• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

cut

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 744

ana kullanım 1

01. kesmek 02. dilimlemek 03. bölmek 04. kesilmek 05. dilimlenmek 06. açmak 07. çıkartmak 08. atmak 09. kısaltmak 10. kısmak 11. azaltmak 12. seyrekleştirmek 13. incitmek 14. kırmak 15. üzmek 16. asmak 17. sapmak 18. aniden dönmek 19. yön değiştirmek 20. aniden yana sapmak 21. biçilmek 22. biçmek 23. çıkarmak 24. devirmek 25. diş çıkmak 26. durdurmak 27. fazla su katmak 28. gitmemek 29. gönlünü kırmak 30. görmemezlikten gelmek 31. görmezlikten gelmek 32. hakketmek 33. hızla yol almak 34. iğdiş etmek 35. inceltmek 36. indirmek 37. işlemek 38. kesilebilmek 39. kesip biçmek 40. kesişmek 41. kesivermek 42. kısa kesmek 43. makas vurmak 44. makaslamak 45. okulu asmak 46. oraklamak 47. tıraş etmek 48. tırpanlamak 49. yarmak 50. yontmak 51. kurgulamak 52. fırıldatıp vurmak 53. kâğıt kesmek 54. top kesmek 55. bıçak gibi kesip acıtmak 56. bilmezlikten gelmek 57. budamak 58. çekip gitmek 59. devam etmemek 60. diş çıkarmak 61. dişi çıkmak 62. doldurmak 63. freze etmek 64. frezelemek 65. hadım etmek 66. hızlı hareket etmek 67. ikiye bölmek 68. indirim yapmak 69. kaçmak 70. katetmek 71. katılmamak 72. kerte açmak 73. kırpmak 74. makasla kesmek 75. önem vermemek 76. ortadan kaybolmak 77. oymak 78. potkopaç çekmek 79. satmak 80. seyreltmek 81. sızlatmak 82. stop ettirmek 83. sulandırmak 84. sünnetlemek 85. tanımamazlıktan ya da görmemezlikten gelmek 86. tapayı tanzim etmek 87. taş kesmek 88. taş yontmak 89. tomruklamak 90. uzak durmak 91. yapmak 92. yazıdan parça çıkarmak 93. yazıyı kesmek 94. yazıyı kısaltmak 95. yazıyı makaslamak 96. yol açmak 97. yuva açmak

ana kullanım 2

01. kesik 02. yarık 03. yara 04. dilim 05. parça 06. kısıntı 07. kesinti 08. azaltma 09. indirim 10. tenzilat 11. kesme 12. pay 13. kesilmiş 14. acı söz 15. baskı klişesi 16. bi 17. biçilmiş 18. biçim 19. biçme 20. bölüm 21. doğranmış 22. fason 23. görüntü 24. hakir görme 25. hiçe sayma 26. hızlı keskin vuruş 27. incitici söz 28. indirim yapılmış 29. ıskonto 30. kanal 31. kertik 32. kesilen kısım 33. kesilme biçimi 34. kesim 35. kesiş 36. kısaltma 37. kıyılmış 38. kıyımlı 39. küçümseme 40. maktu 41. taş 42. tavır 43. tıraş etme 44. yöntem 45. yontma 46. yontuk 47. çıkarma 48. diş yönü 49. eleme 50. kazı 51. kes 52. kesi 53. kesit 54. tenzilatlı 55. yan vuruş 56. yarma 57. çentik 58. klişe 59. oyulmuş geçit 60. vuruş 61. ayırma 62. çatlak 63. çatlamış 64. çizik 65. darbe 66. dersi asma 67. göbek çekme 68. gravür 69. hafriyat 70. hisse 71. indirilmiş 72. indirimli 73. kazılmış çukur 74. kesik vuruş 75. kesmeyi 76. kısalma 77. kıyım 78. komisyon 79. kupür 80. kurdağzı 81. kurgu 82. kurguda kesim 83. orta çekme 84. ot veya diğer bitkileri kesme işlemi 85. parça kumaş 86. potkopaç 87. şerha 88. tip 89. topsuz giriş 90. tutam 91. usul 92. yontulmuş 93. yüzde 94. yüzdelik

sinema

01. geç 02. kes

CUT = [kat] verb
cut [kat]
1 kesmek * eşanlamlı : sever, cut off, chop, divide, cleave * karşıtanlamlı : join
İngilizce örnek : Your hair needs cutting.
Türkçe çevirisi : Saçının kesilmesi lazım.
İngilizce örnek : I've cut myself.
Türkçe çevirisi : Kendimi (bir yerimi) kestim.
İngilizce örnek : He is cutting his nails.
Türkçe çevirisi : Tırnaklarını kesiyor.
İngilizce örnek : She cut a recipe out of the magazine.
Türkçe çevirisi : Dergiden bir yemek tarifi kesti.
2 biçmek * eşanlamlı : trim, shear, mow, crop, prune
İngilizce örnek : The gardener is cutting the weeds.
Türkçe çevirisi : Bahçıvan zararlı otları kesiyor.
3 dilimlemek * eşanlamlı : slice
İngilizce örnek : She cut the apple into two.
Türkçe çevirisi : Elmayı ikiye dilimledi.
4 kesip kısaltmak * eşanlamlı : shorten, abridge, abbreviate
5 azaltmak, kısmak * eşanlamlı : reduce, cut back, lessen, lower, decrease * karşıtanlamlı : extend
6 (ders) asmak
7 kesilmek
¤ noun
1 kesik, yarık, yara * eşanlamlı : gash, slit, incision
İngilizce örnek : The nurse cleaned the cut with an antiseptic.
Türkçe çevirisi : Hemşire yarayı bir antiseptikle temizledi.
2 dilim, parça * eşanlamlı : slice, portion, piece
3 kısıntı, kesinti
4 indirim * eşanlamlı : reduction, cutbak, decrease, lowering
* cut across = kestirmeden gitmek
* cut back (on) = azaltmak * eşanlamlı : reduce, decrease
İngilizce örnek : They plan to cut back on spending on the armed forces.
Türkçe çevirisi : Silahlı kuvvetlere harcama yapmayı azaltmayı planlıyorlar.
* cut down = 1 kesip düşürmek, devirmek
İngilizce örnek : The gardener cut down one of the trees in the garden.
Türkçe çevirisi : Bahçıvan bahçedeki ağaçlardan birini kesip devirdi.
2 azaltmak, kısmak
İngilizce örnek : You really should cut down on sugar; it's so fattening.
Türkçe çevirisi : Gerçekten şekeri azaltmalısın, şeker çok şişmanlatıcı.
İngilizce örnek : He wants to give up smoking or at least cut down.
Türkçe çevirisi : Sigarayı bırakmak ya da en azından azaltmak istiyor.
İngilizce örnek : My husband can't cut down his smoking.
Türkçe çevirisi : Kocam sigarayı azaltamıyor.
* cut in = araya girmek, sözünü kesmek * eşanlamlı : interrupt, interfere
İngilizce örnek : It is impolite to cut in when two other people are talking privately.
Türkçe çevirisi : İki insan özel konuşurken araya girmek terbiyesizliktir.
2 (arabayla) araya girmek, araya dalmak
* cut off = (elektrik, gaz, su, telefon konuşması) kesmek * eşanlamlı : stop, end, terminate
İngilizce örnek : They cut off his electricity because he hadn't paid his bill.
Türkçe çevirisi : Onun elektriğini kestiler çünkü faturasını ödememişti.
İngilizce örnek : The village was cut off for a time because of the severe floods.
Türkçe çevirisi : Şiddetli sel baskınlarından dolayı bir süre köyle irtibat kesildi.
İngilizce örnek : We were cut off in the middle of our conversation.
Türkçe çevirisi : Konuşmamızın ortasında telefonumuz kesildi.
* cut out = 1 kesip çıkarmak
İngilizce örnek : They didn't show the whole film on TV. They cut out the sex scenes.
Türkçe çevirisi : Televizyonda bütün filmi göstermediler. Seks sahnelerini çıkardılar.
2 (içki, sigara, vb) bırakmak
İngilizce örnek : It is far from easy to cut out smoking.
Türkçe çevirisi : Sigarayı bırakmak hiç de kolay değil.
* cut up = parçalamak
İngilizce örnek : She was so angry at her boyfriend that she cut his picture up and threw away.
Türkçe çevirisi : Erkek arkadaşına o kadar kızdı ki resmini parçalayıp attı.

1: 0 ms