• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

bail

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 13437

ana kullanım 1

01. kefaletle serbest bırakmak 02. kefaletle serbest bıraktırmak 03. kova ile suyu boşaltmak 04. suyunu boşaltmak 05. emanet etmek 06. kefil olup serbest bıraktırmak 07. kurtarmak

ana kullanım 2

01. kefil 02. kefalet 03. teminat 04. kefaletle tahliye 05. çember kulp 06. halka 07. kefalet ücreti 08. çember

denizcilik

01. su boşaltma 02. suyunu boşaltmak

güvenlik

01. kefalet ödemek

hukuk

01. kefalete bağlanma 02. tahliye 03. tahliye için kefalet 04. vedia vermek

kimya

01. halka

muhasebe

01. kefalet sözleşmesi

oto

01. kilit yayı

tarım

01. boşaltmak 02. çıkarmak 03. sığırın baş tarafına konan çerçeve 04. tahliye etmek

teknik

01. askı kuşağı 02. kulp 03. boyunduruk 04. sap

BAIL = Tutuklunun, muhakeme edileceği duruşma gününe kadar cezaevinden tahliye edilmesinin veya hapsedilmemesinin karşılığı ve duruşmada hazır bulunmasının teminatı olarak ödenen parasal bedel. Kefalet. [mali istihbarat > ne, nedir, ne demek]

BAIL = [beyl] noun
kefalet, kefalet ücreti
İngilizce örnek : He was released on bail on condition that he stopped harassing his exwife.
Türkçe çevirisi : Eski karısını taciz etmemesi koşuluyla kefaletle tahliye edildi.
İngilizce örnek : His trial is fixed for next week, but he's been allowed out on bail.
Türkçe çevirisi : Duruşması önümüzdeki haftaya, ama kefaletle serbest bırakıldı.
İngilizce örnek : The police will keep him in a cell until someone comes to pay his bail.
Türkçe çevirisi : Birisi gelip de kefaletini ödeyene kadar polis onu hücrede tutacak.

BAIL = nasıl okunur, okunuşu /beyl/ isim

ilgili sözler / related words

1: 0 ms