• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

can

Türkçe - İngilizce

sıklık sırası: 396

can

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 38

ana kullanım 1

01. -abilir 02. -ebilir 03. -abilmek 04. -ebilmek 05. yapabilmek 06. edebilmek 07. muktedir olmak 08. kedreti olmak 09. bilmek 10. yetkisi olmak 11. hakkı olmak 12. olası olmak 13. ihtimali olmak

ana kullanım 2

01. kap 02. kutu 03. teneke kutu 04. konserve 05. konserve tenekesi 06. metal kap 07. maşrapa 08. bidon 09. varil 10. tas 11. çöp kutusu 12. güğüm 13. kutu dolusu şey 14. kutu konserve 15. örtü 16. kılıf 17. ceket 18. kıç 19. popo 20. kaba et 21. iptal karakteri 22. unut damgası 23. konservelemek 24. kutulamak 25. kutulara doldurmak 26. konserve yapmak 27. konservesini yapmak 28. kaydetmek 29. plağa almak 30. teybe almak 31. filme almak 32. kayıt yapmak 33. kasede kaydetmek 34. durdurmak 35. kesmek

argo

01. kodes 02. dam 03. aslan yatağı 04. delik 05. it deliği 06. hilton 07. içeri 08. kafes 09. mahalle 10. tekke 11. işten atmak 12. işten çıkarmak 13. kovmak 14. sepetlemek 15. dehlemek 16. yol vermek

askeri

01. sualtı bombası 02. destroyer

eğitim

01. okuldan uzaklaştırmak

konuşma dili

01. tuvalet 02. memişhane 03. hela 04. abdesthane

CAN 1 = [kın, ken] verb
(olumsuzu cannot ['kenıt, kenot], can't [ka: nt] geçmiş biçimi could [kud], olumsuzu couldn't ['kudınt]) -ebilmek, -abilmek
İngilizce örnek : Can I take another piece of cake?
Türkçe çevirisi : Bir parça kek daha alabilir miyim?
İngilizce örnek : He can speak Italian.
Türkçe çevirisi : İtalyanca konuşabiliyor.
İngilizce örnek : I can't sleep these days.
Türkçe çevirisi : Bu günlerde uyuyamıyorum.
İngilizce örnek : I can't swim.
Türkçe çevirisi : Yüzemiyorum.
İngilizce örnek : If you hurry up you can catch the 8 o'clock train.
Türkçe çevirisi : Acele edersen sekiz trenini yakalayabilirsin.
İngilizce örnek : It can't cost that much.
Türkçe çevirisi : Bu kadar para tutamaz.
İngilizce örnek : She can't even boil an egg.
Türkçe çevirisi : Bir yumurta bile haşlayamaz.
İngilizce örnek : You can trust him.
Türkçe çevirisi : Ona güvenebilirsin.
İngilizce örnek : You can't stay in bed all day.
Türkçe çevirisi : Bütün gün yatakta kalamazsın.
İngilizce örnek : It can't have been Osman you spoke to, he doesn't work here any more.
Türkçe çevirisi : Konuştuğun Osman olamaz, o artık burada çalışmıyor.

CAN 2 = [ken] noun
teneke kutu
İngilizce örnek : I opened the can of beans with my knife.
Türkçe çevirisi : Çakımla bezelye konservesini açtım.
¤ verb
konserve yapmak, konservelemek
* can opener = konserve açacağı

1: 0 ms