• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

course

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 236

ana kullanım 1

01. yemek 02. akmak 03. acelesi olmak 04. av üzerine göndermek 05. hızla ilerlemek 06. köpekle avlanmak 07. sürgün avına katılmak 08. av sürmek 09. dökülmek 10. köpeklerle kovalamak 11. koşmak 12. koşturmak 13. sürgün avına çıkmak

ana kullanım 2

01. yön 02. rota 03. istikamet 04. akış 05. cereyan 06. gidiş 07. gidişat 08. seyir 09. saha 10. alan 11. pist 12. kurs 13. dizi 14. seri 15. eğitim 16. tahsil 17. ders 18. davranış biçimi 19. eylem biçimi 20. yöntem 21. yol 22. yemeğin bölümlerinden biri 23. tabak 24. davranış şekli 25. golf sahası 26. hat 27. kap 28. kulvar 29. muamele 30. öğrence 31. oyun alanı 32. parkur 33. sıra ile gelme 34. yarış pisti 35. yarışta izlenen yol 36. esna 37. ilerleme 38. kur 39. öğün 40. sıralama 41. süre 42. süreç 43. tavır 44. tutum 45. veçhe

askeri

01. uçuş yolu

at yarışı

01. parkur

atletizm

01. koşu yeri

biyoloji

01. erim

denizcilik

01. tirinket yelkeni 02. istikamet 03. rota

eğitim

01. dersler 02. öğrenim

haritacılık

01. rota

havacılık

01. baş 02. tasarlanmış iz 03. uçuş yolu 04. güzergâh

hekimlik

01. doğal 02. tabii

hukuk

01. mecralar

inşaat

01. katman 02. sıra 03. tabaka

iş dünyası

01. cihet 02. izge 03. servis

kazıbilim

01. üst üste sıra

kürek sporu

01. yarış sahası

lojistik

01. istif sırası

madencilik

01. dik damar 02. gang 03. taş tabakası

oto

01. güzergâh 02. yarış pisti 03. geçit

spor

01. koşu yeri 02. koşu parkuru

tarım

01. mecra 02. ekim nöbeti öğesi bitki 03. hareket

teknik

01. ilmek sırası 02. hareket 03. kaba 04. kalın 05. tabaka 06. yarışmak

tekstil

01. enine ilmek sırası 02. may sırası 03. sıra

turizm

01. tabak 02. yemek servis sırası

COURSE = [ko: s] noun
1 yön, rota * eşanlamlı : direction, way, channel, line, route
İngilizce örnek : A storm blew the ship 20 miles off course.
Türkçe çevirisi : Fırtına gemiyi rotasından 2 mil öteye götürdü.
2 pist
3 akış, seyir gidiş * eşanlamlı : progression, series, sequence, march, flow
İngilizce örnek : During the course of his studies, he fell ill.
Türkçe çevirisi : Çalışmaları sırasında hastalandı.
4 alan, pist
5 kurs
İngilizce örnek : She's taking a course in French.
Türkçe çevirisi : Fransızca kursuna gidiyor.
İngilizce örnek : I want to take a course in self-defence.
Türkçe çevirisi : Kendini savunma kursuna gitmek istiyorum.
İngilizce örnek : He took a course in engineering at the University.
Türkçe çevirisi : Üniversitede mühendislik kursuna gitti.
İngilizce örnek : This course consists of twelve lectures.
Türkçe çevirisi : Bu kurs on iki dersten oluşuyor.
6 dizi, seri
7 kap, tabak
8 yemek
İngilizce örnek : After the main course they served tea.
Türkçe çevirisi : Ana yemekten sonra çay servisi yaptılar.
İngilizce örnek : I’d like to have fish as my main course.
Türkçe çevirisi : Ana yemeğim olarak balık yemek istiyorum.
* in the course of time = zamanla
İngilizce örnek : He'll get out of that habit in the course of time.
Türkçe çevirisi : Zamanla bu alışkanlıktan kurtulacaktır.
* of course = elbette, tabii
İngilizce örnek : John said, 'Of course you may borrow my car.'
Türkçe çevirisi : 'Elbette arabamı alabilirsin,' dedi John.
İngilizce örnek : If you will stay up so late, then of course you'll feel tired.
Türkçe çevirisi : Geç saatlere kadar yatmazsan o zaman tabii ki kendini yorgun hissedersin.

1: 0 ms