• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

heavy

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1116

ana kullanım

01. ağır 02. kuvvetli 03. şiddetli 04. ciddi 05. önemli 06. yavaş 07. yorucu 08. güç 09. zor 10. boğucu 11. sindirimi güç 12. yoğun 13. kapalı 14. dalgalı 15. fırtınalı 16. üzgün 17. hüzünlü 18. ağdalı 19. ağır bir şekilde 20. ağır düşünen 21. ağırlaşmış 22. ağırlıklı 23. anlayışı kıt 24. bıkkınlık veren 25. bitmiş 26. çamurlu 27. canavar ruhlu genç 28. çökmüş 29. çukurlu 30. fazla 31. hazmı kolay olmayan 32. ile dolu 33. incelikten yoksun 34. kaba dalgalı 35. kalın 36. kantarlı 37. keder veren 38. kederli 39. keskin 40. kötü 41. lök 42. nezaketsiz 43. okkalı 44. sakil 45. şiddetli olarak 46. sıkıcı 47. sıkıntı veren 48. sıkıntılı 49. tükenmiş 50. tümsekli 51. yoğun dalgalı 52. yorulmuş 53. fedai 54. ağır toplar 55. ağırsıklet 56. çok 57. durgun 58. estetik olmayan 59. kaba 60. kötü adam rolü 61. acı 62. ağır ağır 63. ağır şekilde 64. ağır sıklet 65. ağır silahlarla donatılmış 66. ağır silahlı 67. ağırbaşlı 68. ağırbaşlı ya da kötü adam rolü 69. akışkan 70. aşağı sarkmış 71. aşırı 72. basan 73. baskın 74. başrol oyuncusu 75. bati 76. baygın 77. bereketli 78. bol 79. bozuk 80. bu rollere çıkan aktör 81. bulutlu 82. büyük 83. cansız 84. çapraşık 85. çok iyi 86. dalları basmış 87. dayanılmaz 88. derin 89. derinden gelen ve gürleyen 90. dik 91. dolu 92. düşünceli 93. en kalın 94. ezici 95. güçlü 96. gürültülü 97. hamile 98. hamur 99. hantal 100. hazmı güç 101. ile yüklü 102. iri yapılı 103. iriyarı 104. iyice kabarmamış 105. kabarmış 106. kara 107. karanlık 108. kasvetli 109. katil 110. keder verici 111. kesif 112. kıvamlı 113. kopkoyu 114. kötü adam 115. koyu 116. mahzun 117. mükemmel 118. pek çok 119. sadist 120. sert 121. şiddetle 122. sindirilmesi güç 123. trajik 124. usandırıcı 125. uyku basmış 126. uykudan ağırlaşmış 127. uyuşuk 128. üzücü 129. uzun ve şiddetli 130. viskoz 131. yüklü 132. zahmetli 133. zalim

HEAVY = ['hevi] adjective
1 ağır * eşanlamlı : weighty, bulky, massive, ponderous * karşıtanlamlı : light
İngilizce örnek : Your suitcase is rather heavy.
Türkçe çevirisi : Bavulun oldukça ağır.
İngilizce örnek : I don't like wearing heavy clothes.
Türkçe çevirisi : Ağır giysiler giymeyi sevmiyorum.
İngilizce örnek : I cannot carry you; you are so heavy.
Türkçe çevirisi : Seni taşıyamam, çok ağırsın.
İngilizce örnek : She is carrying heavy boxes.
Türkçe çevirisi : Ağır kutular taşıyor.
İngilizce örnek : The piano is too heavy to lift.
Türkçe çevirisi : Piyano kaldırılmayacak kadar ağır.
2 yoğun, ağır, şiddetli * eşanlamlı : intense, violent, severe, hard, harsh, grievous
İngilizce örnek : Heavy rain damaged the crops.
Türkçe çevirisi : Yoğun yağmur ürünlere zarar verdi.
İngilizce örnek : Heavy snow fell throughout the night.
Türkçe çevirisi : Gece boyunca yoğun kar yağdı.
3 ciddi, ağır * eşanlamlı : serious, grave, critical, important, deep, complex * karşıtanlamlı : trivial
İngilizce örnek : That is heavy work.
Türkçe çevirisi : Bu ağır bir iş.
İngilizce örnek : Their political discussion got a little heavy.
Türkçe çevirisi : Siyasi tartışmaları biraz ciddiye kaçtı.
5 (hava) boğucu * eşanlamlı : overcast, cloudy, gloomy, dark, leaden * karşıtanlamlı : bright
6 (deniz) dalgalı
İngilizce örnek : The sea is heavy.
Türkçe çevirisi : deniz dalgalı.
7 üzgün * eşanlamlı : sad, sorrowful, downcast, dejected, gloomy, melancholy * karşıtanlamlı : happy, cheerful
8 yorucu, güç * eşanlamlı : burdensome, laborious, arduous, difficult * karşıtanlamlı : slight

1: 0 ms