• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

can

Türkçe - İngilizce

can

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 38

ana kullanım

CAN 1 = [kın, ken] verb
(olumsuzu cannot ['kenıt, kenot], can't [ka: nt] geçmiş biçimi could [kud], olumsuzu couldn't ['kudınt]) -ebilmek, -abilmek
İngilizce örnek : Can I take another piece of cake?
Türkçe çevirisi : Bir parça kek daha alabilir miyim?
İngilizce örnek : He can speak Italian.
Türkçe çevirisi : İtalyanca konuşabiliyor.
İngilizce örnek : I can't sleep these days.
Türkçe çevirisi : Bu günlerde uyuyamıyorum.
İngilizce örnek : I can't swim.
Türkçe çevirisi : Yüzemiyorum.
İngilizce örnek : If you hurry up you can catch the 8 o'clock train.
Türkçe çevirisi : Acele edersen sekiz trenini yakalayabilirsin.
İngilizce örnek : It can't cost that much.
Türkçe çevirisi : Bu kadar para tutamaz.
İngilizce örnek : She can't even boil an egg.
Türkçe çevirisi : Bir yumurta bile haşlayamaz.
İngilizce örnek : You can trust him.
Türkçe çevirisi : Ona güvenebilirsin.
İngilizce örnek : You can't stay in bed all day.
Türkçe çevirisi : Bütün gün yatakta kalamazsın.
İngilizce örnek : It can't have been Osman you spoke to, he doesn't work here any more.
Türkçe çevirisi : Konuştuğun Osman olamaz, o artık burada çalışmıyor.

CAN 2 = [ken] noun
teneke kutu
İngilizce örnek : I opened the can of beans with my knife.
Türkçe çevirisi : Çakımla bezelye konservesini açtım.
¤ verb
konserve yapmak, konservelemek
* can opener = konserve açacağı

1: 0 ms