• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

increase

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 485

ana kullanım 1

01. artmak 02. çoğalmak 03. yükselmek 04. artırmak 05. çoğaltmak 06. artış göstermek 07. büyümek 08. büyütmek 09. çıkmak 10. fazlalaşmak 11. gelişmek 12. geliştirmek 13. kabarmak 14. tırmanmak 15. üremek 16. yükseltmek 17. zam gelmek 18. ziyadeleşmek 19. bereketlenmek 20. çoklaşmak 21. iblağ etmek 22. ilerlemek 23. kamçılamak 24. katmerleşmek 25. meydan almak 26. sıklaşmak 27. tekessür etmek 28. teksir etmek 29. tezayüt etmek 30. tezyit etmek 31. türemek 32. yoğunlaşmak 33. yoğuşmak 34. zam yapmak

ana kullanım 2

01. artış 02. artma 03. büyüme 04. üreme 05. çoğalma 06. artım 07. artırma 08. bereket 09. çoğaltım 10. döl 11. hasılat 12. iblağ 13. nema 14. ürün 15. yükseliş 16. zam 17. çoğaltma 18. fazlalaşma 19. gelişme 20. ilave 21. ilerleme 22. katmerleşme 23. tekessür 24. teksir 25. tezayüt 26. tezyit 27. yavrulama 28. yükselme

bilişim

01. artır 02. çoğalt

biyoloji

01. artırtmak

hekimlik

01. fazlalaşma

matematik

01. arttırmak 02. genişleme t 03. genişlemek

vergi

01. arttırmak 02. bindirmek

INCREASE = [in'kri: s] verb
1 artmak, çoğalmak * eşanlamlı : enlarge, expand, swell, grow, extend, augment, lengthen, prolong, raise, intensify, multiply
İngilizce örnek : The economic co-operation between Turkey and Iran is increasing.
Türkçe çevirisi : Türkiye ile İran arasındaki ekonomik işbirliği artıyor.
İngilizce örnek : The number of foreign students in our school has increased in the last three years.
Türkçe çevirisi : Okulumuzdaki yabancı öğrenci sayısı son üç yıl içinde arttı.
İngilizce örnek : The price of meat increased remarkably.
Türkçe çevirisi : Etin fiyatı önemli ölçüde arttı.
2 artırmak, çoğaltmak * eşanlamlı : multiply, amplify, intensify, rise, mount, enlarge * karşıtanlamlı : decrease, lessen, shrink
İngilizce örnek : We are trying to increase the speed of service.
Türkçe çevirisi : Servis hızımızı artırmaya çalışıyoruz.
İngilizce örnek : Rail fares have been increased by 5%.
Türkçe çevirisi : Tren bileti ücretleri %5 oranında artırıldı.
İngilizce örnek : We increased the amount of money we spends on advertising.
Türkçe çevirisi : Reklama ayırdığımız para miktarını artırdık.
İngilizce örnek : The company has increased the publicity budget by 10%.
Türkçe çevirisi : Şirket reklam bütçesini %10 artırdı.
¤ noun
artış * eşanlamlı : growth, enlargement, expansion, extension, augmentation, rise * karşıtanlamlı : reduction, decrease, lessening
İngilizce örnek : The increase in population is so rapid.
Türkçe çevirisi : Nüfustaki artış çok hızlı.
İngilizce örnek : There has been a sharp increase in yoghurt prices.
Türkçe çevirisi : Yoğurt fiyatlarında keskin bir artış oldu.

1: 0 ms