• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

ağır

Türkçe - İngilizce

sıfat / adjective – medical

ağır = aheste [öz Türkçe - eski terim]

ağır = akut [öz Türkçe - eski terim]

ağır = gravis [öz Türkçe - eski terim]

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) 1. Çeşme yalağı. 2. bk. ağar (II).

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) 1. Hafif olmayan. 2. Miktarca çok olan. 3. Ağır asitler: Sülfürik, Hidroklorik ve Nitrik asitler gibi büyük miktarlarda kullanılan. 4.Ağır Kimyasal maddeler: Klor alkali, sülfürik ve nitrik asitler gibi büyük miktarda üretilen kimyasal maddeler. 5.Ağır Hidrojen: bk. döteryum (D). 6.Ağır Metal: bağıl yoğunluğu 4'den büyük olan ve periyodik çizelgenin alt yarısında yer alan metaller. 7.Ağır Spar: Barit (BaSO4). 8.Ağır Su: Döteryum oksit (D2O).

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) 1. Olgun, terbiyeli, oturaklı, aklı başında. 2. İtibarlı, hatırı sayılır (kimse). 3. Kıymetli eşya, para: Evde ağırın, dağda davarın olsun. 4. Beyaz, mor veya başka renk çizgili kumaştan yapılan kadın elbisesi. 5. Kâbus: Bu gece beni ağır bastı.

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) 1. Sert, keskin. 2. Çok, külliyetli, kalabalık. 3. Zahmetli, çetin.

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) 1. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır. 2. Çapı, boyutu büyük: Ağır top. Ağır tank. 3. Yavaş: «Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.» -E. M. Karakurt. 4. Yoğun: «Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.» -A. Sayar. 5. Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). 6. mec. Değeri çok olan, gösterişli: «Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.» -M. C. Kuntay. 7. mec. Çetin, güç: «Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.» -F. F. Tülbentçi. 8. mec. Tehlikeli, korkulu, vahim. 9. mec. Sıkıntı veren, bunaltan. 10. mec. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: «Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.» -N. Ataç. 11. mec. Ağırbaşlı, ciddi: «Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.» -H. E. Adıvar. 12. mec. Keskin, boğucu (koku): «Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.» -F. R. Atay. 13. Kısık, alçak: «Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.» -O. C. Kaygılı. 14. mec. Davranışları yavaş olan. 15. mec. Sindirimi güç (yiyecek): Ağır bir yemek. 16. a. sp. Ağır sıklet: Yıllarca ağırda güreşti. 17. zf. Yavaş bir biçimde: «Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.» -E. İ. Benice.

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) Ahır.

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) Kâbus.

AĞIR = (ağır nedir; ağır ne demek; ağır İngilizcesi) Olgun, babacan.

ağır = âheste [Türkçe - Osmanlıca]

ağır = batî [Türkçe - Osmanlıca]

ağır = girân [Türkçe - Osmanlıca]

ağır = sakil [Türkçe - Osmanlıca]

ağır = sengîn [Türkçe - Osmanlıca]

ilgili sözler / related words

-den daha ağır basmak -den daha ağır gelmek -e ağır basmak -e ağır darbe vurmak -e ağır gelmek ağır (belli bir kilodan) ağır (davranış, duygu) ağır (hava) ağır (iş) ağır (izotop) ağır (koku) ağır (yemek) ağır (yiyecek) ağır adam ağır adımlarla yürümek ağır adımlarla yürüyen ağır adi suç ağır agrega ağır ağır ağır ağır çalmak ağır ağır dolaşma ağır ağır dolaşmak ağır ağır geçmek (vakit) ağır ağır geçmek (zaman) ağır ağır gitmek ağır ağır ilerleme ağır ağır ilerlemek ağır ağır ilerlemek (su/çamur vb. içinde) ağır ağır inmek ağır ağır kaynatmak ağır ağır konuşma ağır ağır konuşmak ağır ağır koşmak ağır ağır kürek çekmek ağır ağır laşka! ağır ağır pişmiş ağır ağır sokulmak ağır ağır sürmek ağır ağır sürünen şey ağır ağır sürünerek giden böcek ağır ağır takip etmek ağır ağır uzaklaşmak ağır ağır ve güçlükle ilerlemek ağır ağır ve zahmetle başarıya ulaşmak ağır ağır ve zahmetle yürümek ağır ağır very ağır ağır veya güçlükle kendine yol açmak ağır ağır ya da azar azar girmek ağır ağır yaklaşmak ağır ağır yol alma ağır ağır yürümek ağır ağır yürümek (grubun arkasından) ağır ağır yürümek ya da gezinmek ağır ağır yürümek ya da ilerlemek ağır akan ağır akım ağır akışlılık ağır aksak ağır aksak gitmek ağır aksak ilerlemek ağır alev yağı ağır ama emin ağır asker paltolu ağır asker paltosu ağır at ağır ateşli silahlar ağır ateşte az kabarcıklı suda kaynatmak ağır ateşte kaynatma ağır ateşte kaynatmak ağır ateşte pişirmek ağır ateşte pişmiş ağır ateşte pişmiş et ağır atom ağır ayak ağır ayak sesi ağır bagaj ağır bakım ağır bakım birliği ağır bakım tamirhanesi ağır barit ağır basan ağır basarak ağır basarak durumu değiştirmek ağır basınç ağır basıp aşağıya doğru eğmek ağır basıp ikna etmek ağır baskı altında olmak veya bulunmak ağır basma ağır basmak ağır başaklı ağır başlı ağır başlı olmak ağır bedensel hasar ağır bedensel zarar ağır benzen ağır benzin ağır beton ağır beton strüktür ağır biçimde cezalandırmak ağır biçimde ve çoğu kez haksız yere suçlamak ağır bir biçimde ağır bir ceza ağır bir cisimle vurmak ağır bir eleştiri ağır bir grip nöbeti ağır bir idman sonrası yapılan rahatlama hareketleri ağır bir kek ağır bir siyasi suç yüzünden avam kamarası huzurunda açtığı ceza davası ağır bir suç işlemeye teşebbüs ağır bir suçtan sabıka kaydı olan mülteci ağır bir suçu saklamak ağır bir şekilde ağır bir şekilde düşme ağır bir şekilde düşmek ağır bir tarzda yaralamak ağır bir yemekten sonra denize girilmiyeceğini bilmesi gerekir ağır bomba ağır bombalama uçağı ağır bombardıman ağır bombardıman havacılığı ağır bombardıman tayyareciliği ağır bombardıman tayyaresi ağır bombardıman uçağı ağır borç yükleri altındaki yoksul ülkeler ağır borç yükü altındaki fakir ülkeler ağır borç yükü altındaki fakir ülkeler girişimi ağır borçlu yoksul ülkeler girişimi ağır bölük ağır brokar ağır bumba ağır buz ağır bünyeli toprak ağır canlı ağır canlılık ağır ceza ağır ceza avukatı ağır ceza işi ağır ceza mahkemeleri ağır ceza mahkemesi ağır ceza suçu ağır ceza veya darbe vs yemek ağır cezaevi ağır cezalarla ilgili ağır cezaya özgü ağır cezayı gerektiren hırsızlık ağır cisim ağır cismani (bedeni) zarar ağır cürüm ağır cüsseli adam ya da hayvan ağır çalışan kamyon ağır çalışmak ağır çalıştırma ağır çan sesi ağır çeki atı ağır çekiç ağır çekim ağır çekim kaydedici ağır çekimli ağır çekimli film ağır çekirdek ağır çekmek ağır darbe ağır darbe indirmek ağır darbe vurmak ağır darp ağır davranan ağır davranmak ağır demiryolu ağır deneylerden geçmek ağır deniz ağır depresif vaka ağır depresyon ağır derecede geri zekâlılar ağır derecede ihmal ağır derecede suçlamak ağır deri ağır devirli motor ağır direksiyon ağır dizel yakıt ağır dolandırıcılık masası ağır domates salçası ağır don ağır donatım taşıyıcıları ağır dosya yükü ağır döküm ağır duymak ağır düşme sesi ağır düşünen ağır ekipman kaldırma çatkısı ağır ekipman operatörü ağır ekipman taşıma sistemi ağır el şakası ağır element ağır elementler ağır eleştiri ağır eleştiri almak ağır eleştiriler karşısında olmak ağır eleştirilerde bulunmak ağır eleştiriye maruz kalmak ağır eleştiriye uğramak ağır eleştiriye uğratmak ağır eleştirmek ağır endam fıstıki makam konuşmak ağır endüstri ağır erkek infertilitesi ağır erkek kısırlığı ağır eşya/yük taşıtı ağır etkiler ağır etkileşim ağır evren ışınları ağır eylemler (arapça) ağır eylemlik ağır ezgi ağır ezgi fıstıki makam konuşmak ağır fakat esaslı ağır faul ağır fuel oil ağır gebe koyun ağır geçmek ağır geçmek (vakit) ağır gelişim bozukluğu olan yavru doğumu ağır gelmek ağır gidiş ağır gidiş veya yürüyüş ağır git ki yol alasın ağır gitmek ağır görev araçları için lastikler ağır görev motoru ağır göz sendromu ağır günah ağır hafif hizmet kamyonu ağır hakaret ağır haksızlık ağır hapis ağır hapis cezası ağır hareket ağır hareket eden ağır hareket etmek ağır hareketli ağır hasar ağır hasar vermek ağır hasta ağır hasta bir turistin ya da otel konuğunun hastaneye kaldırılması ağır hasta olan ağır hasta olmak ağır hastalığın ilacı acıdır ağır hastalık ağır hata ağır hava ağır havası ağır hırsızlık ağır hidrojen ağır hidrojen çekirdeği ağır hidrojen izotopu ağır hiyanet ağır hizmet ağır hizmet aracı ağır hizmet avara dişlisi ağır hizmet bomu ağır hizmet boyaları ağır hizmet boyası ağır hizmet dizel ağır hizmet dizel kamyon ağır hizmet dizel motor yağı ağır hizmet gaz türbini ağır hizmet gazlı kamyon ağır hizmet ile ilgili ağır hizmet iskelesi ağır hizmet kamyonu ağır hizmet motor yağı ağır hizmet soğutma ağır hizmet soğutucu sıvısı ağır hizmet taşıtı operatörü ağır hizmet tipi ağır hizmet tipi benzinli taşıt ağır hizmet tipi dizel motor yağı ağır hizmet tipi lastik ağır hizmet tipi soğutma ağır hizmet tipi treyler ağır hizmet üreticileri birliği ağır hizmet üst şasisi ağır hizmet yatak metali ağır hizmet yürür aksamı ağır hizmete uygun ağır hububat ağır hurda ağır hücum silahı ağır ig zincirler ağır ihlal ağır ihlâller ağır ihmal ağır iklim tipi çadır ağır ile ilgili ağır ilerlemek ağır ilerleyen ağır iş ağır iş aracı ağır iş ateş tuğlası ağır iş cezası ağır iş çelikleri ağır iş görmek ağır iş için elverişli ağır iş lastikleri ağır iş makineleri ağır iş makineleri taşımacılığı ağır iş makinesi ağır iş pulluğu ağır iş refrakteri ağır iş sırı ağır iş soğutması ağır iş takımları ağır iş tuğlası ağır iş yağları ağır iş yapmak ağır iş yükletmek ağır işçi ağır işçilik ağır işe uygun ağır işiten ağır işitir ağır işitme ağır işitmek ağır işler ağır işler için kullanılan büyük paletli traktör ağır işlerde köle gibi çalışan kimse ağır işlerde köle gibi çalışmak ağır işleyen ağır işleyim ağır işlik şamot tuğla ağır işte çalışan kimse ağır işte çalıştırma ağır işte çalıştırma cezası ağır itham ağır iyon çarpışmaları ağır iyon doğrusal hızlandırıcı ağır iyon lineer akseleratörü ağır iyonlar ağır izotop ağır izotoplar ağır kaçmak ağır kaldırma kapasiteli gemi ağır kaldırma solenoid valfi ağır kamyon ağır kamyon trafiği ağır kanlı ağır kanlılık ağır kapasiteli yük ağır kardı ağır kargo ağır kayıp ağır kayıplar ağır kayıpların olduğu savaş alanı ağır kaza ağır kazan geç kaynar ağır kazma ağır kereste ağır kıtalar arası balistik füze ağır kil ağır kil ürünler ağır kimse ağır kimya maddeleri ağır kimyasal maddeler ağır kimyasallar ağır kokulu ağır kokulu peynir ağır kombine immün yetersizliği ağır komponentleri taşımak ve kaldırmak için kullanılan araç ağır konjenital nötropeni ağır konstrüksiyon ağır konuşmak ağır korkutma ağır koşul ağır koşullar ağır kozmik ışın ana unsurları ağır kozmik ışın tanecikleri ağır kozmik ışınlar ağır köprücü kolu ağır köselesi ağır kriz ağır kruvazör ağır kusur ağır kusurlu araç ağır kusurlu fiil ağır kusuru bulunmak ağır kuyruklu ağır külçe ağır külçe deneyi ağır külfetli ağır küme ağır lori ağır maçuna ağır magnezyum oksit ağır mağlubiyet ağır makinalı tüfek ağır makine mühendisi ağır makine operatörü ağır makineli tüfek ağır makineli tüfeklerin üzerine yerleştirildiği üçlü ayak ağır mali zarar ağır maliyet çevre yatırımları planlaması ağır malzeme ağır marş ağır masraflar ağır mayi ağır mazot ağır meromiyozin ağır metal ağır metal (heavy metal) ağır metal boyaları ağır metal florür camı ağır metal oksit camı ağır metal tuzları ağır metal tuzu ağır metal zehirlenmesi ağır metaller ağır mineral ağır mineraller ağır misafir ağır motorlu araç bakımı ağır mukavemet egzersizleri ağır müessir fiil ağır nadir toprak elementler ağır nakliye helikopteri ağır odun ağır ol ağır ol! ağır olarak ağır olma ağır olmak ağır olmama ağır olmayan ağır ortam ağır ortamlı ayırma ağır otlatma ağır öğrenen ağır öğrenen çocuk ağır öğrenenler ağır öğrenme ağır önelcik ağır önüretim ağır önyapım ağır palanga ağır palto ağır paltolu ağır pamuklu kumaş ağır para cezası ağır parça ağır parçacık ağır piyasa ağır polipeptit zinciri ağır prefabrikasyon ağır profil ağır profil haddesi ağır proktor deneyi ağır proteinüri ağır pulluk ağır raylı ağır raylı metro ağır saclar ağır sakatlık ağır saldırılara konu olmak ağır sanayi ağır sanayii ağır satılan ürünler ağır sıklet ağır sıklet (boksör- güreşçi) ağır sıkletli at binicisi ağır sıkletli binici ağır sıvı ağır sıvıda ayırma ağır siklet ağır silah ağır silah bölüğü ağır silah cephanesi ağır silah takımı ağır silahla donatılmış ağır silahlar ağır silahların yasaklanması ağır silahlarla donatılmış ağır silahlı ağır silahlı muharebe aracı ağır silahtan arındırılmış bölge ağır sinir bozukluğu ağır solvent nafta ağır sonuçlar ağır sorumluluk ağır sorumluluk almak ağır söylemek ağır söz ağır sözler ağır sözler söylemek ağır sözlerle eleştirme ağır spar ağır spat ağır su ağır su dinlendiricisi kullanan reaktör ağır su reaktörü ağır su, diğer izotoplar ve bunların bileşikleri ağır suç ağır suç türünden

1: 1 ms