• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

göze

Türkçe - İngilizce

sıklık sırası: 18266

ilgili sözler / related words

-mek tehlikesini göze almak -yı göze almak açık göze adacık göze ağ göze açıklığı ağrılı göze örtülen bez parçası ağsı göze ak kan göze akışlı göze ölçümü akışlı göze sayımı akkan göze altıgensel sıkı istifli birim göze altutar göze altutar göze artımı amacı uğruna tehlikeyi göze alma ana göze anaç göze arkadaş göze asal göze aşırıoluşumu assitik sıvı göze sayımı aşırı göze çoğalması bağışıklık göze kimyası bakan göze yasak olmaz basit göze bölünmesi ile ilgili bir gözden diğer göze kornea nakli bir göze ait bir şey yapma riskini göze almak bir şey yapmayı göze almak bir yaz daha burada kalmayı göze alamaz bir yerde bulunan ve bariz olarak göze çarpan doğal veya yapay şey veya özellik biraz masrafı göze almak birim göze birim göze başına atom sayısı birim göze oylumu birincil göze birini için bütün tehlikeleri göze almak bitki yapraklarında göze hastalığı bitkilerin yapraklarında görülen ve göze benzeyen bir hastalık boş göze sınaması boş göze testi boya göze boyanmaz göze boylamasına göze bölgesel göze bölük göze bunda göze çarpandan daha fazla şey var cam içinde göze ekimi çalışması cam içinde göze ekimi yordamı cam tüpte göze ekimi çalışması cam tüpte göze ekimi yordamı camda göze ekimi çalışması camda göze ekimi yordamı canlı dışı göze ekimi çalışması canlı dışı göze ekimi yordamı canlı dışında göze ekimi çalışması canlı dışında göze ekimi yordamı canlı dışındaki deney ortamında göze ekimi çalışması canlı dışındaki deney ortamında göze ekimi yordamı çift göze azlığı çok belirgin, göze çarpan daha göze çarpar hale getirmek dalkavuklukla göze girmeye çalışmak david boş göze sınaması david boş göze testi deney ortamında göze ekimi çalışması deney ortamında göze ekimi yordamı deney tüpü içinde göze ekimi çalışması deney tüpü içinde göze ekimi yordamı dışbeslek göze dışbeslenen göze dingin göze diployit göze dişe diş, göze göz doymaz göze dürüst kalp yaraşmaz dörtgensel birim göze düzenli birim göze ekşittutar göze elekli göze elektrikli kimyasal göze elektriksel göze elektrolitik göze işletmesi en göze çarpan en göze çarpan olmak en göze çarpanı enflamatuar göze alt popülasyonu enflamatuvar göze alt popülasyonu erek göze erit göze erkek göze esirgenen göze çöp batar eşey göze eşeyli göze fotoiletken göze fotoreseptör göze galvanik göze gerçekleri göze almak göz göze gelme göz göze gelmek göze açıklığı göze ağılama göze ağılayıcı göze ağılayıcı özdek göze ağzı göze ait göze ak düşmek göze alarak göze almak göze anüsü göze aralığı göze artırma göze ayırt etme göze azlığı göze batan göze batan çirkin şey göze batan değişiklik göze batan kimse göze batan şey göze batanlık göze batar göze batıcı göze batıcı şey göze batma göze batmak göze batmamaya çalışmak göze batmayan göze batmayan ölçüler göze benzer göze benzer şey göze beslenmesi göze bilim göze bilimci göze bilimi göze bilimi ile ilgili göze bilimsel göze boşluğu göze boyası göze bozulumu göze bölünmesi göze büyüklüğü göze çarpacak biçimde göze çarpacak satır göze çarpacak yerde göze çarpan göze çarpan artış (faaliyette) göze çarpan bir biçimde göze çarpan bir özellik olarak içermek göze çarpan bir tarafı ya da bir özelliği olmayan göze çarpan kısım göze çarpan nokta göze çarpan özelliği göze çarpan özelliği olmak göze çarpan şey göze çarpandan daha fazla göze çarpanj belirgin göze çarpar göze çarpar biçimde göze çarpar hale koymak göze çarpar şekilde giyinmek göze çarpıcı göze çarpıyor göze çarpma göze çarpmadan göze çarpmadan durmak göze çarpmak göze çarpmak kendini göstermek göze çarpmamış göze çarpmasını sağlamak göze çarpmayan göze çarpmayarak göze çarpmaz göze çekilen sürme göze çekirdeği göze çekirdeği ekşiti göze çeperi göze çoğalmasını geciktirici göze çönünümü göze çözünümü göze değişimi göze değişmezi göze derişimi göze devresi göze dışı göze dışı denetim göze dışı dondurma göze dışı kayıt solüsyonu göze dışı lipaz göze dışı matris göze dışı matrisin yıkılması göze dışı musin birikimi göze dışı müsin birikimi göze dışı olarak göze dışı sıvı göze dışı sıvı hacmi göze dışı sıvıksu birikimi göze dışı sindirim göze dışına çıkma göze diken olmak göze döngüsü göze durganı göze duvarı göze ekimi göze ekimi enfeksiyon dozu göze eksiltme göze eksiltme faktörü göze erimesi göze erimi göze eriten göze etkinliğini geciktiren göze farklılaşması göze fizyolojisi göze gelmek göze genişliği göze gerilimi göze girmek göze girmeye çalışan göze girmeye çalışma göze girmeye çalışmak göze girmiş göze görülmemek göze görünme göze görünmeden göze görünmek göze görünmemek göze görünmeyen göze görünmez göze göz göze göz dişe diş göze göz dişe diş ilkesi göze göz, dişe diş göze göz, dişe diş demek göze göze dişe diş göze göze dişe diş davranmak göze güzel gözüken göze hitap edecek biçimde göze hitap eden göze hoş gelmiyor göze hoş görünen göze hoş görünen ... ile göze hoş görünen şey göze hoş görünmek göze hoş görünmeme göze hoş görünmeyen göze hoş görünmüyor göze içi göze içi ağ göze içirimi göze ilişkin göze ilişmek göze kalıt bilimi göze kalıtım bilimi göze kalıtımbilimi göze kalıtımı bilimi göze kesitlemesi göze kimyasal göze kimyası göze koruması göze kurtuluş indisi göze kül serpmek göze kültürü göze kültürü enfeksiyon dozu göze mil çekmek göze modeli göze oluşumu göze ortamlı tepki göze öldüren göze örgen göze özsuyu göze pek hitabetmeyen göze perde inmesi göze protoplazması göze sıcak gelen (renk) göze sığası göze sıklığı göze sıvı göze sıvısı göze soyçizgisi göze suyu göze tasarımı göze tepkimesi göze toplulaşması göze tutması göze uygulama göze uyması göze uzunluğu göze üremesi göze üretmesi göze yağı göze yakın olan göze yapısı göze yapısı görüngesi göze yapısı izgesi göze yapısı spektrumu göze yapısı tayfı göze yapışması göze yasak olmaz göze yayılımı göze yenidendoğumu göze yozlaşımı göze yozlaşması göze yutarlığı göze yutumu göze yutumu hızbilimi göze yutumu kötüleşmesi göze yüzeyi almaçları göze zarı göze zarı bileşenleri göze zarı geçirgenliği göze zarı geçirimliliği göze zarı geçirirlik göze zehirlenmesi hacim merkezli birim göze hem göze hem kulağa hitabeden hemen göze batan hemen göze çarpan hemen göze çarpan benzerlik hemen göze çarpmayan her şey I göze almak her şeyi göze al her şeyi göze alan her şeyi göze alarak her şeyi göze alma her şeyi göze almak her şeyi göze almış kimse her şeyi göze almışlık her tehlikeyi göze almak her türlü riski göze almak heterotrof göze heterotrofik göze ısılçift göze ışıl elektriksel göze ışıl göze ışılelektriksel göze içer göze için her tehlikeyi göze almak iğ ana göze iğ göze iki göze bağlı ipucu ikili göze ikincil göze ilkel göze benzer ilkevresel göze iltihaba yol açan göze alt popülasyonu iltihabi göze alt popülasyonu iltihap yapan göze alt popülasyonu iltihaplı göze alt popülasyonu in vitro göze ekimi çalışması in vitro göze ekimi yordamı inflamatuar göze alt popülasyonu inflamatuvar göze alt popülasyonu interstisyel göze stimülan hormon interstisyel göze stimüle edici hormon interstisyel göze uyargan hormon interstisyel göze uyargan içsalgı interstisyel göze uyarıcı hormon interstisyel göze uyarıcı içsalgı iri göze iri kemik göze iri kemik göze etkinliği kalbur göze kan göze bozukluğu kanserli göze inceleme kansıvı göze kapalı göze kapalı göze basılınca gorülen ışıklı görüntü kas göze kavgayı göze almak kazanmayı olduğu kadar kaybetmeyi de düşünerek tehlikeyi göze almak kazanmayı olduğu kadar kaybetmeyi de göze alarak tehlikeye girmek kemik oluşturucu göze kolayerir göze dağlaması kolayerir göze oluşumu konak göze konakçı göze konakçı göze zarı trafiği konuşmayı göze almak koruyucu göze kötü bir şekilde göze çarpmak kuru göze laboratuar ortamında göze ekimi çalışması laboratuar ortamında göze ekimi yordamı laboratuvarda göze ekimi çalışması laboratuvarda göze ekimi yordamı manyetik göze miğfer göze odunsu göze olacakları göze almak orak göze orak göze anemisi orak göze hastalığı orak göze hemoglobini osteojen göze oylum özekli birim göze ölçümlü göze ölçünlü göze ölümü göze almak ötektik göze ötektik göze dağlama ötektik göze oluşumu özellikle göze çarpan paryetal göze pıhtı göze pıhtı göze tutması programlı göze ölümü riski göze almak riski göze almamak riskini göze almak rizikoyu göze almak saç göze sakınan göze çöp batar sakınılan göze çöp batar satıcının bir gözü olsa da alıcının yüz göze gereksinimi vardır sert çeperli göze sonucu göze almak tehlikesini göze alarak tehlikesini göze almak tehlikeyi göze almak tehlikeyi veya eleştiriyi göze almak tek göze bağlı ipucu tek göze proteini temel göze tersinir göze tıpkıyapımsal göze yaşlanması tüm kan göze azlığı u-biçimli göze uçan göze üretici göze vejetatif göze wilks'in boş göze sınaması wilks'in boş göze testi yağ göze yalın göze yangılı göze alt popülasyonu yangısal göze alt popülasyonu yapay göze yapay ortamda göze ekimi çalışması yapay ortamda göze ekimi yordamı yapraklarda göze hastalığı yardımcı göze yarı göze yarım göze yokluğu göze çarpmak yokluğu ile göze çarpmak yutagan göze yutar göze yükün derişimli göze yüze göze bulaştırılarak yapılan acemice iş yüzey merkezli küp birim göze

1: 1 ms