• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

heavy

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1116

ana kullanım

HEAVY = ['hevi] adjective
1 ağır * eşanlamlı : weighty, bulky, massive, ponderous * karşıtanlamlı : light
İngilizce örnek : Your suitcase is rather heavy.
Türkçe çevirisi : Bavulun oldukça ağır.
İngilizce örnek : I don't like wearing heavy clothes.
Türkçe çevirisi : Ağır giysiler giymeyi sevmiyorum.
İngilizce örnek : I cannot carry you; you are so heavy.
Türkçe çevirisi : Seni taşıyamam, çok ağırsın.
İngilizce örnek : She is carrying heavy boxes.
Türkçe çevirisi : Ağır kutular taşıyor.
İngilizce örnek : The piano is too heavy to lift.
Türkçe çevirisi : Piyano kaldırılmayacak kadar ağır.
2 yoğun, ağır, şiddetli * eşanlamlı : intense, violent, severe, hard, harsh, grievous
İngilizce örnek : Heavy rain damaged the crops.
Türkçe çevirisi : Yoğun yağmur ürünlere zarar verdi.
İngilizce örnek : Heavy snow fell throughout the night.
Türkçe çevirisi : Gece boyunca yoğun kar yağdı.
3 ciddi, ağır * eşanlamlı : serious, grave, critical, important, deep, complex * karşıtanlamlı : trivial
İngilizce örnek : That is heavy work.
Türkçe çevirisi : Bu ağır bir iş.
İngilizce örnek : Their political discussion got a little heavy.
Türkçe çevirisi : Siyasi tartışmaları biraz ciddiye kaçtı.
5 (hava) boğucu * eşanlamlı : overcast, cloudy, gloomy, dark, leaden * karşıtanlamlı : bright
6 (deniz) dalgalı
İngilizce örnek : The sea is heavy.
Türkçe çevirisi : deniz dalgalı.
7 üzgün * eşanlamlı : sad, sorrowful, downcast, dejected, gloomy, melancholy * karşıtanlamlı : happy, cheerful
8 yorucu, güç * eşanlamlı : burdensome, laborious, arduous, difficult * karşıtanlamlı : slight

1: 0 ms