• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

close

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 498

ana kullanım 1

01. kapatmak 02. kapanmak 03. eylemi durmak 04. eylemini durdurmak 05. birleşmek 06. birleştirmek 07. son vermek 08. bloke etmek 09. dinmek 10. doldurmak 11. kapamak 12. kapsamak 13. kesmek sürgülemek 14. mutabık kalmak 15. örtmek 16. seddetmek 17. sonu olmak 18. sonuçlandırmak 19. tatil etmek 20. tıkamak 21. yummak 22. yumulmak 23. anlaşmak 24. et bağlamak 25. kesmek 26. kilitlemek 27. kitlemek 28. sıklaştırmak 29. sona erdirmek 30. sürgülemek 31. uyuşmak 32. uzlaşmak 33. yaklaşmak

ana kullanım 2

01. yakın 02. samimi 03. sık 04. az aralıklı 05. dar 06. sınırlı 07. dikkatli 08. titiz 09. sıkıntılı 10. boğucu 11. havasız 12. kapalı 13. az farklı 14. hemen hemen eşit 15. ketum 16. ağzı sıkı 17. eli sıkı 18. cimri 19. hasis 20. kıt 21. aslına uygun 22. sadık 23. doğru 24. yakından 25. yakına 26. son 27. bitim 28. sonuç 29. nihayet 30. katedralin çevresindeki alan ve binalar 31. acımasız 32. ağzıpek 33. aynı 34. birbirine yakın 35. bulunması zor 36. canciğer 37. derin 38. dünyadan el çekmiş 39. eksiksiz 40. esaslı 41. etrafı çevrili yer 42. göğüs göğüse 43. ince 44. kapak 45. kapalı kutu 46. kapatılmış 47. kelimesi kelimesine 48. kilise avlusu 49. kısıtlı 50. kişiye özel arazi 51. mektup sonu 52. metne sadık kalan 53. okul bahçesi 54. pinti 55. saklı tutulan 56. şaşmaz 57. sert 58. şiddetli 59. sıkı 60. sıkı ağızlı 61. sıkı dokunmuş 62. sıkıcı 63. sıkışık 64. sıkışık durumda 65. sinekkaydı 66. soğuk 67. tok 68. toplu 69. yanaşık 70. yapışık 71. borsa kapanışı 72. kapanış fiyatları 73. amansız 74. avlu 75. bağlantılı 76. bitişik 77. bunaltıcı 78. candan 79. detaylı 80. geçit 81. gizli 82. göğüs göğüse kavga 83. hemen hemen aynı 84. hemen hemen eşit ya da aynı 85. hitam 86. içlidışlı 87. mahrem 88. pek az farklı 89. saklı 90. sıkı fıkı 91. sonsöz 92. tam 93. zindan

basın

01. bağlamak 02. sayfa bağlamak

bilişim

01. kapanış 02. kapat

denizcilik

01. kapa

elektrik

01. kapatma

eskrim

01. yaklaşmak

hukuk

01. arazi parçası

iskoç dili

01. geçit 02. giriş yolu

istatistik

01. doz

iş dünyası

01. yanında 02. yakınında 03. bitirmek 04. bitmek 05. sona ermek 06. bir iş anlaşması yapmak 07. anlaşmaya varmak 08. kapama

müzik

01. kadans

ormancılık

01. dar yıllık halkalı 02. ince tekstürlü

tarih

01. zindan

teknik

01. kapalı yer 02. kapatma 03. tıkanmak

CLOSE = [klouz] verb
1 kapamak, kapatmak * eşanlamlı : shut, lock, stop, block * karşıtanlamlı : open
İngilizce örnek : Please close the door.
Türkçe çevirisi : Lütfen kapıyı kapa.
İngilizce örnek : Close your eyes and make a wish.
Türkçe çevirisi : Gözlerini kapa ve bir dilek tut.
İngilizce örnek : They had to close the airport; the snow was a metre deep.
Türkçe çevirisi : Havaalanını kapamak zorunda kaldılar, kar bir metre derinliğinde idi.
İngilizce örnek : Can you close the curtains, please?
Türkçe çevirisi : Perdeleri kapar mısın, lütfen?
2 kapanmak
İngilizce örnek : The door doesn't close properly.
Türkçe çevirisi : Kapı doğru dürüst kapanmıyor.
İngilizce örnek : The suitcase won't close properly - the zipper is broken.
Türkçe çevirisi : Valiz doğru dürüst kapanmıyor – fermuarı bozulmuş.
İngilizce örnek : The closing time for the office is 6.00.
Türkçe çevirisi : Büronun kapanma vakti saat altıdır.
3 bitirmek, son vermek * eşanlamlı : end, finish, cease, terminate, conclude * karşıtanlamlı : begin, start
İngilizce örnek : He closed his lecture with a question.
Türkçe çevirisi : Konferansını bir soru ile bitirdi.
¤ noun
son, sonuç, nihayet * eşanlamlı : end, finish, conclusion, termination * karşıtanlamlı : beginning
İngilizce örnek : The sun sets at close of day.
Türkçe çevirisi : Gün bitiminde güneş batar.
İngilizce örnek : The long talks are nearing its close.
Türkçe çevirisi : Uzun konuşmalar sona doğru yaklaşıyor.
¤ [klous] adjective
1 yakın * eşanlamlı : near, nearby, adjacent * karşıtanlamlı : far, distant
İngilizce örnek : My house is close to the subway station.
Türkçe çevirisi : Evim metro istasyonuna yakındır.
İngilizce örnek : The café is close to the train station.
Türkçe çevirisi : Kafeterya tren istasyonuna yakındır.
2 samimi * eşanlamlı : dear, intimate, familiar * karşıtanlamlı : distant
İngilizce örnek : We've been close friends since primary school.
Türkçe çevirisi : İlkokuldan beri samimi arkadaşız.
3 sık, az aralıklı * eşanlamlı : dense, compact, tight, packed
4 dikkatli, titiz
5 (hava) sıkıntılı, boğucu
6 havasız, kapalı * eşanlamlı : stuffy, unventilated, airless * karşıtanlamlı : fresh
7 az farklı, hemen hemen eşit * eşanlamlı : accurate, exact, precise
¤ adverb
yakın, yakından, yakına
* close call/shave/thing = kon. kıl payı kurtuluş
* close fitting = dar
* close season = av yasağı dönemi

1: 0 ms