• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

düşmek

Türkçe - İngilizce

ana kullanım

deyim / idiom

eylem / verb

düşmek = giriftar olmak [öz Türkçe - eski terim]

düşmek = isabet etmek [öz Türkçe - eski terim]

düşmek = kadük olmak [öz Türkçe - eski terim]

düşmek = sâkıt olmak [Türkçe - Osmanlıca]

düşmek = teveccüh etmek [Türkçe - Osmanlıca]

ilgili sözler / related words

-den telaşa düşmek -den yatağa düşmek -e düşmek -e işi düşmek -e ters düşmek -e yenik düşmek -in gözünden düşmek -in pençesine düşmek -in peşine düşmek -nin gözünden düşmek -nin peşine düşmek -ye düşmek âciz duruma düşmek aciz haline düşmek açık düşmek açmaza düşmek adamına düşmek ağına düşmek ağır bir şekilde düşmek ağıza düşmek ak düşmek aklına düşmek alacağı düşmek altına düşmek aniden düşmek anlaşmazlığa düşmek ansızın düşmek arasına düşmek arda düşmek ardına düşmek arka üstü düşmek arkasına düşmek aşağı duruma düşmek aşağı düşmek aşağıya düşmek aşka düşmek ateşi düşmek ateşten yatağa düşmek attan düşmek attan vs düşmek ayağa düşmek ayağına düşmek ayakları üstüne düşmek ayakları üzerine düşmek aykırı düşmek aynı hataya düşmek ayrı düşmek baş aşağı düşmek baş aşağı düşmek (uçak) başarısızlığa düşmek başaşağı dalmak ya da düşmek başaşağı düşmek başı dara düşmek başı derde düşmek başı öne düşmek başının derdine düşmek baygın düşmek belaya düşmek ben düşmek bırakıp düşmek bir alt lige düşmek bir iş peşine düşmek bir kıza dünür düşmek bir şeye çarpıp arka üstü düşmek bir yere düşmek birbirine düşmek birden alçalıp düşmek (uçak) birden devrilip düşmek birden düşmek birdenbire düşmek birdenbire düşmek ya da düşürmek birdenbire ya da küt diye düşmek birine düşmek birinin eline düşmek birinin gözden düşmek birinin gözünden düşmek birinin hissesine düşmek birinin kucağına düşmek birinin ocağına düşmek birinin payına düşmek birinin pençesine düşmek birinin peşine düşmek birisine düşmek bitap düşmek bitkin düşmek boğaz derdine düşmek borda bordaya düşmek bordadan denize uzatılmış bir kalas üzerinde gözleri kapalı yürüyüp suya düşmek (ceza) boylu boyunca düşmek boylu boyunca yere düşmek bunalıma düşmek burnu düşmek can derdine düşmek can kaygısına düşmek can korkusuna düşmek cansız düşmek cemre düşmek cop diye düşmek cup diye düşmek cup diye suya düşmek cüda düşmek çamura düşmek çaparız düşmek çaptan düşmek çarpıp düşmek çelişkiye düşmek çenesi düşmek çığ düşmek çiğ düşmek çok fena düşmek çok üstüne düşmek çöküp düşmek çukura düşmek daha aşağı bir mevkiye ya da duruma düşmek daha kötü bir konuma düşmek daha kötü durumu düşmek dalalete düşmek dalgaya düşmek dara düşmek darasını düşmek darlara düşmek darlığa düşmek defterlere kayıt düşmek değerden düşmek değeri düşmek dehşete düşmek deli divane aşka düşmek dengesini kaybedip düşmek denize düşmek denize düşmek (uzaygemisi) denk düşmek derde düşmek derdine düşmek dermansız derde düşmek derte düşmek devrilip düşmek dışarı düşmek dikine düşmek dile düşmek dillere düşmek dimdik düşmek dipnot düşmek dizine düşmek dört ayağının üstüne düşmek dört ayak üstüne düşmek dört ayak üzerine düşmek döşeğe düşmek duruma düşmek durumuna düşmek düşmanın eline düşmek düşmek (aniden) düşmek (ateş) düşmek (attan, bisikletten) düşmek (belli bir hale) düşmek (çocuk) düşmek (değer) düşmek (fiyat vb) düşmek (fiyat) düşmek (hataya) düşmek (mevkice, itibarca vb) düşmek (sayıca vb) düşmek (uçak) düşmek (üzerine) düşmek (yara kabuğu) düşmek (yıldırım) düşmek üzere olmak ecele yenik düşmek elden ayaktan düşmek eli dara düşmek eline düşmek en alt düzeye düşmek esir düşmek eşit düşmek eteğine düşmek fakir düşmek fasit daireye düşmek fazla telaşa düşmek fena halde düşmek fenalık geçirerek yere düşmek fiyatı düşmek fiyatı düşmek (bir şeyin) fiyattan düşmek formdan düşmek gaflete düşmek gemiden denize düşmek gemiden düşmek gerçeklere uygun düşmek geriye düşmek göbeği düşmek gölge düşmek görkemli bir durumdan komik bir duruma düşmek çok kolaydır gözden düşmek gözden düşmek itibarını kaybetmek gözden ya da rağbetten düşmek göze ak düşmek gözünden düşmek gurbet ellere düşmek gurbete düşmek güç duruma düşmek güçten düşmek güçten kuvvetten düşmek güçten/kuvvetten düşmek gülünç bir duruma düşmek gülünç duruma düşmek gürültüyle düşmek gürültüyle suya düşmek hak olarak hissesine düşmek hakkında şüpheye düşmek halden düşmek halsiz düşmek hapse düşmek hasta düşmek hastalığa yenik düşmek hataya düşmek hayrete düşmek hayrete ya da tereddüde düşmek hedeften uzağa düşmek hesaptan düşmek hırsızların arasına düşmek hız kaybedip düşmek hızı kesilerek düşmek hızla düşmek hissesine düşmek hükümden düşmek hükümet kapısına düşmek ısrarla üstüne düşmek içeri düşmek içine ateş düşmek içine düşmek içine kurt düşmek ifrata düşmek ihtilafa düşmek ikbalden düşmek ikinci plana düşmek iktidardan düşmek ile anlaşmazlığa düşmek ile ters düşmek ile uygun düşmek iş başa düşmek iş dayıya düşmek iş düşmek iş medreseye düşmek işi düşmek işin arkasına düşmek işportaya düşmek itibardan düşmek iyi başlayıp sonradan suya düşmek iyice düşmek izine düşmek jeton düşmek jetonu düşmek kalbine yenik düşmek kalitesi düşmek kanunun pençesine düşmek kapana düşmek kar düşmek karasevdaya düşmek karaya düşmek karın üstü düşmek karıya kıza düşmek kasabanın diline düşmek kayıp düşmek kayıp içine düşmek kayıttan düşmek kazdığı çukura kendi düşmek kazdığı kuyuya düşmek kazdığı kuyuya kendisi düşmek kedi gibi dört ayak üstüne düşmek kedi gibi hep dört ayak üzerine düşmek kendi derdine düşmek kendi kazdığı çukura düşmek kendi kazdığı kuyuya düşmek kendi kazdığı kuyuya kendi düşmek kendisine azı düşmek kendisine görev düşmek kır düşmek kırağı düşmek kısa düşmek kıtadan ayrı düşmek kıymetten düşmek kolpoya düşmek komik duruma düşmek köre düşmek kötü duruma düşmek kötü düşmek kötü yola düşmek kötü yola düşmek üzere olmak kredisi düşmek kucağına düşmek kuşkuya düşmek kuvetten düşmek kuvvetten düşmek küçük düşmek küme düşmek küpe sıçan düşmek küt diye düşmek ligden düşmek listeden düşmek mahkemeye düşmek maktul düşmek mandepsiye düşmek manen düşmek maskesi düşmek medreseye düşmek mendil açacak duruma düşmek mevkice/itibarca vb düşmek meydana düşmek muvafık düşmek münasebet düşmek nazardan düşmek nikâh düşmek not düşmek ocağına düşmek ofsayta düşmek oltaya düşmek orsadan düşmek ortalığa düşmek ortaya düşmek ödeme aczine düşmek öne düşmek önüne düşmek paçarız düşmek pahadan düşmek paldır küldür düşmek para sıkıntısına düşmek pat diye düşmek pat diye yüzükoyun düşmek payına düşmek pençesine düşmek peresine düşmek peşine düşmek peşinen düşmek pişmiş armut gibi eline düşmek piyasaya düşmek pusuya düşmek rağbetten düşmek rahmet düşmek rastlantıyla aralarına düşmek rütbesi düşmek saçına ak düşmek saçlarına ak düşmek saçlarına kır düşmek safsataya düşmek sapa düşmek savaşta yaralı ya da ölü olarak düşmek sayrı düşmek sefalete düşmek sevdasına düşmek seviyesi düşmek sığa düşmek sıkıntıya düşmek sırası düşmek soğuk düşmek sokağa düşmek sonunda belli bir duruma ya da yere düşmek suya düşmek suye düşmek süratle düşmek (fiyatlar) şanına düşmek şavula düşmek şehit düşmek şerh düşmek şüpheye düşmek takatten düşmek tam adamına düşmek tarn manasile aşka düşmek tefecilerin eline düşmek tehlikeli bir duruma düşmek tehlikeye düşmek tekneden suya düşmek telaşa düşmek tenakuza düşmek tepe taklak düşmek tepe üstü düşmek tereddüte düşmek teredüde düşmek ters düşmek ters düşmek (-e) tezata düşmek tora düşmek tutsak düşmek tuzağa düşmek uçaksavar ateşiyle düşürmek ya da düşmek uçurumun kenarından düşmek umuta düşmek umutsuzluğa düşmek uygun düşmek uyuklarken başı öne düşmek uyuklarken başı önüne düşmek uzağa düşmek uzak düşmek ümidi suya düşmek ümitsizliğe düşmek üstüne düşmek üşütüp yataklara düşmek üzerine çok düşmek üzerine düşmek üzerine fazla düşmek vazife düşmek vergiden düşmek vücuttan düşmek yalancıktan düşmek yalandan yere düşmek yana kayarak düşmek yanılgıya düşmek yanlış düşmek yanlış ortama düşmek yanlış yola düşmek yatağa düşmek yavaş yavaş düşmek yeni bir alçak seviyeye düşmek yenik düşmek yere düşmek yere pat diye düşmek yoksul düşmek yoksulluğa düşmek yola düşmek yollara düşmek yolu düşmek yoluna düşmek yorgun argın düşmek yorgun düşmek yorgunluktan bitkin düşmek yüksekten düşmek yükselmek ve düşmek yüreğine od düşmek yüz üstü düşmek yüzü koyun düşmek yüzükoyun düşmek yüzükoyun yere düşmek yüzüstü düşmek zayıf düşmek zevkine uygun düşmek zıt düşmek zor duruma düşmek zora düşmek

1: 1 ms