• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

eğreti

Türkçe - İngilizce

adjective / sıfat

denizcilik

edebiyat

EĞRETİ = (eğreti nedir; eğreti ne demek; eğreti İngilizcesi) 1. Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat: «O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu.» -A. İlhan. 2. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan: «Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu.» -B. Günel. 3. Takma: Eğreti diş. Eğreti bacak. 4. Belli belirsiz. 5. Uyumsuz, yakışmamış. 6. zf. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde: «Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde.» -Z. Selimoğlu. 7. zf. Üstünkörü, ciddiye almadan: «Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun.» -S. Ayverdi.

EĞRETİ = (eğreti nedir; eğreti ne demek; eğreti İngilizcesi) Bir işin gelişigüzel yapılması.

EĞRETİ = (eğreti nedir; eğreti ne demek; eğreti İngilizcesi) bk. eğretileme.

ilgili sözler / related words

1: 1 ms