• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

fun

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 3756

ana kullanım 1

FUN = [fan] noun
eğlence, zevk * eşanlamlı : recreation, entertainment, sport; pleasure, amusement, enjoyment, merriment, joy * karşıtanlamlı : misery
İngilizce örnek : Swimming is fun and good exercise.
Türkçe çevirisi : Yüzme eğlencelidir ve iyi bir egzersizdir.
* for fun = 1 gırgırına, zevk için
İngilizce örnek : He uses the Internet only for fun.
Türkçe çevirisi : İnterneti sadece zevk için kullanıyor.
İngilizce örnek : We play football for fun.
Türkçe çevirisi : Zevk için futbol oynuyoruz.
2 şaka olsun diye
İngilizce örnek : Don't take it serious. I just said that for fun.
Türkçe çevirisi : Onu ciddiye alma. Sadece şaka olsun diye söyledim.
* in fun = şaka olsun diye
İngilizce örnek : He doesn't really mean it. He is just speaking in fun.
Türkçe çevirisi : Gerçekten ciddi değil. Sadece şaka olsun diye konuşuyor.
İngilizce örnek : When I made that remark, I wasn't serious; I said it in fun.
Türkçe çevirisi : O lafı ettiğim zaman ciddi değildim, onu şaka olsun diye söyledim.
* have fun = eğlenmek, iyi vakit geçirmek
İngilizce örnek : Did you have fun at the party?
Türkçe çevirisi : Partide eğlendin mi?
İngilizce örnek : Let's go out tonight and have fun.
Türkçe çevirisi : Hadi bu akşam dışarı çıkalım ve eğlenelim.
* make fun of = ile alay etmek
İngilizce örnek : Are you making fun of me?
Türkçe çevirisi : Benimle alay mı ediyorsun?
İngilizce örnek : He didn't realise that they were making fun of him.
Türkçe çevirisi : Kendisiyle alay ettiklerinin farkında değildi.
İngilizce örnek : I hate it when people make fun of me.
Türkçe çevirisi : İnsanların benimle alay etmesinden nefret ediyorum.
İngilizce örnek : My friends make fun of my old car.
Türkçe çevirisi : Arkadaşlarım eski arabamla alay ediyor.

ilgili sözler / related words

1: 0 ms