• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

gelme

Türkçe - İngilizce

gelme = âmed [Türkçe - Osmanlıca]

gelme = hulûl [Türkçe - Osmanlıca]

gelme = kudûm [Türkçe - Osmanlıca]

gelme = makdem [Türkçe - Osmanlıca]

gelme = teşrîf [Türkçe - Osmanlıca]

gelme = vusûl [Türkçe - Osmanlıca]

ilgili sözler / related words

aileden gelme alına gelme alkol haline gelme arada gelme arka arkaya gelme arkası gelme arkasından gelme art arda gelme art arta gelme atom haline gelme aynı kökten gelme aynı noktaya gelme aynı soydan gelme baskın gelme baş aşağı gelme (durumu) beli gelme beraberinde gelme bilmezden gelme bir araya gelme bir daha kapıma gelme bir makam veya göreve gelme birbirinin arkasından gelme birden fazla anlama gelme borçlarını ödeyemez hale gelme burun aşağı gelme (durumu) buz haline gelme ısısı çift hale gelme çocuklarda karşıt olma-karşı gelme bozukluğu çürüyüp toz hâline gelme davetsiz gelme denk gelme dış ülkelerden gelme dönüp gelme dönüp geri gelme dudak dudağa gelme eksik gelme eksik gelme işareti eksik gelme özel durumu elinden her iş gelme elinden her iş gelme yeteneği en başta gelme erken gelme esası eski duruma gelme eski hâline gelme et hâline gelme veya getirme galeyana gelme ile ilgili galip gelme gaz haline gelme geç gelme gel denilen yere gelmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip kendini dar eyleme gelme açısı gelme ihtimali var gelme nedenin nedir? gerçekle karşı karşıya gelme geri dönüşü olmayan bir duruma gelme geri gelme geri gelme işareti ya da emri gibi gelme gidip gelme gidip gelme bileti göreve gelme görevini yapmakta olan memura karşı gelme görmezden gelme görmezlikten gelme göz göze gelme gözünden yaş gelme granül hale gelme içeri gelme içinden gelme içten gelme iki anlama gelme iki yer arasında düzenli olarak gidip gelme şeklindeki ulaşım hizmeti iki yer arasında sık sık gidip gelme iktidara gelme ileri geri gidip gelme işe gelme ile ilgili kurallar işe gidip gelme kanuna karşı gelme kararlı hale gelme kararlı hale gelme süresi karşı gelme karşı gelme eğilimi karşı karşıya gelme karşılıklı gelme karşıt olma-karşı gelme bozukluğu kasvetli hale gelme kendiliğinden geri gelme kendine gelme kimliğini gizleyerek gelme koloni haline gelme kulağa hoş gelme kurumlar arasında gidip gelme küme haline gelme memura karşı gelme meydana gelme meydana gelme zamanı mikrotübül üstüste gelme normal haline gelme onun gelme olasılığı hiç yok otele yer ayırtmadan gelme ölü duruma gelme ölüm haline gelme önce gelme önde gelme patlayacak hale gelme pupa durumuna gelme rast gelme razı gelme rezervasyonu olduğu halde kayıt masasına belirtilen tarihten sonra gelme saat rakkası gibi gidip gelme sabiti hale gelme sağa sola gidip gelme hareketi sayıyla galip gelme sıra ile gelme sıvı haline gelme sıvı haline gelme (gaz, buhar) sonradan gelme sonradan meydana gelme suyu gelme süreaşımlı gelme tahsili şüpheli duruma gelme tam vaktinde gelme ya da yapma titizliği tane haline gelme tartıda daha ağır gelme tekrar gelme toz haline gelme uygun gelme uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelme üst üste gelme üst üste gelme ilkesi üst üste gelme prensibi üst üste koyma ya da gelme üstesinden gelme üstesinden gelme becerileri üstün gelme üstüste gelme vadesi gelme vaktinden önce etkisiz hale gelme veya erken etkisiz hale gelen mermi vecde gelme verimli hale gelme yakarak toz haline getirme veya gelme yan rüzgârla inişte krap gelme yan yana gelme yan yana gelme ya da bulunma yasalara karşı gelme yasaya karşı gelme yeni meydana gelme yeniden bir araya gelme yeniden yerine gelme yeniden yerine gelme (kopmuş organ) yerine gelme zora gelme

1: 0 ms