• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

karışmak

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

eylem / verb

KARIŞMAK = (karışmak nedir; karışmak ne demek; karışmak İngilizcesi) 1. İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek: «Araba sallana sallana içim bağrım birbirine karıştı.» -H. R. Gürpınar. 2. Düzensiz, dağınık olmak: «Yanıma her tarafı titreyerek sapsarı, sakal bıyığa karışmış bir hâlde geldi.» -R. H. Karay. 3. (nsz) Bulanmak, duruluğunu yitirmek: Hava birden karıştı. Zihnim karıştı. 4. (nsz) Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek: «Kaymakam işin karıştığını anlayarak...» -M. Ş. Esendal. 5. Müdahale etmek, araya girmek: «Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü.» -F. R. Atay. 6. Engellemek, araya girmek. 7. Bir araya gelmek, katılmak: «Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı.» -Ö. Seyfettin. 8. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak: «Ben, dedim, başkalarının soy adlarına nasıl karışabilirim?» -M. Ş. Esendal. 9. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak: Bu işe belediye karışır.

karışmak = dahli olmak [öz Türkçe - eski terim]

karışmak = müdahale etmek [öz Türkçe - eski terim]

karışmak = ihtilât etmek [Türkçe - Osmanlıca]

karışmak = tarümâr olmak [Türkçe - Osmanlıca]

1: 0 ms