• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

judge

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1296

askeri

judo-karate

su sporları

JUDGE = [cac] verb
1 -e yargıçlık etmek, hüküm vermek * eşanlamlı : sentence, condemn, arbitrate, referee
2 (yarışma, vb'de) değerlendirmek, hakemlik etmek * eşanlamlı : appraise, evaluate, estimate, reckon, consider, determine
İngilizce örnek : Who is judging the song contest?
Türkçe çevirisi : Şarkı yarışmasında kim hakemlik yapıyor?
3 yargılamak, değerlendirmek
İngilizce örnek : You shouldn't judge a book by its cover.
Türkçe çevirisi : Kitabı kapağı ile değerlendirmemelisin.
¤ noun
1 hâkim, yargıç * eşanlamlı : justice, magistrate
İngilizce örnek : A judge in a court of law listens carefully to the argument of the lawyers before making up his mind.
Türkçe çevirisi : Bir mahkemedeki yargıç, kararını vermeden önce avukatların savlarını (argümanlarını) dikkatle dinler.
İngilizce örnek : He was told to appear before the judge.
Türkçe çevirisi : Yargıcın huzuruna çıkması söylendi.
İngilizce örnek : The judge put the thief in jail again.
Türkçe çevirisi : Yargıç hırsızı yeniden hapse attı.
2 hakem * eşanlamlı : referee, arbiter
3 bilirkişi * eşanlamlı : expert, authority

JUDGE = nasıl okunur, okunuşu /cac/ eylem

1: 1 ms