• Medya

  • Uygulama

  • Google Play

able to

to be able to do = yapabilmek, edebilmek

 


Yetenek bildiren bir yapı olup can kip yardımcısına anlam açısından benzer, ancak ondan farklı olarak çeşitli zamanlarda kullanılır  ki böylelikle can'in karşılayamadığı bazı zamanların eksiğini gidermiş olur. Bu yapıda zamanlarla değişen kısım be sözcüğüdür, able to kısmı hep aynı kalır ve kendisinden sonra yalın halde bir fiil getirilir.


1. Geniş zamanda (simple present) genel anlamda yetenekleri gösterir.


I am able to cook.

Yemek yapabilirim.

 

She isn't able to sew.

O dikiş dikemez.

 

Are you able to use a computer?

Bilgisayar kullanabilir misin?


2. Bu yapı geçmiş zamanda (simple past) değerlendirilmiş tek bir yeteneği gösterir.


The surgeons were able to save her life.

Cerrahlar onun hayatını kurtarabildi.


The plumber wasn't able to connect the pipes. 

Tesisatçı boruları bağlayamadı.

 

3. Belirsiz geçmiş zamanda (present perfect) geçmişte başlayıp şu ana kadar gelen yetenekleri belirtir.

 

I have never been able to sleep long enough for three months.

Üç aydır hiç yeterince uzun süre uyuyamıyorum.


She has never been able to suppress her anger.

Hiçbir zaman öfkesini gizleyememiştir.


4.  Gelecekte olacak yetenekler için ise future simple kullanılır.

 

You will be able to walk again in six months.

Altı ay içinde yeniden yürüyebileceksiniz.

 

Will I be able to find a good job?

İyi bir iş bulabilecek miyim?