• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

job

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 768

ana kullanım 1

01. 02. görev 03. meslek 04. memuriyet 05. vazife 06. çalışma 07. hizmet 08. yapılması güç şey 09. güçlük 10. zorluk 11. alet edevat 12. araç 13. dalavere 14. durum 15. ekmek 16. oluşum 17. parça başı iş 18. şey 19. uğraş 20. eyüp 21. kâr getiren iş 22. alet 23. cinayet 24. estetik ameliyat 25. götürü iş 26. hileli iş 27. hırsızlık 28. kadın 29. kârlı iş 30. kesene 31. kız 32. mesele 33. meşgale 34. meşguliyet 35. motosiklet vs 36. müteahhitlik 37. parça işi 38. şahane otomobil 39. sipariş 40. suç 41. ticaret 42. tip 43. zor iş

ana kullanım 2

01. aracılık etmek 02. götürü iş yapmak 03. kira ile tutmak 04. komisyonculuk yapmak 05. kötüye kullanmak 06. spekülasyon yapmak 07. suiistimal etmek 08. kişisel çıkar için resmi görev almak 09. görevi kötüye kullanmak 10. iş yapmak 11. kiralamak 12. kiraya vermek 13. kişisel çıkarı için görevini kötüye kullanmak 14. komişyonculuk yapmak 15. simsarlık yapmak 16. ufak tefek işler yapmak 17. zimmetine geçirmek

dinsel

01. Hz Eyüp

JOB = [cob] noun
iş, görev, meslek * eşanlamlı : work, employment, post, occupation, profession, business, task, duty
İngilizce örnek : She is looking for a job.
Türkçe çevirisi : İş arıyor.
İngilizce örnek : He lost his job.
Türkçe çevirisi : İşini kaybetti.
İngilizce örnek : I haven't got a job yet.
Türkçe çevirisi : Henüz bir işim yok.
İngilizce örnek : He's been in that job for two years.
Türkçe çevirisi : İki yıldır o işte.
İngilizce örnek : My first job was selling computers.
Türkçe çevirisi : İlk işim bilgisayar satmaktı.
İngilizce örnek : Salaries depend on the job and the location of the job.
Türkçe çevirisi : Aylıklar işe ve işin bulunduğu yere göre değişir.
* get a job = işe girmek
İngilizce örnek : He got a new job.
Türkçe çevirisi : Yeni bir işe girdi.
İngilizce örnek : I want to get a better job.
Türkçe çevirisi : Daha iyi bir işe girmek istiyorum.

1: 0 ms