• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

hear

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 974

ana kullanım 1

01. işitmek 02. duymak 03. haber almak 04. öğrenmek 05. dikkatle dinlemek 06. almak 07. anlamak 08. bakmak 09. bilgi almak 10. bilmek 11. haberini almak 12. sesi algılayabilmek 13. yargılamak 14. dinlemek 15. haberi olmak 16. icabet etmek 17. ifadesini almak 18. kabul etmek 19. kulağına gelmek 20. kulak vermek 21. mektup almak 22. onaylamak 23. semetmek 24. sorguya çekmek

ana kullanım 2

01. ağzına sağlık koçum 02. bravo 03. çok doğru çok 04. doğru doğru 05. helâl olsun sana

eğitim

01. ilgilenmek

hukuk

01. duruşma yapmak 02. tanıkları dinlemek 03. muhakeme etmek

HEAR = [hiı] verb
1 işitmek, duymak * eşanlamlı : listen, heed, perceive, eavesdrop
İngilizce örnek : Can you hear me?
Türkçe çevirisi : Beni duyabiliyor musun?
İngilizce örnek : Speak louder, I can't hear you.
Türkçe çevirisi : Daha yükses sesle konuş, seni duyamıyorum.
İngilizce örnek : You needn't whisper. Nobody can hear us.
Türkçe çevirisi : Fısıldamana gerek yok. Bizi kimse duyamaz.
İngilizce örnek : I heard the bees buzzing.
Türkçe çevirisi : Arıların vızıldadığını duydum.
2 haber almak * eşanlamlı : learn, be informed
İngilizce örnek : She fainted on hearing the news.
Türkçe çevirisi : Haberi alınca bayıldı.
* hear about = duymak, haberini almak
İngilizce örnek : Have you heard the latest gossip about her?
Türkçe çevirisi : Onun hakkındaki son dedikoduyu duydun mu?
İngilizce örnek : I've heard about that film, but I haven't seen it yet.
Türkçe çevirisi : Bu filmi duydum ama onu henüz görmedim.
İngilizce örnek : Have you heard about the fire?
Türkçe çevirisi : Yangından haberin var mı?
İngilizce örnek : Have you heard about Jack? He was involved in an accident yesterday.
Türkçe çevirisi : Jack’den haberin var mı? Dün bir kazaya karıştı.
* hear from = (mektup, vb) haber almak
İngilizce örnek : He never sends emails. I haven't heard from him since he left.
Türkçe çevirisi : Hiç e-posta göndermez. Gittiğinden beri ondan haber almadım.
İngilizce örnek : I hear from him every week.
Türkçe çevirisi : Her hafta ondan haber alırım.
İngilizce örnek : Since he got married, I haven't heard from him.
Türkçe çevirisi : Evlendiğinden beri ondan haber almadın.
* hear of = bahsini işitmek, (adını) duymak
İngilizce örnek : I had never heard of that actress until you mentioned her.
Türkçe çevirisi : Sen ondan söz edene kadar o kadın oyuncunun adını hiç duymamıştım.

HEAR = nasıl okunur, okunuşu /hiI/ eylem [past tense : heard, past participle : heard, -ing : hearing]

1: 0 ms