• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

last

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 199

ana kullanım 1

01. sürmek 02. devam etmek 03. bozulmamak 04. dayanmak 05. yetmek 06. almak 07. çekmek 08. çıkarmak 09. direnç göstermek 10. durmak 11. gitmek 12. mukavemet etmek 13. payidar olmak 14. sürüp gitmek 15. tutmak 16. tutunmak 17. var olmaya devam etmek 18. beka bulmak 19. daim olmak

ana kullanım 2

01. son 02. en son 03. sonuncu 04. geçen 05. önceki 06. evvelki 07. son olarak 08. her şeyden önce 09. kundura kalıbı 10. en az olası 11. en gerideki 12. en sondaki 13. geride kalan 14. kesin 15. lasta 16. nihai 17. oldukça 18. son işaret 19. son kez 20. son sonuncu 21. sonuncu olarak 22. yeni 23. ahir 24. en az muhtemel 25. en az uygun 26. en yeni 27. gayet 28. nihayet 29. ölüm 30. son defa 31. son derece 32. son şey 33. sonuç olarak 34. sonuncu adam veya şey 35. sonuncu kimse 36. sonunda

bilişim

01. soyadı

hakaret

01. en alt 02. en düşük 03. en kalitesiz

hukuk

01. en sonraki

iş dünyası

01. sabık 02. bitmemek

tarım

01. kundura balığı

teknik

01. ayakkabı kalıbı 02. kalıp

LAST = [la: st] adjective
1 sonuncu, son * eşanlamlı : final, ultimate, concluding, latest, terminal, utmost * karşıtanlamlı : first, initial
İngilizce örnek : December is the last month of the year.
Türkçe çevirisi : Aralık, yılın son ayıdır.
İngilizce örnek : I caught the last train home.
Türkçe çevirisi : Eve giden son treni yakaladım.
İngilizce örnek : I am about to finish the last chapter of the novel.
Türkçe çevirisi : Romanın son bölümünü bitirmek üzereyim.
2 geçen, önceki
İngilizce örnek : Last night it rained.
Türkçe çevirisi : Dün gece yağmur yağdı.
İngilizce örnek : Did you see her last week?
Türkçe çevirisi : Geçen hafta onu gördün mü?
İngilizce örnek : She has been ill over the last two weeks.
Türkçe çevirisi : Son iki haftadır hasta.
İngilizce örnek : Last year I went to Japan on business.
Türkçe çevirisi : Geçen yıl iş için Japonya’ya gittim.
¤ adverb
en son
İngilizce örnek : It's ages since I last went to the theatre.
Türkçe çevirisi : En son tiyatroya çok uzun zaman önce gittim.
İngilizce örnek : When did you last eat a hamburger?
Türkçe çevirisi : En son ne zaman hamburger yedin?
İngilizce örnek : When did you last see Tom?
Türkçe çevirisi : Tom’u en son ne zaman gördün?
İngilizce örnek : Spring comes first, and winter last.
Türkçe çevirisi : İlkin ikbahar, en son kış gelir.
¤ noun
son * eşanlamlı : end, finish, conclusion * karşıtanlamlı : beginning
¤ verb
1 devam etmek, sürmek * eşanlamlı : continue, remain, stay, keep
İngilizce örnek : The lesson lasted forty-five minutes.
Türkçe çevirisi : Ders kırk beş dakika sürdü.
İngilizce örnek : Fine weather will last a few more days.
Türkçe çevirisi : Güzel hava birkaç gün daha sürecek.
İngilizce örnek : How long is this performance going to last?
Türkçe çevirisi : Bu göstere ne kadar zaman sürecek?
2 dayanmak * eşanlamlı : endure, hold out, wear
İngilizce örnek : The bridge was so well built that it lasted for a hundred years.
Türkçe çevirisi : Köprü o kadar iyi yapılmıştı ki bir yüzyıl dayandı.
* at last, at long last = nihayet, en sonunda
İngilizce örnek : After that long drive, we are home at last.
Türkçe çevirisi : Bu uzun araba yolculuğundan sonra sonunda eve vardık.
İngilizce örnek : At last the war ended.
Türkçe çevirisi : Sonunda savaş bitti.
İngilizce örnek : For a long time the weather was cold, but at last it became warmer.
Türkçe çevirisi : Uzun süre hava soğuktu, ama sonunda ısındı.
İngilizce örnek : The truth has come to light at last.
Türkçe çevirisi : Sonunda gerçek ortaya çıktı.

1: 0 ms