• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

bir yerde

Türkçe - İngilizce

ilgili sözler / related words

(protesto amacıyla) bir yerde yapılan oturma eylemi anormal bir yerde başka bir yerde başka bir yerde kalmak başka bir yerde yenmek üzere hazır yemek satan satan dükkân başka hiç bir yerde başlama çizgisinden farklı bir yerde atağa geçmek bayağı sapa bir yerde belirli bir yerde yaşayan kişilerin çoğalması belirli bir yerde yerleşmek belli bir yerde belli bir yerde durmak belli bir yerde yaşayan ya da yetişen (hayvan- bitki) bildiği bir yerde olmak bilet rezervasyonunu bir yerde bir eğlence parkında yapay güzel manzaralı bir yerde çalışan minyatür demiryolu bir öğretmenin gözetiminde öğretmenlik yapan ve aynı zamanda başka bir yerde öğrenim gören erkek veya kız bir sanığın kendisinin suç sırasında başka bir yerde bulunduğu şeklindeki müdafaası bir süre bir yerde kalma bir yerde (herhangi) bir yerde aktarma yapmam gerekiyor mu bir yerde bir aksaklık var bir yerde bir bozukluk var bir yerde borusu öten kişi bir yerde bulunan insanları sayma bir yerde bulunan ve bariz olarak göze çarpan doğal veya yapay şey veya özellik bir yerde bulunanları saymak bir yerde bulunmamak bir yerde bulunmayan bir yerde cumartesi gecesi kalan biri için özel fiyat bir yerde çakılıp kalmak bir yerde çalışmak bir yerde devriye dolaşmak bir yerde durmak bir yerde durmaksızın bir yerde en az bir gece kalmak bir yerde gecelemek bir yerde geçici olarak kalan kimse bir yerde geçici olarak oturan bir yerde geçici olarak oturmak bir yerde görünmek bir yerde hazır bulunmak bir yerde ikamet eden bir yerde ikamet etmek bir yerde kalma bir yerde kalmak bir yerde kalmaya zorlamak bir yerde kışlamak bir yerde mukim bir yerde oturan bir yerde oturan kimse bir yerde oturan kişi bir yerde oturma bir yerde oturmak bir yerde sigara içilmemesi ile ilgili kural bir yerde sürekli oturmayan bir yerde teslim bir yerde toplamak bir yerde tutmak bir yerde ya da işte uzun süre kalan kişi bir yerde yabancılık duymamak bir yerde yaşamayı güzelleştiren ve kolaylaştıran şey bir yerde yerleşmek bir yerde yerleşmiş bulunan bir yerde yerleşmişlik bir yerde yolculuğa ara vermek bir yolculukta kısa bir zaman için bir yerde durmak birini otomobile bindirip uygun bir yerde öldürüp bırakmak böyle hiç umulmadık bir yerde seninle karşılaşacağım hiç aklıma gelmezdi buralarda bir yerde banka var mı buralarda bir yerde dişçi var mı buralarda bir yerde park yeri var mı daracık bir yerde tutmak dikkatini bir yerde toplama dönüşü olmayan ince uzun bir yol gibi görünüyorsa da mutlaka bir yerde sona erecek dünyada herhangi bir yerde ek ücret (belli bir yerde diğer yerlerden fazla olan hayat pahalılığı için verilen) emin bir yerde emin bir yerde korumak emin bir yerde saklaması için birine bırakılan mal ev dışında bir yerde kısa süreli kalış evde bir yerde evde kadının erkeklerin göremeyeceği bir yerde kalması (müslüman toplumlarda) farklı bir yerde tüketilecek olan yemek ve içecekleri sağlayan kişi veya şirket farklı bir yerde yenecek yemeği hazırlama fırtına sebebiyle bir yerde durmuş gece bir yerde kalma geceyi bir yerde geçirmek gemi gibi kaçamayacağı bir yerde hapsedilmeyen tutuklu güvenli bir yerde güvenli bir yerde saklamak veya muhafaza etmek hakaret etmek (özellikle kalabalık bir yerde birine) hep bir yerde her yerden uzak bir yerde olmak herhangi bir yerde herkesin lort olduğu bir yerde uyum olmaz hiç bir yerde ıssız bir yerde ıssız bir yerde mahsur kalmak issız bir yerde işe gelen herhangi bir yerde askerlik yapan kimse kabul edilmeyen bir rezervasyon yapmış olan bir konuğun başka bir yerde kalması kaplıca gibi bir yerde girdaplı suda yıkanma karanlık ve nemli bir yerde çalışıyorum kendini bir yerde tanıdık sima haline getirmek kendini yeni bir yerde yabancı hissetmek kesimini ise başka bir yerde yapma kısa kalış≡ ev dışında bir yerde kısa süreli kalış kışı ılıman bir yerde geçirmek kolay görülecek bir yerde kötü niyetle bir yerde bulunmak kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde mahsur kalmak kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde yaşamak kuzeyde bir yerde londra civarında bir yerde meyhane- otel- ve pub gibi bir yerde sade bir biçimde döşenmiş olan ve içkilerin içki salonundan daha ucuza verildiği bölüm muayyen bir yerde ikametgâhını kurmak niyeti müşteri için uygun bir yerde ve uygun ürünleri satan, bütün gün açık dükkân okul gibi bir yerde öğle yemeğinin satın alınarak veya evden getirilerek yendiği salon oralarda bir yerde oraya yakın bir yerde otel veya pub gibi bir yerde bar otomobile bindirip uygun bir yerde öldürüp bırakmak oyun alanının içine düşen fakat karşılayan tenisçinin ulaşamayacağı bir yerde olan servis rüzgârlı bir yerde bulunmak rüzgârlı bir yerde olmak sadece belirli bir yerde ödenebilen senet sapa bir yerde savunma oyuncusunun savunduğu rakibi, daha elverişli bir yerde bulunan arkadaşına pas vermesini engellemek için uzaktan izlemesi sessiz bir yerde suç işlendiğinde başka bir yerde olduğu iddiası turistik tesisleri belirli bir yerde yoğunlaştırmak yerine çevreye yayma uzak bir yerde uzun süre bir yerde kalmayan kimse ücra bir yerde ücra bir yerde mahsur kalmak yakın bir yerde yatak ve kahvaltı veren bir yerde kalmak yolculuk sırasında bir yerde bir süre kalmak yolculuk sırasında bir yerde bir süre konaklama yüksek bir yerde

1: 0 ms