• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

get

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 191

ana kullanım

01. almak 02. elde etmek 03. olmak 04. hale gelmek 05. yakalamak 06. varmak 07. ulaşmak 08. uğraşmak 09. ilgilenmek 10. bakmak 11. gidip getirmek 12. gitmek 13. gidip almak 14. ettirmek 15. yakalanmak 16. yaptırmak 17. sinirlendirmek 18. -tirmek 19. -tırmak 20. hazırlamak 21. götürmek 22. vurmak 23. anlamak 24. kızdırmak 25. -abilmek 26. açığını yakalamak 27. ayarlamak 28. başa gelmek 29. çağırmak 30. çıkarmak 31. davranmak 32. doğrultmak 33. düşürmek 34. -ebilmek 35. edinmek 36. eline geçmek 37. getirmek 38. girişmek 39. hal almak 40. haline getirmek 41. imkânı olmak 42. isabet ettirmek 43. işini bitirmek 44. istemek 45. izni olmak 46. kafasına girmek 47. kapmak 48. kazanmak 49. pişirmek 50. sağlamak 51. sahibi olmak 52. şansı olmak 53. sebep olmak 54. uğramak 55. uyanmak 56. yalanını bulmak 57. yemek 58. zorunda olmak 59. -a tutulmak 60. açığını bulmak 61. başına gelmek 62. başlamak 63. bulmak 64. çakaroz etmek 65. çakız etmek 66. çakmak 67. çakoz etmek 68. çakozlamak 69. canına okumak 70. canını sıkmak 71. çapını aşmak 72. dayanmak 73. -den derhal ayrılmak 74. -den öcünü almak 75. doğurmak 76. dokunmak 77. düşmek 78. duymak 79. egavlamak 80. elado etmek 81. ele geçirmek 82. etmek 83. fark etmek 84. gelmek 85. gıcık etmek 86. görmek 87. hak etmek 88. heyecanlandırmak 89. idrak etmek 90. ikna etmek 91. ile bağlantı kurmak 92. -in farkına varmak 93. intikam almak 94. işitmek 95. kandırmak 96. kavramak 97. kazarak elde etmek 98. kesbetmek 99. kıstırmak 100. kömür kazmak 101. köşeye sıkıştırmak 102. -lamak 103. -lanmak 104. -latmak 105. -lenmek 106. -malı 107. malik olmak 108. -mek zorunda olmak 109. -meli 110. -meyi başarmak 111. öğrenmek 112. öldürmek 113. para kazanmak 114. razı etmek 115. sarmak 116. şaşırtmak 117. satın almak 118. -sı olmak 119. sorulan bir soruya cevap veremez duruma düşürmek 120. temin etmek 121. torbaya koymak 122. tutmak 123. -ulmak 124. -ya mahkûm olmak 125. yapmak 126. yıldırmak

GET (GOT) = [get (got)] verb
1 almak; satın almak * eşanlamlı : buy
İngilizce örnek : I got an email from the bank.
Türkçe çevirisi : Bankadan bir e-posta aldım.
İngilizce örnek : You can’t get a good mobile phone under this price.
Türkçe çevirisi : Bu fiyatın altında iyi bir cep telefonu alamazsın.
İngilizce örnek : I'll get him a wallet for his birthday.
Türkçe çevirisi : Doğum gününde ona bir cüzdan alacağım.
2 elde etmek, edinmek * eşanlamlı : obtain, gain, acquire, secure, earn, receive, achieve, attain * karşıtanlamlı : lose
İngilizce örnek : Could you get some information for me?
Türkçe çevirisi : Benim için biraz bilgi edinir misin?
İngilizce örnek : I'm thinking about getting a new job.
Türkçe çevirisi : Yeni bir işe girmeyi düşünüyorum.
İngilizce örnek : There's no chance of you getting the job unless you speak fluent English.
Türkçe çevirisi : Akıcı İngilizce konuşmazsan işe girme şansın olmaz.
3 gidip getirmek, gidip almak * eşanlamlı : fetch, pick up, bring, carry
İngilizce örnek : Go and get me the scissors.
Türkçe çevirisi : Git bana makası getir.
İngilizce örnek : He asked the waiter to go and get him some cigarettes.
Türkçe çevirisi : Garsondan gidip kendisine sigara almasını istedi.
İngilizce örnek : He ran to get gauze from the chemist’s.
Türkçe çevirisi : Eczaneden gazlı bez almak için koştu.
İngilizce örnek : What time do you get the kids from the school?
Türkçe çevirisi : Çocukları okuldan saat kaçta alıyorsun?
4 olmak, hale gelmek * eşanlamlı : become, grow, turn
İngilizce örnek : He got drunk last night.
Türkçe çevirisi : Dün gece sarhoş oldu.
İngilizce örnek : If you don't stop smoking you'll never get better.
Türkçe çevirisi : Sigarayı bırakmazsan asla iyi olamazsın.
5 varmak, ulaşmak * eşanlamlı : arrive, reach, come * karşıtanlamlı : leave
İngilizce örnek : You'll get there quicker by plane.
Türkçe çevirisi : Oraya uçakla daha çabuk varırsın.
İngilizce örnek : The new buses will get there in half the time.
Türkçe çevirisi : Yeni otobüsler oraya yarım saatte gider.
6 ettirmek, yaptırmak
İngilizce örnek : I have to get this computer repaired.
Türkçe çevirisi : Bu bilgisayarı tamir ettirmem gerek.
İngilizce örnek : I must get my eyes tested.
Türkçe çevirisi : Gözlerimi muayene ettirmeliyim.
İngilizce örnek : She is going to get her hair cut.
Türkçe çevirisi : Saçını kestirecek.
7 ikna etmek, ettirmek, yaptırmak
İngilizce örnek : I got him to tell me the truth.
Türkçe çevirisi : Onu bana doğruyu söylemeye ikna ettim.
İngilizce örnek : He got me to answer his questions.
Türkçe çevirisi : Beni sorularını yanıtlamaya ikna etti.
İngilizce örnek : I can't get him to change his mind.
Türkçe çevirisi : Onu fikrini değiştirmeye ikna edebilirim.
İngilizce örnek : I couldn't get him to do so much work.
Türkçe çevirisi : Onu çok iş yapmaya ikna edemedim.
İngilizce örnek : She got the boy to take the examination.
Türkçe çevirisi : Oğlanı sınava girmeye ikna etti.
8 hazırlamak * eşanlamlı : prepare, make ready
İngilizce örnek : Be patient – I am getting your lunch.
Türkçe çevirisi : Sabırlı ol – öğle yemeğini hazırlıyorum.
9 götürmek
İngilizce örnek : The train may get us to Bostancı in time to catch the show.
Türkçe çevirisi : Tren bizi gösteriyi yakalamak için vaktinde Bostancı’ya götürebilir.
10 anlamak * eşanlamlı : understand, grasp, see, perceive, comprehend
İngilizce örnek : What did the teacher say? I didn't get it.
Türkçe çevirisi : Öğretmen ne dedi? Onu anlamadım.
İngilizce örnek : Sorry, I didn’t get the joke?
Türkçe çevirisi : Affedersin, espriyi anlamadım.
11 (hastalık, soğuk) kapmak, tutulmak
12 kon. kızdırmak, canını sıkmak * eşanlamlı : stir, irritate, annoy, vex
* get about/around = 1 iyileşmek
2 seyahat etmek, gezmek
İngilizce örnek : He is ninety years old, but he gets about very well.
Türkçe çevirisi : O doksan yaşında ama iyi geziyor.
3 (haber, vb) yayılmak
* get across = 1 anlaşılmak, kabul edilmek
2 anlatmak, anlatmayı başarmak
İngilizce örnek : The girl tried to get it across to her boyfriend that she was not ready to get married.
Türkçe çevirisi : Kız, erkek arkadaşına evlenmeye hazır olmadığını anlatmaya çalıştı.
İngilizce örnek : It took a long time, but we finally got the idea across to them.
Türkçe çevirisi : Çok vakit alda ama sonunda fikri onlara anlatmaya başardık.
* get ahead = ilerlemek, önüne geçmek
* get along = 1 gitmek, ayrılmak
İngilizce örnek : It is getting late; I must be getting along.
Türkçe çevirisi : Vakit geç oluyor, gitmem lazım.
2 geçinmek, iyi ilişkiler içinde olmak
İngilizce örnek : How are you getting along with your new boss?
Türkçe çevirisi : Yeni patronunla nasıl geçiniyorsun?
İngilizce örnek : He gets along with all his colleagues.
Türkçe çevirisi : Bütün meslektaşları ile iyi geçinir.
2 sürdürmek
3 ilerlemek
* get around/round to = vakit bulmak, -e zaman ayırmak
* get at = 1 ulaşmak, erişmek
İngilizce örnek : I hope the enquiry will get at the truth.
Türkçe çevirisi : Umarım soruşturma gerçeğe ulaşacak. (Umarım soruşturmalar sonucunda gerçeğe ulaşılır.)
2 demek istemek
İngilizce örnek : I don't understand, what are you getting at?
Türkçe çevirisi : Anlamıyorum, ne demek istiyorsun?
İngilizce örnek : What are you getting at exactly?
Türkçe çevirisi : Tam olarak ne demek istiyorsun?
* get away = kaçmak * eşanlamlı : escape, flee, get out
İngilizce örnek : Two of the burglars have got away.
Türkçe çevirisi : Hırsızlardan ikisi kaçtı.
İngilizce örnek : The police ran after the thief, but he got away.
Türkçe çevirisi : Polis hırsızın peşinden koştu ama o kaçtı.
İngilizce örnek : The robbers got away from the police in a sports car.
Türkçe çevirisi : Soyguncular bir spor arabayla polisten kaçtılar.
İngilizce örnek : I can't get away before 9 a.m.
Türkçe çevirisi : Sabah saat dokuzdan önce kaçamam.
İngilizce örnek : The police asked the crowd to get away from the fire.
Türkçe çevirisi : Polis kalabalıktan yangından kaçmasını istedi.
* get away with = kötü bir şey yapmak ve cezasından kurtulmak
İngilizce örnek : She didn't get away with cheating in the exam.
Türkçe çevirisi : Sınavda kopya çekmenin cezasından kurtulamadı.
* get back = dönmek, geri gelmek, geri dönmek
İngilizce örnek : When did you get back to the office from your holiday?
Türkçe çevirisi : Tatilinden büroya ne zaman döndün?
* get back at sb = kon. -den intikam almak, öç almak
* get behind = geri kalmak
* get by = 1 yaşamını sürdürmek, geçinmek
İngilizce örnek : My salary lets me get by.
Türkçe çevirisi : Maaşım beni geçindiriyor.
İngilizce örnek : How can you get by on such a low income?
Türkçe çevirisi : Böyle düşük bir gelirle nasıl geçinebiliyorsun?
2 şöyle böyle olmak
* get down = 1 inmek
İngilizce örnek : The old man stumbled as he tried to get down the stairs.
Türkçe çevirisi : Yaşlı adam, merdivenlerden aşağı inmeye çalışırken tökezledi.
2 yazmak, kaydetmek
İngilizce örnek : Did you get her phone number down?
Türkçe çevirisi : Telefon numarasını yazdın mı?
3 güçlükle yutmak
4 rahatsız etmek, üzmek
İngilizce örnek : The weather is getting me down.
Türkçe çevirisi : Hava içimi karartıyor.
* get down to = dört elle sarılmak
İngilizce örnek : It's time we got down to some real work.
Türkçe çevirisi : Doğru dürüst bir işe dört elle sarılmamızın zamanı geldi.
İngilizce örnek : Let's get down to business.
Türkçe çevirisi : Hadi işe koyulalım.
* get in = içeri girmek * eşanlamlı : enter
İngilizce örnek : Get in – it is cold outside.
Türkçe çevirisi : İçeri gir – dışarısı soğuk.
2 varmak * eşanlamlı : arrive
4 (taşıta) binmek * eşanlamlı : board
İngilizce örnek : Please get in the police car.
Türkçe çevirisi : Lütfen polis arabasına bin.
5 seçilmek
İngilizce örnek : Do you think he will be elected again?
Türkçe çevirisi : Sence yeniden seçilir mi?
* get into = 1 girmek
İngilizce örnek : We'd better get into the class - the bell's going to ring soon.
Türkçe çevirisi : Sınıfa girsek iyi olur – zil birazdan çalar.
İngilizce örnek : As I was getting into the bath, I heard a knock at the door.
Türkçe çevirisi : Banyoya girerken birinin kapıyı çaldığını duydum.
2 binmek
İngilizce örnek : He got into the car.
Türkçe çevirisi : Arabaya bindi.
3 ilgilenmeye başlamak
İngilizce örnek : He got into jazz.
Türkçe çevirisi : Caza merak sardı.
4 (sorun, dert, borç, vb.) girmek, çatmak
İngilizce örnek : He got into trouble.
Türkçe çevirisi : Başı derde girdi.
İngilizce örnek : She got into debt.
Türkçe çevirisi : Borca girdi.
* get in touch with = ile temasa geçmek, bağlantı kurmak
İngilizce örnek : You can get in touch with the office by phone.
Türkçe çevirisi : Büroyla telefonla temasa geçebilirsin.
* get into trouble = başına dert almak, başını derde sokmak
İngilizce örnek : She got in a lot of trouble at school today.
Türkçe çevirisi : Bugün okulda başını bir sürü derde soktu.
* get off = (bir araçtan, vb) inmek * eşanlamlı : disembark, dismount, get down
İngilizce örnek : The bus stopped and we got off.
Türkçe çevirisi : Otobüs durdu ve indik.
İngilizce örnek : Don't get off the bus while it's moving.
Türkçe çevirisi : Hareket ederken otobüsten inme.
İngilizce örnek : We got off the bus after two hours of travelling.
Türkçe çevirisi : İki saatlik seyahatten sonra otobüsten indik.
İngilizce örnek : We get off the train in Haydarpaşa and continue by bus.
Türkçe çevirisi : Haydarpaşa’da trenden indik ve yola otobüsle devam ettik.
2 hareket etmek, yola çıkmak * eşanlamlı : leave, depart
3 (işten) paydos etmek
4 cezadan kurtulmak
İngilizce örnek : They were lucky to get off with such light sentences.
Türkçe çevirisi : Böyle hafif cezalarla kurtulmakla şanslıydılar.
* get on (with) = 1 anlaşmak, geçinmek
İngilizce örnek : We get on very well with our next-door neighbours.
Türkçe çevirisi : Kapı komşumuzla iyi geçiniriz.
İngilizce örnek : Those two sisters never got on very well.
Türkçe çevirisi : Bu iki kız kardeş birbiriyle hiç iyi geçinmez.
İngilizce örnek : 'Do you get on with your wife?' 'No. We argue a lot.'
Türkçe çevirisi : 'Karınla geçiniyor musun?' 'Hayır. Çok kavga ediyoruz.'
İngilizce örnek : Dogs and cats sometimes get on very well with each other.
Türkçe çevirisi : Kediler ve köpekler bazen birbirleri ile iyi geçinir.
2 (bir taşıta) binmek * eşanlamlı : board, mount, embark * karşıtanlamlı : disembark
İngilizce örnek : Get on the bus here and off at the fourth stop.
Türkçe çevirisi : Otobüse buradan bin ve dördüncü durakta in.
İngilizce örnek : We got on the bus in Bodrum.
Türkçe çevirisi : Bodrum’da otobüse bindik.
3 devam etmek, gitmek
İngilizce örnek : Get on with your work.
Türkçe çevirisi : İşine devam et.
İngilizce örnek : I can't give you more time because I must get on with my work.
Türkçe çevirisi : Sana daha fazla vakit veremem çünkü işime devam etmeliyim.
İngilizce örnek : My son is getting on in his studies very well.
Türkçe çevirisi : Oğlum derslerinde çok iyi gidiyor.
İngilizce örnek : The manager told him to get on with his work.
Türkçe çevirisi : Müdür ona işine bakmasını (devam etmesini) söyledi.
* get out (of) = 1 çıkmak, gitmek
İngilizce örnek : When do you get out of school?
Türkçe çevirisi : Okuldan ne zaman çıktın?
İngilizce örnek : He got out of his car and went into the house.
Türkçe çevirisi : Arabasından çıktı ve eve girdi.
2 sıvışmak, tüymek, kaçmak
3 (sır, vb) sızmak, yayılmak
* get over = (hastalık, vb.) iyileşmek, kurtulmak, atlatmak * eşanlamlı : overcome, recover, survive
İngilizce örnek : He has got over his illness.
Türkçe çevirisi : Hastalığını atlattı.
İngilizce örnek : He had bronchitis, but she got over it very quickly.
Türkçe çevirisi : Bronşiti vardı ama onu çabuk atlattı.
İngilizce örnek : It took me a long time to get over my illness.
Türkçe çevirisi : Hastalığımı atlatmam uzun zamanımı aldı.
İngilizce örnek : She found it hard to get over the death of her pet dog.
Türkçe çevirisi : (Ev) köpeğinin ölümünün acısından kurtulmak ona zor geldi.
İngilizce örnek : You'll soon get over your disappointment.
Türkçe çevirisi : Yakında düş kırıklığından kurtulacaksın (kurtulursun).
2 anlaşılmak * eşanlamlı : understand
3 anlaşılmasını sağlamak
* get round = 1 ikna etmek
2 yararlanmak
3 (haber, hikâye vb.) yayılmak, ağızdan ağıza dolaşmak
İngilizce örnek : The rumour soon got around the whole village.
Türkçe çevirisi : Söylenti çok geçmeden bütün köye yayıldı.
4 dolaşmak, seyahat etmek
İngilizce örnek : The subway is the cheapest means of getting round the town.
Türkçe çevirisi : Metro şehirde dolaşmanın en ucuz yolu.
İngilizce örnek : We soon picked up enough French to get around.
Türkçe çevirisi : Kısa sürede seyahat etmeye yetecek kadar Fransızca öğrendik.
* get through = 1 (telefonda) bulmak, görüşebilmek
İngilizce örnek : I'm trying to phone her, but I can't get through. The line's engaged.
Türkçe çevirisi : Ona telefon etmeye çalışıyorum ama ona ulaşamıyorum. Hattı meşgul.
2 atlatmak, geçirmek
İngilizce örnek : The government is helping the company get through the crisis.
Türkçe çevirisi : Hükümet, şirketin krizi atlatmasına yardımcı oluyor.
3 anlaşılmak
4 anlaşılmasını sağlamak
* get to = varmak, ulaşmak
İngilizce örnek : If you get up so late you'll never get to work on time.
Türkçe çevirisi : O kadar geç kalkarsan hiçbir zaman işe vaktinde varamazsın.
İngilizce örnek : The news didn't get to us until this afternoon.
Türkçe çevirisi : Haber bu öğleden sonraya kadar bize gelmedi.
İngilizce örnek : What time do you get to your office in the morning?
Türkçe çevirisi : Sabahleyin bürona saat kaçta varıyorsun?
İngilizce örnek : When I got to the station, the train had left.
Türkçe çevirisi : İstasyona vardığımda tren kalkmıştı.
İngilizce örnek : You can't get to the village because of the snow.
Türkçe çevirisi : Kar yüzünden köye gidemezsin.
* get together = toplanmak, bir araya gelmek
İngilizce örnek : We should get together with the other members.
Türkçe çevirisi : Öbür üyelerle toplansak iyi olur.
* get up = yataktan kalkmak * eşanlamlı : arise, rise
İngilizce örnek : What time do you usually get up?
Türkçe çevirisi : Genellikle saat kaçta yataktan kalkarsın?
İngilizce örnek : He gets up about 7 o'clock.
Türkçe çevirisi : Saat yedide kalkar.
İngilizce örnek : I missed the train this morning because I didn't get up early enough.
Türkçe çevirisi : Bu sabah treni kaçırdım çünkü yeterince erken kalkmadım.
* get up to = varmak, yetişmek
2 (özellikle kötü bir şey) yapmak, yapmak üzere olmak
İngilizce örnek : The children are getting up to something in the garden.
Türkçe çevirisi : Çoçuklar bahçede bir halt karıştırıyorlar.
* have got = sahip olmak, -sı olmak
İngilizce örnek : Have you got any money?
Türkçe çevirisi : Hiç paran var mı?
İngilizce örnek : We have got a big house.
Türkçe çevirisi : Büyük bir evimiz var.
İngilizce örnek : Has she got a pet?
Türkçe çevirisi : Onun evde beslediği bir hayvanı var mı?

ilgili sözler / related words

a worthless vessel does not get broken as we get ready to leave ask a silly question and you'll get a silly answer be desperate for something or to get something be difficult to get on with be entitled to get be or get ploughed be unable to get be unable to get a word in edgeways be unable to get married be unable to get to sleep be very hard to get begin to get old begin to get thin on top better get moving boy, did I get an earful burn the quilt to get rid of a flea call when you get there can I get a visa here can I get another document instead of your passport? can I get into your course can I get it gift wrapped can I get it gift-wrapped can I get it rare can I get it without a prescription can I get onto the next flight can I get out here please can I get refund if I stop coming can I get that to go can I get this gift wrapped can I get this prescription filled can I get this refilled can I get you a glass of water can I get you anything can I get you some tea while you wait can I get you something to drink can I get your insurance card? can I get your passport for the admission ? can I get your passport? can I get your son's passport? can I still get into your course can we get the bill can you get me a glass of water can you get me a good deal on a loan can you get this stain out can you tell me how to get to can you tell me how to get to taksim can you tell me what stop to get off at can you tell me where to get off can you tell when I have to get off can't you get a better picture cause somebody to get bitten come and get it could I get by please could I get you something to drink could I get your name please could we get past this please could you tell me how to get there could you tell me how to get to did you get a receipt did you get into marmara university did you get the message did you get the scoops did you get the yahoo id did you get your report card yet difficult to get on with do I get insurance do I get off here do not get out of your car do they get any medicine do you all want to get a pitcher do you get it do you get the message do you get the picture does anybody want to get off at does it take long to get a visa does this car get good mileage don't blame me if you get into trouble don't cross the bridge before you get there don't get ahead of yourself don't get all bent out of shape don't get all excited don't get all worked up don't get angry don't get bent out of shape don't get cocky don't get excited don't get fresh don't get fresh with me! don't get ideas about don't get ideas about ... don't get into a flap! don't get me wrong don't get me wrong! don't get sassy with me don't get smart with me don't get uppity on me don't get uppity with me don't get your nose out of joint don't hesitate to get in touch with me don't let it get to you don't let it get you down don't let this get around- but don't throw out your dirty water until you get in fresh drink and get merry earn enough to get along easy to get along with easy to get on with enable somebody to get something enough money to get by excuse me- could I get your name please find a trick to get out of for it to get dark for those who would like to get away from the stress of daily life get (something) cheaply get (something) easily get a bad break get a bad name get a bad reputation get a ball out of something get a bank loan get a bargain get a bashing get a basinful of get a bawling out get a beating get a big hand get a big hand for something get a big send-off get a bill through get a bill through the turkish grand assembly get a bit above oneself get a bitter taste get a black eye get a boil get a bout get a box on the ear get a bright idea get a burr on it get a callus on it get a camera get a caning get a cataract get a chance get a charge out of get a check-up get a chewing out get a chill get a clean bill of health get a clobbering get a closer look get a clue get a cold get a cold reception get a cold sore get a cough get a craving for get a credit get a cross get a crush on somebody get a cut get a cut for introducing a customer get a daughter engaged get a day off get a deep tan get a divorce get a divorce for get a doctor- quick get a document faxed get a dressing down get a drink get a ducking get a fail get a failing grade get a failing grade in get a failing mark get a fever get a first-aid kit get a foothold get a footing get a footing in society get a for nothing get a fresh lease of life get a fright get a good beating get a good break get a good run for one's money get a good scolding get a grade get a grasp on oneself get a grip get a grip on get a grip on oneself get a grip on something get a grip on the leg get a grip on yourself get a haircut get a hand get a hand with something get a handle on get a hard on get a hard-on get a head start (on somebody or something) get a hernia get a hinge get a hoarse throat get a hobby get a hold of somebody or something get a hold on somebody get a hole get a home and a family get a house built get a job get a job by pulling strings get a kick get a kick out of get a kick out of somebody or something get a kick out of something get a kick out to get a lesson get a lesson from get a let for get a licking get a life get a limb caught in a machine get a line on get a line on somebody get a living get a load get a load of get a load of somebody or something get a load of this get a loan get a long get a long-sought thing get a look in get a lot of custom from get a lot of mileage out of it get a lot of publicity get a lucky break get a lump in one's throat get a mark get a measure of get a medal get a medical certificate get a message one's cell get a message one's cell phone get a message one's mobile get a message one's mobile phone get a monopoly on get a move on get a move on! get a packet get a parking ticket get a passing grade get a passport get a pat on the back get a peep at get a person's goat get a potbelly get a puncture get a raise get a rake-off get a rap on/over the knuckles get a raw deal get a red face get a reputation get a reputation (for doing something) get a result get a rise get a rise in one's salary get a rise out of get a rise out of somebody get a roasting get a rocket get a root canal get a rough idea (about something) get a rough idea (of something) get a run for one's money get a saddle sore get a scolding get a second bite at the cherry get a second bite of the cherry get a second one get a share of the pie get a shave get a shock get a shot get a sight of get a slap in the face get a slap on the face get a slap on the wrist get a smack get a small share out of get a sore throat get a sour taste get a spare part for get a start get a sudden inspiration get a sunstroke get a swelled head get a temperature get a thing straight get a thrashing get a thumping get a tip get a tip-off get a toe-hold get a tongue-lashing get a train get a way from it all get a way with something get a whiff of get a whiff of this get a whipping get a wider shot get a wink of sleep get a word in get a word in edgeways get a yield get abnormal get about get above oneself get abroad get access get acclimatized get accredited get accustomed get accustomed to get accustomed to something get acquainted get acquainted (with) get acquainted with somebody get across get after get after somebody get aggressive get agitated get ahead get ahead (of somebody or something) get ahead of get ahead of somebody get ahead of the defence get all dolled up get all headers get all hot and bothered get all mixed up get all of a dither get all worked up get along get along (together) get along (without (somebody or something)) get along by oneself get along in years get along on one's own resources get along quite well get along somehow or other get along together get along very well get along well get along well with get along well with each other get along with get along with somebody get along with you get along with you! get along! get along/on in one's work get along/on well with others get an advance get an advance on get an answer get an appointment get an appointment (from/with) get an appointment from get an earful get an education get an email get an erection get an eyeball on get an eyeful get an eyeful of this! get an eyefull of get an idea fixed into one's mind get an idea of get an impression get an inkling get an inkling of get an inkling of something get an insight into get an offer get an office get an ultrasound at radiology get an upset stomach get anemia get anemic get angry get angry at get angry with get annoyed get another bite at the cherry get another bite of the cherry get anxious get arid get around get around one get around somebody get around somebody by tricks get around the law get around to get around to something get arrogant get as far as get as one's share get as thin as a rail get at get at it hammer and tongs get at somebody get at somebody or something get at something get at the back of something get at the bottom of something get at the heart of something get at the heart of the matter get at the root of get away get away (from somebody or something) get away cheaply get away from get away from it all get away with get away with a black eye get away with a murder get away with it get away with murder get away with something get away with you get back get back (at somebody) get back at get back at somebody get back in harness get back into harness get back on one's feet get back something get back to get back to earth get back to normal get back to somebody get back to the grindstone get back to the salt mines get back up get bald get bar get beat up get beaten up get beet red get behind get behind (with something) get behind in get benefit from get better get between the blankets get beyond somebody's control get bigger and bigger get bitten get bitter/sour get black with grime get bleached get bleary get bloated get blood out of a stone get bloodshot get bloody-minded get blunt get blunt or dull get bogged down get bored get bored to death get bored with something get breakfast get brighter get brittle get broken get broody get brown get bruised get brutal get buggy get busy get butterflies in one's stomach get buttoned get by get by (on something) get by cheating get by on a shoe-string get by on a shoestring get caked with lime get calcified get callus

1: 1 ms