• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

allow

İngilizce - Türkçe

sıklık sırası: 1092

ALLOW = [ı'lau] verb
1 izin vermek, bırakmak * eşanlamlı : let, permit * karşıtanlamlı : forbid, prohibit
İngilizce örnek : Are women allowed to vote in Afghanistan?
Türkçe çevirisi : Afganistan’da kadınların oy vermesine izin veriliyor mu?
İngilizce örnek : We don't allow smoking in the theatre.
Türkçe çevirisi : Tiyatroda sigara içilmesine izin vermiyoruz.
İngilizce örnek : Are you allowed to go to bed when you want to?
Türkçe çevirisi : Yatmaya istediğin zaman gidebiliyor musun?
İngilizce örnek : You are not allowed to smoke in your room.
Türkçe çevirisi : Odanda sigara içemezsin.
İngilizce örnek : You aren't allowed to park here.
Türkçe çevirisi : Buraya park edemezsin.
2 girmesine/çıkmasna izin vermek, almak
İngilizce örnek : Dogs are not allowed inside the shop.
Türkçe çevirisi : Dükkânın içine köpek giremez.
İngilizce örnek : They did not allow us to enter the museum before 9 o'clock.
Türkçe çevirisi : Saat dokuzdan önce müzeye girmemize izin vermediler.
3 ayırmak, tahsis etmek * eşanlamlı : set aside, provide for
4 olanak vermek * eşanlamlı : grant, concede

ALLOW = nasıl okunur, okunuşu /I'lau/ eylem

ilgili sözler / related words

1: 0 ms