• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

fail

Türkçe - İngilizce

sıklık sırası: 4828

fail

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2528

ana kullanım 1

01. başaramamak 02. becerememek 03. başarısız olmak 04. geçememek 05. kalmak 06. bırakmak 07. çaktırmak 08. beklenen sonucu verememek 09. yetmemek 10. yetersiz kalmak 11. düş kırıklığına uğratmak 12. umutlarını boşa çıkarmak 13. zayıflamak 14. güçsüzleşmek 15. tükenmek 16. iflas etmek 17. batmak 18. akamete uğramak 19. akim kalmak 20. başarısızlığa uğramak 21. çalışmamak 22. çıkmamak 23. dökülmek 24. döndürmek 25. eksik gelmek 26. filizlenmemek 27. geçer not vermemek 28. incelmek 29. işlememek 30. kifayet etmemek 31. kurumak 32. pili bitmek 33. sonu olmak 34. sonuçsuz kalmak 35. sonuna gelmek 36. verimsiz olmak 37. yerine getirmemek 38. yetersiz olmak 39. açmamak 40. ateş almamak 41. atlatmak 42. başarılı olamamak 43. batağa saplanmak 44. bitmek 45. boşa çıkarmak 46. boşa çıkmak 47. bozulmak 48. çakmak 49. -den yoksun olmak 50. diplemek 51. dökmek 52. fiyasko ile sonuçlanmak 53. kâfi gelmemek 54. körleşmek 55. kusur etmek 56. kuvvetten düşmek 57. -mekten geri kalmak 58. -memezlik etmek 59. muvaffak olmamak 60. -si bulunmamak 61. -si eksik olmak 62. sınıfta kalmak 63. suya düşmek 64. takmak 65. terk etmek 66. ümidini kırmak 67. umudunu boşa çıkarmak 68. unutmak 69. yapamamak 70. yapmamak 71. yardım etmemek 72. yetişmemek 73. yüzüstü bırakmak

ana kullanım 2

01. hata 02. kusur 03. zayıflık 04. zaaf 05. kırık 06. zayıf not

argo

01. çakmak 02. çuvallamak 03. foslamak 04. takmak

bilişim

01. aksamak 02. iptal

denizcilik

01. tirenti

eğitim

01. geçmez 02. sınıfta kalmak 03. gümlemek 04. sınıfta bırakmak

havacılık

01. arıza yapmak 02. arızalanmak 03. başarısızlıkla sonuçlanmak 04. durmak

hukuk

01. sukut 02. muvaffak olamamak

inşaat

01. arızalanmak 02. bozulmak

iş dünyası

01. umudunu kırmak 02. ihmal etmek 03. top atmak

tarım

01. azalmak 02. devrilmek 03. şüt 04. yağmak 05. güz 06. şelale 07. yamaç

teknik

01. aksamak

tekstil

01. işlememek

turizm

01. kalmak

vergi

01. yanılmak

yerbilim

01. göçmek

FAIL = [feyl] verb
1 başaramamak, becerememek, başarısız olmak * eşanlamlı : miscarry, fall through, be unsuccessful, founder, miss, be in vain * karşıtanlamlı : succeed
İngilizce örnek : I failed to warn him in time.
Türkçe çevirisi : Onu zamanında uyaramadım.
İngilizce örnek : They failed to agree on/about going to Antalya for their holiday.
Türkçe çevirisi : Tatilleri için Antalya’ya gitmekte anlaşamadılar.
2 (sınavda) kalmak
İngilizce örnek : He failed in the examination.
Türkçe çevirisi : Sınavdan kaldı.
İngilizce örnek : He failed in the physics exam.
Türkçe çevirisi : Fizik sınavından kaldı.
3 (sınıfta) bırakmak; (sınıfta) kalmak
İngilizce örnek : The teacher failed him for cheating.
Türkçe çevirisi : Öğretmen kopya çektiği için onu sınıfta bıraktı.
İngilizce örnek : He's bound to fail if he doesn't work.
Türkçe çevirisi : Çalışmazsa garanti sınıfta kalır.
4 yetersiz kalmak; hayal kırıklığına uğratmak
İngilizce örnek : The crop failed.
Türkçe çevirisi : Ürün (rekolte) yetersizdi.
İngilizce örnek : The play failed for lack of interest.
Türkçe çevirisi : Oyuna yetersiz ilgi vardı.
¤ noun
başarısızlık

ilgili sözler / related words

angle of fail asli fail asli maddi fail benefit of fail big-board fail bir cümle içinde çeşitli fail ve fiiler bulunduğu takdirde birbirleriyle münasebettar olan fail ve fiiller birlikte okunmalıdır cause to fail cause to fail (an exam) don't fail to come don't fail to go there epic fail f fail fail (a class) fail (a student) fail (in school) fail a class fail a grade fail a prey to fail a year fail all over somebody fail among fail an exam fail an examination fail asleep at the switch fail away fail back fail back surgery syndrome fail by the way side fail completely fail down fail due fail flat fail for the year fail foul of fail from favour fail in fail in a case fail in an exam fail in an examination fail in carrying a hard task fail in health fail in love with fail in one's duty fail in the exam fail in with fail into fail into conversation fail into desuetude fail into disrepute fail into line fail into the habit of fail of man fail of the public officer to report offence fail off fail on error fail on evil days fail on int 24 fail on interrupt 24 fail on one's sword fail one fail one's exams fail over fail safe fail safe flight control system fail safe hybrid landing sysytem fail safe interrupt fail safe relay fail safety fail score a goal fail short fail soft fail spot fail the class fail to fail to act fail to complete something fail to danger fail to do something fail to fill satisfactorily the shoes of a predecessor fail to fire fail to fulfil an obligation fail to give way fail to grow fail to hit fail to meet fail to pay taxes fail to perform its obligations fail to pieces fail to reach an agreement fail to report a news item fail to safety fail to score a goal fail to work fail under fail with old age fail year fer'i fail feri fail get a fail haksız fiilde müşterek fail he cannot fail to win he got a fail in biology he will fail unless he works hard he will not fail to come his eyes fail upon me I fail to see how I fail to see why I will never fail you I'm sure you won't fail i fail to see how i fail to see why i will never fail you i'm sure you won't fail ikinci derecede fail karışık ismi fail kimliği belirlenmemiş fail let fail miles since first fail miles since last fail müşterek fail not to fail to overcome big problems but fail in trifles overcome great difficulties but fail in a trifle point of fail power fail logic rain fail rate of fail ride for a fail school slang to fail suça işlenmesi sırasında iştirak eden feri fail temperature fail test fail time of fail time would fail me too big to fail try a fail velocity of fail water fail without fail words fail me

1: 0 ms