• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

extend

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 2992

ana kullanım 1

01. erişmek 02. yayılmak 03. sürmek 04. uzamak 05. daha uzun ya da büyük bir hale getirmek 06. uzatmak 07. genişletmek 08. germek 09. vermek 10. sunmak 11. sağlamak 12. büyütmek 13. artırmak 14. genişlemek 15. büyümek 16. vadesini uzatmak 17. atmak 18. çekmek 19. kısaltmadan yazmak 20. tam olarak yazmak 21. tazelemek 22. temdit etmek 23. uzanmak 24. uzun tutmak 25. yapmak 26. yardım elini uzatmak 27. yenilemek 28. değer biçmek 29. devam etmek 30. devam ettirmek 31. göstermek 32. kıymet takdir etmek 33. kol atmak 34. sürdürmek 35. süresini uzatmak 36. uzayıp gitmek 37. varmak 38. yardım eli uzatmak 39. yaymak

ana kullanım 2

01. temdit 02. uzatma

askeri

01. avcı hattına yayılmak 02. avcı hattına yaymak 03. açılmak 04. açmak 05. hareket ettirmek 06. temdit 07. uzatma

bankacılık

01. vade uzatmak

bilişim

01. geniş 02. genişlet 03. genişletme 04. yapılandır

fizik

01. genişleme

havacılık

01. açmak

hukuk

01. el koymak 02. haczetmek 03. müsadere etmek 04. süreyi uzatmak

inşaat

01. tevsi etmek

jimnastik

01. vücud, kol ve bacakları germek

matematik

01. uzam 02. uzatımlamak 03. uzatma

muhasebe

01. bakiyeyi başka sütuna geçirmek 02. rakamları başka sütuna aktarmak

spor

01. tüm gücünü kanıtlamak 02. tüm gücünü kullanmak 03. atı son süratle koşmak

EXTEND = [ik'stend] verb
1 uzatmak * eşanlamlı : lengthen * karşıtanlamlı : shorten
İngilizce örnek : The old railway line has been extended as far as the new airport.
Türkçe çevirisi : Eski demiryolu hattı havaalanına kadar uzatıldı.
İngilizce örnek : The government is thinking of extending compulsory education by three years.
Türkçe çevirisi : Hükümet zorunlu eğitimi üç yıl daha uzatmayı düşünüyor.
2 genişletmek, büyütmek * eşanlamlı : stretch, increase, expand, widen, broaden * karşıtanlamlı : contract
İngilizce örnek : He wants to extend his flat on the top floor by building an extra room.
Türkçe çevirisi : Ek bir oda yaparak en üst kattaki dairesini genişletmek istiyor.
İngilizce örnek : I am trying to get permission to extend my house.
Türkçe çevirisi : Evimi genişletmek için izin almaya çalışıyorum.
3 uzanmak
İngilizce örnek : The forest extends for a hundred miles.
Türkçe çevirisi : Orman yüz mil uzanıyor. (Ormanın büyüklüğü yüz mil.)
İngilizce örnek : The garden extends as far as the river.
Türkçe çevirisi : Bahçe ırmağa kadar uzanıyor.
4 yayılmak * eşanlamlı : spread

ilgili sözler / related words

1: 0 ms