• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

call

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 526

ana kullanım 1

01. seslenmek 02. bağırmak 03. aramak 04. çağırmak 05. farz etmek 06. varsaymak 07. adlandırmak 08. isimlendirmek 09. demek 10. uğramak 11. ziyaret etmek 12. celp etmek 13. davet etmek 14. getirtmek 15. gündeme almak 16. işleme koymak 17. tatil etmek 18. iptal etmek 19. ödenmesini istemek 20. ad koymak 21. ad takmak 22. ad vermek 23. addetmek 24. adını vermek 25. anmak 26. çağrılamak 27. çığırmak 28. dava açmak 29. deklarasyon yapmak 30. diye çağırmak 31. diye hitap etmek 32. diye kabul etmek 33. göreve çağırmak 34. haber vermek 35. haykırmak 36. iddia etmek 37. ilan etmek 38. isim koymak 39. konuşmak 40. olarak görmek 41. resmen ilan etmek 42. saymak 43. servis yapmak 44. ses etmek 45. telefon etmek 46. telefonla aramak 47. çağrıda bulunmak 48. isim vermek 49. lakap takmak 50. ödemek için ibrazını istemek 51. söylemek 52. telefon açmak 53. telefonda konuşmak 54. uyandırmak

ana kullanım 2

01. bağırış 02. sesleniş 03. çığlık 04. çağrı 05. rağbet 06. resmi çağrı 07. davet 08. celp 09. telefonla arama 10. telefon etme 11. kısa ziyaret 12. uğrama 13. gereksinim 14. ihtiyaç 15. ödeme daveti 16. apel 17. satın alma hakkı 18. ad yoklaması 19. ayartma 20. bağırma 21. baştan çıkarma 22. çağırış 23. çağırma 24. çağırtı 25. çekici davet 26. etme 27. hak 28. haykırış 29. işaret 30. istem 31. kapıdan uğrama 32. kısa süreli ziyaret 33. konuşma 34. ödemeye davet 35. ötme 36. ötüş 37. sada 38. sebep 39. seslenme 40. taklit eden aygıt 41. talep 42. telefon 43. telefon konuşması 44. ziyaret 45. alım opsiyonu 46. çağırı 47. cazibe 48. çekim 49. gerek 50. hacet 51. istek 52. neden 53. sermaye talebi 54. ses 55. telefonda konuşma 56. yoklama 57. ziyaret etme

askeri

01. ikmal isteği 02. işaret

avcılık-atıcılık

01. hayvan sesi taklidi yapmak

bilişim

01. ara 02. arama 03. çağır 04. çağrı yap

dans

01. talimat

denizcilik

01. limana uğramak 02. limana uğrama

edebiyat

01. ödeme çağrısı

eğitim kısaltması

01. bilgisayar destekli dil öğrenimi

eskrim

01. oyunu durdurmak için yapılan çağrı

güvenlik

01. ihbar

havacılık

01. hitap 02. hitap etmek

hukuk

01. ödeme ihtarı 02. mahkemeye götürmek 03. borsada tespit edilen fiyatla belirli bir müddette satın alma hakkı 04. hisse senetlerinin henüz tediye edilmemiş kısmın tediyesine davet

iskambil

01. istemek 02. konuşma sırası 03. deklare

spor

01. hakem kararı

teknik

01. arama

tenis

01. oyun esnasında verilen skor

tiyatro

01. sahneye çağırmak

CALL = [ko: l] verb
1 seslenmek, bağırmak * eşanlamlı : shout, cry, yell, call out, exclaim
İngilizce örnek : I hear somebody calling for help.
Türkçe çevirisi : Birinin yardım için bağırdığını duyuyorum.
İngilizce örnek : He called to her from across the street.
Türkçe çevirisi : Caddenin karşısından ona seslendi.
2 çağırmak
İngilizce örnek : She called him a taxi.
Türkçe çevirisi : Ona taksi çağırdı.
İngilizce örnek : Please call an ambulance.
Türkçe çevirisi : Lütfen ambulans çağırın.
3 telefon etmek * eşanlamlı : phone, telephone, ring
İngilizce örnek : I’ll call the restaurant to book a table.
Türkçe çevirisi : Masa ayırtmak için restorana telefon edeceğim.
İngilizce örnek : Can you call back in an hour's time?
Türkçe çevirisi : Bir saat içinde beni yeniden arar mısın (bana döner misin)?
4 adlandırmak, demek, çağırmak * eşanlamlı : name, dub, designate, label
İngilizce örnek : In Turkey people call each other with their first name.
Türkçe çevirisi : Türkiye’de insanlar birbirlerine ilk isimleri ile hitap eder.
İngilizce örnek : Just call me Birsen.
Türkçe çevirisi : Bana Ali de.
İngilizce örnek : She called him an idiot.
Türkçe çevirisi : Ona aptal dedi.
¤ noun
1 telefon, arama * eşanlamlı : phone call
İngilizce örnek : Give me a call when you get back from your trip.
Türkçe çevirisi : Gezinden dönünce beni (telefonla) ara.
İngilizce örnek : If I get a phone call when I'm in the bathroom I never answer it.
Türkçe çevirisi : Banyodayken beni arayan olursa asla cevap vermem.
2 bağırış, sesleniş * eşanlamlı : shout, cry, yell
3 çığlık * eşanlamlı : scream
4 çağrı * eşanlamlı : summon, appeal, invitation
* call at = ziyaret etmek, uğramak
* call attention to = dikkat çekmek
* call box = BE. telefon kulübesi
* call by = (geçerken) uğramak
* call for = 1 uğrayıp almak
2 istemek, gerektirmek * eşanlamlı : require, demand, involve
İngilizce örnek : Local people have called for an investigation into the causes of the fire.
Türkçe çevirisi : Bölge sakinleri yangının nedenleri ile ilgili bir soruşturma (açılmasını) istediler.
İngilizce örnek : Strong measures are called for.
Türkçe çevirisi : Güçlü tedbirler gerekiyor.
* call off = iptal etmek, durdurmak * eşanlamlı : cancel, postpone
İngilizce örnek : It began to rain so we called off he match.
Türkçe çevirisi : Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden maçı iptal ettik.
İngilizce örnek : We called the picnic off because of rain.
Türkçe çevirisi : Yağmur nedeniyle pikniği iptal ettik.
İngilizce örnek : The dance has been called off.
Türkçe çevirisi : Dans iptal edildi.
* call on = uğramak * eşanlamlı : visit
İngilizce örnek : Call on us any time you like.
Türkçe çevirisi : İstediğin zaman bize uğra.
İngilizce örnek : I can't call on you, I will be away all weekend.
Türkçe çevirisi : Size uğrayamam, bütün hafta sonu burada olmayacağım.
* call the roll = yoklama yapmak
İngilizce örnek : The teacher called the roll at the beginning of each class.
Türkçe çevirisi : Her dersin başında öğretmen yoklama yaptı.
* call (sb) up = telefon etmek
İngilizce örnek : Call me up after the meeting.
Türkçe çevirisi : Beni toplantıdan sonra ara.
İngilizce örnek : Please call me up as soon as you arrive.
Türkçe çevirisi : Gelir gelmez beni ara.
* make a call = telefon etmek

1: 0 ms