşam on birde hareket ediyor.
İngilizce örnek : The bus leaves at ten thirty.
Türkçe çevirisi : Otobüs on otuzda kalkıyor.
İngilizce örnek : The train leaves Haydarpaşa Station at 10.05.
Türkçe çevirisi : Tren Haydarpaşa İstasyonu’ndan saat 10: 05’de hareket ediyor.
2 bırakmak
İngilizce örnek : Please leave the door open.
Türkçe çevirisi : Lütfen kapıyı açık bırak.
İngilizce örnek : Don't leave the computer on when you leave.
Türkçe çevirisi : Gittiğin zaman bilgisayarı açık bırakma.
İngilizce örnek : If you leave your money there, it'll be stolen.
Türkçe çevirisi : Paranı burada bırakırsan çalınır.
İngilizce örnek : You're always leaving the lights on - it's a waste of energy!
Türkçe çevirisi : Her zaman ışıkları açık bırakıyorsun – bu bir enerji israfıdır!
İngilizce örnek : Children are not to be left unsupervised in the museum.
Türkçe çevirisi : Çocuklar müzede yalnız bıkarılmamalıdır.
3 unutmak
İngilizce örnek : I left all my money in my coat pocket.
Türkçe çevirisi : Bütün paramı ceketimin cebinde unuttum.
İngilizce örnek : I am afraid I left my car keys in the office.
Türkçe çevirisi : Maalesef arabamın anahtarlarını büroda unuttum.
İngilizce örnek : I think I left my gloves at the cinema.
Türkçe çevirisi : Galiba eldivenlerimi sinemada unuttum.
İngilizce örnek : I've left my umbrella on the bus.
Türkçe çevirisi : Şemsiyemi otobüste unuttum.
¤ noun
izin * karşıtanlamlı : permission, allowance, consent * karşıtanlamlı : prohibition
* by/with your leave = izninizle
* leave alone = rahat bırakmak
* leave for = -e gitmek
İngilizce örnek : He left for Ankara.
Türkçe çevirisi : Ankara’ya gitti.
İngilizce örnek : He left Istanbul for Ankara.
Türkçe çevirisi : İstanbul’dan Ankara’ya gitti.
İngilizce örnek : She left home for work very late this morning.
Türkçe çevirisi : Bu sabah evden işe çok geç gitti.
İngilizce örnek : He is to leave for Ankara tonight.
Türkçe çevirisi : Bu akşam Ankara’ya gidecek.
İngilizce örnek : We are leaving for Antalya next Saturday.
Türkçe çevirisi : Gelecek cumartesi Antalya’ya gidiyoruz.
İngilizce örnek : What time do we have to leave for the airport tomorrow?
Türkçe çevirisi : Yarın havaalanına saat kaçta gitmemiz gerek?
* leave out = 1 atlamak
İngilizce örnek : Be sure to invite her to the party; I do not want to leave her out.
Türkçe çevirisi : Onu partiye davet ettiğine emin ol, onu atlamak istemiyorum.
İngilizce örnek : You can leave out the next exercise.
Türkçe çevirisi : Bir sonraki alıştırmayı atlayabilirsiniz.
2 dahil etmemek
İngilizce örnek : His name has been left out.
Türkçe çevirisi : Onun ismi dahil edilmedi.
* on leave = izinli

LEAVE = nasıl okunur, okunuşu /li:v/ eylem [past tense : left, past participle : left, -ing : leaving]

1: 0 ms